A cappella, Acapulco, Acara Dağları, Acaristan, Acarlar, Acartav, Acayip, Acaz, Accelerando

A cappella

Sıfat, deyim, (İtalyan k., kilisede demektir). Rönesans devrinde sayısız kontrapuntacı’nın yazdığı çalgı eşliği olmayan, çok sesli dini müzik eserlerinin üslûbu hakkında kullanılır. (Continuo’dan [Sürekli pes ses] yararlanma, ancak XVII. yüzyılda yaygın bir hal aldı fakat, a cappella tarzı da ortadan kalkmadı.) : Zamanımızda bu terim, din dışı da olsa, çalgı eşliği bulunmayan koro eserleri hakkında kullanır.

ACAPULCO veya ACAPULCO De Jtiarez

Meksika’da (Guerrero İdari bölgesi), Pasifik kıyısında liman şehri; 353 000 nüf. 1909 yer sarsıntısından sonra tekrar inşa edildi. Güney kesimindeki limanın XVI. ve XVII. yy’dan beri Uzak Doğu ile ilişkileri vardır: gerçekten de, Filipinlerdeki İspanyol garnizonlarının ihtiyaçlarını sağlıyan Manila kalyonu her yıl Acapulco’dan hareket ederdi. ACAR Sıfat; Becerikli, tuttuğunu koparan, hamarat: Bizim ev mahkeme, hakim, bereket versin acar / Geceden hükmü verir gündüzün icraya koşar (M. A. Ersoy). Taşkın, atılgan, cesur, gözü pek, çevik, gürbüz: İslahiyeli Hamdi vardı, acar oğlan, bilekli de (Orhan Kemal).

ACARA dağları

S.S.C.B.’de, Güney Kafkasya’nın batı kesiminde, Türkiye’deki Rize dağlarının devamını meydana getiren dağlar; 2 850 m.

ACARİSTAN

(Rusça Acarskaya Asrr), S.S. C.B.’nin, Gürcistan Sovyet Sosyalist cumhuriyeti içinde kurulmuş muhtar cumhuriyet; 3 000 km2; 281 000 nüf; merkezi Batum (Rusça Batumı), 94 000 nüf.
Acaristan toprakları, Karadeniz kıyısında, Rize dağlarının Çoruh ırmağı aşağı çığırının doğusundaki uzantısı üzerinde yer alır. Her mevsimi bol yağışlı, yazları sıcak, kışları ılık bir iklimi olan bu dağlar gür ormanlarla, alçak yamaçlarda çay bahçeleri, eteklerde meyve, mısır, fasulye ve tütün tarlalarıyla kaplıdır. Acaristan nüfusunun büyük kısmını çoğu müslüman Acarlar (veya Acaralılar) meydana getirir; ayrıca Türk, Gürcü, Rus, Ermeni ve Rumlar da bulunur. Acaristan muhtar cumhuriyeti, Gürcistan topraklarında, müslüman Acarların toplu yaşadıkları saha üzerinde, 1921 yılında kurulmuştur. Halk geçimini subtropikal ürünler (turunçgiller, çay, tütün), hayvancılık (sığır) ve ormancılıkla sağlar. Memlekette, özellikle Batum’da, demir, kereste, çimento, seramik, tütün… fabrikaları vardır.

ACARLAR veya ACARALILAR

Etnoloji, Karadeniz’in doğu bitiminde. Güney Kafkasya’nın Türkiye’ye komşu kesiminde yaşayan küçük bir kavim. Acarlar, menşe bakımından Gürcülere benzerler; konuştukları dil de Gürcü diline komşudur; bununla beraber eski devirlerden beri, denizden gelen çeşitli kavimlerin etkisi altında kalmışlardır. XVI. yy. ortalarında (Selim I Kanuni Süleyman devri) osmanlı hakimiyetine giren Acarların büyük kısmı (üçte ikisine yakını), kendiliklerinden Müslümanlığı kabul ettiler. Yaşadıkları topraklar, Trabzon eyaletinin, (Çoruh ırmağı ağzının batısındaki kalenin adiyle) Gönye sancağı ve Çıldır eyaleti arasında bölünmüştü. Acara ülkesi 1878’de, (Berlin antlaşmasıyla) Rusya’ya terk edildi; Çarlığın yıkılması üzerine (1918) bir süre tekrar Türkiye hâkimiyetine geçti. S.S.C.B. ile varılan antlaşmaya göre 1921 ’de geri verildi ve topraklar üzerinde Gürcistan cumhuriyetine bağlı muhtar bir bölge kuruldu.

ACARTAV

İsim Ziraat Mahsülü; Sürülecek tarlanın şubat içindeki tavı (Elmalı).

ACAYİP veya ACAİP

Sıfat, (Arapça aceb’den facibe, şaşılacak şey’in çoğulu: Türkçede tekil olarak kullanılır). Çok tuhaf, garip, anlaşılmaz, şaşılacak [şey]: Ne acaip şeyler görecekler (H. R. Gürpınar). Temiz, fakat acayip kılıklı… müşteriler vardı (Ahmed Haşim). Bu dağların benim çocuk muhayyelemde yaptığı acaip tesir… (A. H. Tanpınar). Benzeri olmayan, nadir, değişik: Bir acayip adamdı Semih Lütfi (Y. Z. Ortaç). Bizim iklimlerde bulunmayan bu acayip kuşlardan biri… (F. R. Atay).
Deyim; Acaib-i seb’a-i âlem, dünyanın yedi harikası. Kendisini tanıyanlar acaib-i seb’a-i âlemin sekizincisi derler (Cenab Şahabeddin).
Ünlem oluşumu; Ne garip, ne tuhaf?: «Acaip» dedi? «Sen de mi eşkiya olduydun?» (Yaşar Kemal).
Acaibat (çoğul isim) [iki defa çoğul yapılmıştır]. Eski Acayip şeyler. Olağanüstü yaratıkları inceleyen bilgi. Olağanüstü yaratıklar.
Acayiplik veya acaiplik, isim, Tuhaflık, gariplik: Nazım dilindeki nahv acayiplikleri vezinle kafiye zaruretinden doğmuş (Orhan Veli).

ACAZ

çoğul isim, (Arapça cacz, güçsüzlük, güçsüz, beceriksiz’den alcâz). Eski Âcizler: Bir silsile-i cibâl-i âcâz / Kim bittiği yerde eyler âgâz (Abdülhak Hâmid).

ACCELERANDO

Zarf (italyan k.). Müzikte, bir parçanın hızının arttırılacağını bildiren terim.

Hadi Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on RedditPin on Pinterest

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir