Evliya Çelebi hakkında bir araştırma yapınız.

Evliya Çelebi hakkında bir araştırma yapınız. Evliya Çelebi doğum tarihi 25 Mart 1611, ölüm tarihi 1682’dir. Doğum yeri İstanbul’dur. Osmanlının en önemli gezginlerindendir. 50 yıl boyunca Osmanlı ülkesini gezmiş ve seyahatname adlı bir eser ortaya çıkarmıştır.

 

Evliya Çelebi Hayatı

Ailesi Kütahyalı olup, İstanbul’un fethinden sonra İstanbul’a yerleşmişlerdir. Evliya Çelebi İstanbul’da doğmuş, iyi bir eğitim görmüştür. Mahalle mektebi, medrese ve Enderun eğitimi almıştır. Okul öğreniminin dışında özel hocalardan Kur’an, Arapça, güzel yazı, musiki, beden eğitimi ve yabancı dil dersleri aldı. Kur’an’ı ezberleyerek hafız oldu. Öğrenimini bitirdikten sonra 25 yaşında iken Ayasofya Camii’nde mukabele okuduğu sırada camiye gelen IV. Murad’ın iradesiyle saraya alınıp musahipler arasına katıldı. Yaptığı işlerle padişah ve devlet ileri gelenlerinin beğenisini kazandı. IV. Murad’ın vefatına kadar sarayda zeka ve güzel konuşma kabiliyeti sayesinde pâdişahın teveccühünü kazandı. Bu yüzden çok yüksek görevlere getirilmesi düşünülüyordu. 1682 yılından sonra vefat etti. Ölüm yeri ve mezarı bilinmemektedir. Kabri bir ihtimal, şimdi Lohusa Sultan Türbesi yanındaki Meyyit Mezarlığı’nda, ailesi yanındadır.

Zamanına göre iyi derecede tahsil gören Evliya Çelebi, nazımla meşgul olmuş ve musikiyle uğraşmıştır. Girgin olup nerede kelâm edeceğini bilen, hoş sohbet, aynı zamanda cesur bir seyyahtır. Bir çok harbe katılmış, hatırı sayılır tehlikeler atlatmıştır.

Evliya Çelebinin Seyahate Başlaması

Evliya Çelebi’nin daha küçük yaşlarından itibaren içinde müthiş gezi arzusu vardı. Yeni yerler görmek, yeni insanlar tanımak istiyordu. Bu yüzden sarayda fazla kalamadı. Kendisinin anlattığına göre bir rüya üzerine meşhur gezilerine başladı. 1040 Muharrem ayının Aşure Gecesi (19 Ağustos 1630) gördüğü rüya şöyledir: Rüyasında İstanbul’da Yemiş İskelesi civarında Ahi Çelebi Camii’ndedir. Orada muazzam bir cemaat vardır. Dikkat eder, İslam peygamberi Muhammed’i baş tarafta görür. Dört sadık halifesi ve diğer ashabı da hep oradadır. Muhammed’in yanına gidip ondan şefaat dilemek arzusundadır. Ama bir türlü cesaret edip de gidemez. En sonunda bir cesaretle gidip “Şefaat ya Resulullah” diyeceğine, “Seyahat ya Resulullah” der. Böylece, 70 yaşına kadar sürecek ve çeşitli tehlike, sıkıntı ve hadiseler geçirmesine rağmen vazgeçmeyeceği seyahati başlar.

İlk gezisini, İstanbul ve çevresine yaptı. Daha sonra İstanbul dışına çıktı. 1640 başlarında babasından habersizce Bursa’ua gitmek üzere İstanbul’dan çıktı. Bu seyahatten 35 gün sonra geri döndü.[16] Oğlunun seyahat aşkını gören babası bundan sonra seyahatine müsaade etti ve kendisini zamanın önemli şeyhlerinden Abdü’l-ahat Nûri Efendi ve diğer şeyhlere götürüp el öptürerek hayır dualarını niyaz etti.

Evliya Çelebi ikinci seyahatini Temmuz 1640’ta İzmit’e yaptı. Bu suretle 1630’dan 1681’e kadar sürecek olan elli yılı aşkın bir seyahat hayatı yaşadı.[17][3] Gezdiği yerler arasında o zamanki Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisinde yer alan hemen hemen bütün yerler vardı.[3]

Evliya Çelebi, bu gezileri sırasında çok ilginç yerler gördü. Yeni insanlarla tanıştı. Birçok olayla karşılaştı. Karşılaştığı ilginç olayları okuyucuya anlatarak kitabına renk kattı. Gezileri sırasında birçok kez ölümle burun buruna geldi. Savaşlara katılarak hem savaşları hem de o yerleri anlattı. Gezmek için gittiği son yer Mısır oldu. Evliya Çelebi’nin bugün bile önemini taşıyan Seyahatname adlı eseri işte bu gezilerin ürünüdür.

Evliya Çelebi Seyahatnamesi

Seyahatname, Evliya Çelebi tarafından 17. yüzyılda yazılmış olan çok ünlü bir gezi kitabıdır. 10 ciltten oluşur. Gerçekçi bir gözle izlenen olaylar, yalın ve duru, zaman zaman da fantastik bir anlatım içinde, halkın anlayacağı şekilde yazılmış, yine halkın anlayacağı deyimler çokça kullanılmıştır. Halk etimolojisi de bolca görülür.

Evliya Çelebi, Seyahatnâme’sinde gezip gördüğü yerleri kendi üslûbu ile anlatmaktadır. Evliya Çelebi’nin 10 ciltlik Seyahatnâmesi, bütün görmüş ve gezmiş olduğu memleketler hakkında oldukça önemli bilgiler içermektedir. Eser bu yönden Türk Kültür tarihi ve gezi edebiyatı açısından önemli bir yere sahip olmuştur.

Hadi Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on RedditPin on Pinterest

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir