Edebiyatta Doğalcılık Nedir?

Edebiyatta Doğalcılık Nedir? XIX. yy. sonunda Emile Zola ve çevresindekiler tarafından başlatılan edebiyat akımı. Terim olarak ilk kez Thérèse Raquin adlı romanının ikinci baskısına (1868) yazdığı önsözde Émile Zola tarafından kullanılan doğalcılık (ya da natüralizm), gerçekçilik akımından doğdu. Gerçekçilerin dikkatli gözlem ya da dış gerçekliğin öykünmeci betimlemelerine doğalcılar, belirli bir insani bakış ve farklı bir yazım yöntemi eklediler. Doğal bilimlerden, özellikle dış etmenlerin insanlar üstündeki etkilerini ortaya koyan Dar-win’in evrim kuramından güçlü bir biçimde etkilendiler. Kalıtımı, çevreyi ve yakın koşulların baskısını insan eyleminin temel belirleyicisi sayıp, denetimleri dışındaki güçler tarafından koşullandırılan insanların, özgür iradeden ya da ahlaksal yeğlemeden büyük ölçüde yoksun olduklarını ileri sürdüler. Yöntem olarak, nesnel gözlemlere dayanan bilimsel deneyi taklit edip, Auguste Comte’un olguculuğunun etkisiyle, yaşamın değişmez yasalarını araştırdılar. Sanayi devriminin sonuçlarından, özellikle kentler çevresinde oluşan gecekondularda yaşayan emekçi sınıfların yoksulluğundan da etkilendiler.

Doğalcılık tiyatroda, romanda ve öyküde hızla yayıldı. Oyunculukta ve sunuşta yeni teknikler bulmak amacıyla “özgür” tiyatrolar kuruldu: Paris’te Théâtre Libre (1887), Berlin’de Freie Bühne (1889), Londra’da İndependent Theatre Club (1891),vb. Henrik İbsen’in Hayalet ( 1881) adlı, “toplum sözleşmesinin ardında yatan yalanları hoşa gitmeyen bir biçimde sergilediği için tartışmalara neden olan oyunu, yalnızca içeriğiyle değil, tiyatroya getirdiği yeni yöntem öyküleriyle de doğalcı tiyatronun niteleyici oyunu oldu. Alkolizm, cinsel ahlâksızlık, cinsel hastalıklar, yoksulluk, ikiyüzlülük, açgözlülük, sahtekârlık gibi çağın kötülüklerine karşı olan doğalcı tiyatro yazarları, dilin ustalıklı kullanımına dayalı oyunlar yerine, çoğunlukla halk dilini ya da şivesini kullanarak, el değmemiş “yaşam dilimini işleyen oyunlar yazmayı yeğlediler. Lev Tolstoy’un Karanlığın Kudreti (1886), August Strindberg’in Baba (1887) ve Matmazel lulie ( 1888), Henry François Becque’in Akbabalar (1882), Gerhart Hauntmann’ın Şafaktan Önce (1889) ve Kunduz Kürk (1892), Hermann Sudermann’ın Namus (1889), Eugène Brieux’nün Frengililer (190 ), Maksim Gorki’nin Ayaktakımı Arasında ( 1898), George Bernard Shaw’un Hoş Olmayan Oyunlar (1898) adlı yapıtları; vb.

Doğalcı romanın başyapıtı; Zola’nın 20 ciltlik Les Rougon-Macquart (1871-93) adlı dizisidir. Alt başlığı “İkinci İmparatorlukta Bir Ailenin Doğal ve Toplumsal Tarihi” olan bu yapıtında Zola, büyük bir ailenin farklı iki dalını (Rougonlar ile Macquartlar) beş kuşak boyunca ayrıntılarıyla anlatmış, kalıtımın, çevrenin ve koşulların onların etkinliklerini ve yaşama biçimlerini nasıl biçimlendirdiğini göstermiş, ailenin çeşitli uğraşlarını anlatarak, o dönemdeki Fransa’nın toplumsal ve ekonomik yaşamınının canlı bir portresini çizmiştir. Dizinin en iyi yapıtları olan Meyhane (1877) ve Cerminal’de (1885), doğalcılığın sınırlarını aşmak için titiz bir belgeleme ile şiirsel bir düş gücü birleştirilmiştir.

Zola’nın çevresinde toplanmış doğalcı yazarların başlıcaları arasında, Guy de Maupassant, Léon Henni-que, Henry Céara, Paul Alexis ve Joris Karl Huysmans sayılabilir. “Médan grubu” adı verilen bu yazarların ortak öykü kitabı Les Soirées de Médan (Médan Geceleri, 1880), doğalcılığın bildirisi sayılmaktadır.

Doğalcılık akımı, Türk edebiyatında önce Tanzimat döneminin ikinci kuşak yazarlarında etkili olmuştur. Nabizade Nâzım’ın Zehra adlı romanında bu akımın etkileri görülür. Daha sonraki yıllarda Hüseyin Rahmi Gürpınar \Mürebbiye; Ben Deli miyim?), Bekir Fahri (Jönler), Selahattin Enis (Çingeneler öyküsü), Yakup Kadri Karaosmanoğlu gibi yazarlar, bazı romanlarında doğalcı yazarların, özellikle de Émile Zola’nın etkisinde kalmışlardır.

Not: Fransız yazan Émile Zola, XIX. yy. sonlarında ortaya çıkan doğalcı edebiyat akımının başlıca temsilcisidir. Zola, insan yaşamının ve davranışının maddi yönünün yansız biçimde gözlenmesine ve çözümlenmesine dayanan doğalcı kuramını, Thérèse Raquin (1867) adlı romanının ikinci baskısında açıklamıştır.

Hadi Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on RedditPin on Pinterest

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir