Fontainebleau okulu Nedir? Temsilcileri kimlerdir?

Fontainebleau okulu Nedir? Temsilcileri kimlerdir? Fransa’da XVI. yy’da, etkinlik merkezi Fontainebleau şatosu olar. sanat akımı. “Fontainebleau okulu” teriminin ilk olarak Viyanalı Adam Von Bartsch tarafından, Gravürcü Ressam (le Peintre-Graveur; Viyana, 1821) adı altında yayımlanan yapıtlar dizelgesinin onaltıncı cildinde geçtiği sanılır. Söz konusu terim İtalyan ressamı Francesco Mazzola Parmigianino’nun (1503-1540) ilk örneğini vermiş olduğu İtalyan tipi oforta uygun olarak, 1542-1548 yılları arasında Fontainebleau gravürcülerinin gerçekleştirmiş oldukları estampları belirtmek için kullanılmıştır.

Pontainebleau okulu sanatçılarından biri tarafından yapılmış Diana ’nın Banyosu adlı imzasız tablo. Geri planda at üstündeki kişi Henri IV'tür.

Pontainebleau okulu sanatçılarından biri tarafından yapılmış Diana ’nın Banyosu adlı imzasız tablo. Geri planda at üstündeki kişi Henri IV’tür.

GRAVÜRCÜLER

Estamp çalışmaları, François I’in Fontainebleau’ya, şatonun çeşitli dairelerini süslemek amacıyla toplamış olduğu sanatçıların çeşitli uygulama alanlarına girmiş ve “Fontainebleau okulu” olarak adlandırılan sanatın büyük ölçüde yaygınlaşmasında rol oynamıştır. Bu okula bağlı başlıca gravürcülerden Antonio Fantuzzi (Yıkanan Venüs ve Mars) ve jean Mignon (Aktaion’unn Başkalaşımı), Rosso, Primaticcio ve hattâ Luca Penni gibi hizmetinde çalıştıkları İtalyan ustaların desenlerini yorumladılar. Geoffroy Dumoutier, Leonard Limosin ve yapıtlarını juste de juste olarak imzalayan sanatçı gibi üç özgün ofortçudan günümüze, alışılmamış (Çıplak Erkekler Piramitleri) ya da klişeleşmiş (İsa’nın Son Akşam Yemeği, Leonard Limosin) temaların işlenmiş olduğu eşsiz levhalar kalmıştır. Öte yandan, Pierre Milan (Fontainebleau Perisi) ve özellikle Domenico Del Barbiere (Mars, Venüs ve Aşk), esinlendikleri ressamlara duydukları hayranlık çalışmalarında açıkça belli olan, iki büyük, kazıkalemle çoğaltma ustasıdır.

Süslemeleri Rosso ve Primaticcio tarafından gerçekleştirilmiş olan Pontainebleau şatosunun balo salonu.

Süslemeleri Rosso ve Primaticcio tarafından gerçekleştirilmiş olan Pontainebleau şatosunun balo salonu.

ROSSO

Rosso olarak bilinen Floransalı sanatçı Battista di İacopo de’Rossi (1494-1540) François I’in çağrısı üstüne İtalya’dan kalkıp Fontainebleau şatosuna giderek orada yerleşen ressamların ilkidir.

Roma’da, Michelangelo’nun okulunda yetişmiş olan bu “Kızıl Saçlı Usta” Fransa kralının hizmetine, “büyük galerinin resimlerinin ve yalancı mermerden yapıtlarının yöneticisi” sıfatıyla girdi. Böylece François I galerisinin süslemeleri onun sorumluluğuna verilmiş oluyordu; sanatçı yaşamının sonuna kadar aynı görevde kaldı. Söz konusu galeride yer alan resimler, 1731’de jean-Baptiste Van Loo ve 1863’te de Alaux ve Couder tarafından onarımdan geçirildikleri için doğrudan doğruya Rosso’nun yeteneklerini yansıtan yapıtlar olmaktan çıkmıştır.
Kral onuruna bir alegori dışında, Adonis’in Ölümünden Kentauro s’ larla Lapith’lerin Savaşı’na ve Truva’ nın Yanması’na kadar sanatçının işlediği bütün konular mitolojiden ya da Yunan tarihinden alınmıştır. Her resim yalancı mermerden yapılma zengin heykellerle çevrilidir; burada uygulanan yöntem daha sonra şatonun dekorasyon çalışmalarında da geniş ölçüde kullanılmış ve Lorenzo Naldino, Domenico Del Barbiere, François d’Orleans ve Simon de Paris gibi yalancımermer ustalarının bütün yeteneklerini ortaya koymalarına olanak vermiştir. Rosso’nun Fransa’daki başlıca yardımcısı Flaman ressam Leonard Thiry olmuştur.

PRİMATİCCİO

Rosso’dan bir yıl sonra, Bolognalı Francesco Primaticcio (1504-1570), Raffaello’nun öğrencisi ve çalışma arkadaşı olan ve François I’in güvenini kazanmış bulunan jules Romain’in (1492-1546) önerisi üstüne Fontainebleau’ya çağrıldı.

Primaticcio yaklaşık kırk yıl süreyle şatonun dekorasyonunda çalıştı. Rosso’nun zamansız ölümüne kadar her iki usta binaların değişik bölümlerinde birer ekibin başkanı olarak çalışmalarını sürdürdüler. Rosso’nun ölümünden sonra Primaticcio’nun yeri daha da sağlamlaştı. Artık yalnızca kralın sıradan bir ressamı olmakla kalmayıp, binaların genel yöneticisi olmuştu ve böylelikle bütün öbür ressamlar (Luca Penni, Antoine Caron, jean ve Simon Cornille), heykelciler (Pierre Bontemps, Scibec de Carpi, Juliot de Troyes), mozaikçiler, kısaca bu büyük çalışmayla uzak yakın ilgisi olan herkes onun yönetimine girmişti.

jules Romain’den sanatıyla ilgili çok şey öğrenmiş olmasına karşılık Primaticcio’nun yapıtlarından sanatçının Correggio ve özellikle Parmigianino’nun tablolarını derinlemesine incelemiş olduğu anlaşılır. Primaticcio resim sanatını büyük ölçüde etkilemiş, ünlü Ulyşse galerisinde yer alan en ilgi çekici yapıtları (171 kompozisyon) XVII. yy. Fransız resminin önemli esin kaynaklarından biri haline gelmiştir. Louis XV döneminde söz konusu galerinin tahrip olması nedeniyle Primaticcio’nun yapıtının önemli bir bölümü de yok olmuştur.

FRANÇOİS I DÖNEMİNDEN SONRA

François I’in 1547 yılında ölümüyle, Fontainebleau okulu ressamlarının çalışmaları sona ermedi. Henri II döneminde Niccolo Dell’Abate şatonun dekorasyon çalışmalarına katıldı ve birçok önemli yapıtın yanı sıra balo salonundaki resimleri yaptı. Henri III’ün karışıklıklarla geçen hükümdarlık yılları sırasında Fontainebleau okulunun gelişmesinde önemli bir yavaşlama görüldü. Bununla birlikte bu okula bağlı sanatçıların çalışmaları arasında, Floransa’daki Uffizi Galerisi’nin çok değerli sekiz dokuması vardır. Üstlerinde Fontainebleau’dan, Şato’dan ve Henri III’ün burada verdiği şölenlerden görüntüler yer alır. Henri IV, çalışmaların yeniden başlamasına izin vermişse de, okul, eski anlayıştan uzaklaşmıştır. Gerçekten de artık, İtalyan ressamların “özenticiliği”ne kapılmış o eski okul yerine, Flaman (Hieronymus Francken, Ambroise Duboisj ve Fransız (Freminet, Bunel) sanatçılarının güçlü sanatına yönelmiş yeni bir Fontainebleau okulu ortaya çıkmıştır; ama bu okulun etkinlikleri kendinden önceki okulun o parlak çalışmalarıyla karşılaştırılacak güçte değildir. Kadın güzelliğinin açıkça yüceltilmesi, fiziksel güce saygı, her türlü telmihten bilinçli olarak soyutlanmış, ama anlam belirsizliğiyle yüklü bir anlatımla kendini belli eden ilk Fontainebleau okulu, Valois’lar döneminde İtalyan Rönesansının Fransız sanatıyla nasıl kaynaştığını gösterir.

Hadi Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on RedditPin on Pinterest

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir