Fizyoloji Nedir? Fizyoloji Tekniklerinin Gelişmesi

Fizyoloji Nedir? Fizyoloji Tekniklerinin Gelişmesi, Bitkilerin, hayvanların ve insanların organizmalarının işlevlerini ve işleyişlerini inceleyen bilim dalı. Bitkisel fizyoloji bitkibilimin, hayvansal fizyoloji de hayvanbilimin kapsamına girerler. İnsan konusunda fizyoloji terimi ilk olarak Fransa kralı Henrilinin hekimi Jean Fernel tarafından 1554’te kullanılmış, Fernel’in böylece fizyolojiyi patolojiden, hastalık seyirlerinden, tedaviden ve sağlık korumadan açık biçimde ayırmasından sonra, terimin anlamı günden güne belirginleşmiştir.

KAN DOLAŞIMININ BULUNMASI

XVII. ve XVIII. yüzyıllarda, fizyoloji, tıbba ve bu alandaki gelişmelere sıkı sıkıya bağlıydı. Söz konusu gelişmeler, çoğunlukla hekimlerin ve anatomi uzmanı cerrahların çalışmalarına, özellikle de Rönesans’tan başlayarak kadavra üstünde yapılan açımlamalara dayanıyordu. Ne var ki, hangi biçimde adlandırılırsa adlandırılsınlar söz konusu kuramlar, çoğunlukla, eksik gözlemlere ya da yalın deneylere dayanan, doğruluğu tartışma götürür sonuçlara ulaşıyorlardı. Bununla birlikte, bazı önemli buluşlar da yapıldı. Sözgelimi 1628’de,kalbin çalışmasını bir pompanınkine benzeten Londralı anatomi profesörü Harvey, kan dolaşımını buldu. 1647’de Steno, kalbin bir kas olduğunu saptadı; kısa süre sonra da Borelli bu kasın çalışmasını inceledi.

FİZYOLOJİNİN OLGUNLAŞMASI

Böylece fizyoloji, organların çalışmasını inceleyen bilim olarak gelişmeye başladı. Haller, akciğerin işlevleri konusunda çağının görüşlerinin bireşimini yaptı ve 1757’deöğrencilerinin dikkatini, sinir ve kas işlevleri konusunda uyarılabilirlik ve duyarlık kavramları üstüne çekti. 1775’te Priestley, bitkilerin solunumuyla ilgili çalışmasını açıklayarak, Lavoisier’nin buluşlarına öncülük etmiş oldu. Nitekim, iki yıl sonra Lavoisier, solunum mekanizmalarını, oksijen tüketimini, kas çalışmasını ve ısı üretimini aydınlattı (makroskopik anatomiyle ilgisi olmayan bu buluşlar fizyolojiyi işlevsel ve kimyasal bir görüş açısına yönlendirmişlerdir).

Öte yandan, sinirlerin elektriksel uyanlabilirliği, istemli ve istemsiz hareketler gibi sinir sistemiyle ilgili buluşlar, XIX. yy’da yapılan çalışmalara oranla çok önemli olmamakla birlikte, sonraki yıllarda sinir sisteminin derinlemesine araştırılmasına ve sinir fizyolojinin gelişmesine yol açtı.

XIX. YY’DA BULUŞLAR PATLAMASI

60 yıl gibi bir süre içinde, sinir merkezlerinin çoğu, duyu ve hareket sinir yolları tanındı; aynı zamanda sinir sisteminin iki sistemden (beyin omurilik sistemi ve özerk sinir sistemi) oluştuğu, özerk sinir sisteminin de sempatik ve parasempatik sistemlere ayrıldığı anlaşıldı; sinir akışı yasaları bulundu; beyin kabuğunun görevleri incelendi. Fizik ve kimyadaki önemli gelişmeler, gözlem, deney, çözümleme ve sonuçların kayıt tekniklerinin ilerlemesi, araştırmaları kolaylaştırdı. Salgılar, beden sıvıları incelenip çözümlendi; iç ortamın metabolizması ve düzenleme biçimi incelendi. 1855’te Claude Bernard’ın karaciğerin glikojen depolama işlevini bulmasıyla içsalgı fizyolojisi ortaya çıktı. Bu arada hücrebilim, dokubilim ve embriyobilim çalışmaları, hücre fizyolojisi alanındaki buluşlara öncülük etti.

FİZYOLOJİ TEKNİKLERİN GELİŞMESİ

XX. yy’da teknik alandaki gelişmeler hormonların, enzimlerin ve vitaminlerin görevlerinin, sinir akışının ve kan fizyolojisinin aydınlatılmasını sağladı. Röntgen incelemesi, radyoaktif izotoplar kullanılması, duyarlı çözümleme yöntemleri, kimyasal bireşim olanakları, buluşları daha da hızlandırdı. Fizyoloji, özerk bir bilim olmakla birlikte, bütün inceleme ve araştırma yöntemlerinden, matematik (biyometri), fizik (elektrik, termik, termodinamik, radyoloji), kimya (biyokimya) gibi bütün bilim dallarından yararlanır. Solunum, dolaşım, sindirim, boşaltım gibi genel fizyoloji işlevlerini, iç salgı bezleri, böbrek, sinir sistemi, duyu organları gibi organların fizyolojik işlevlerini, genel metabolizma ve besin gruplarının özel metabolizmalarını, su metabolizmasını, ısı düzenlenmesini, kas işlevlerini ve cinsel işlevleri inceler. Aynı zamanda insanın normal ya da gürültü, soğuk, sıcak, yükseklik, denizdibi, spor etkinlikleri, uzay, vb. özel koşullarda çevresiyle ilişkisini inceler. Fizyolojinin bu bölümlerinden üçü, tıbba özel olarak bağlıdır; Doğrudan doğruya tıp uygulamasıyla ilgili olan fizyoloji sorunlarını inceleyen uygulamalı fizyoloji; organizma işlevlerindeki bozuklukları inceleyen fizyopatoloji; beyin ve zihin işlevlerini kapsayan psikofizyoloji ya da ruhsal fizyoloji.

Hadi Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on RedditPin on Pinterest

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir