Gebelik (Hamilelik) Nedir? Testleri ve Hamilelikte Sağlığın Korunması Nasıl Olur?

Gebelik (Hamilelik) Nedir? Testleri ve Hamilelikte Sağlığın Korunması Nasıl Olur? Gebe (Hamile) kadının döllenmesiyle doğurması arasında yer alan dönem. Gebeliğin ortalama süresi 270 gündür, ama hesap son âdetin ilk gününden başlayarak yapıldığı için bir gebelik 300 güne kadar normal kabul edilir. Bunun ötesinde normal süreyi aşmış sayılır (olayların % 10’u). Gebeliğin başlangıçtaki teşhisi,klinik muayene sırasında ortaya çıkarılan belirtilerle konur. Kadının dikkatini, önce âdet kanamalarının durması ve toplardamar ağının belirginleşmesiyle birlikte, 4. haftadan başlayarak göğüslerin hacminin artması ve meme ayçasının (pigmentli bölgenin tümü) genişlemesi çeker. Bulantı, kusma, sık sık kişilik değişmesi, kaprisler ve kimi zaman da aşırı susama gibi bazı rahatsızlıklar ortaya çıkar.

Gebeliğinin son günlerine ulaşmış bir anne adayı.

Gebeliğinin son günlerine ulaşmış bir anne adayı.

Kadın-doğum muayenesi, yuvarlaklaşan ve yumuşayan dölyatağı hacminde bir artış olduğunu gösterir. Gebelik gerektiğinde laboratuvar incelemeleriyle doğrulanabilir. Bunların temeli, kan ve idrarda, önce döllenmiş yumurtanın eten çıkıntıları, sonra da etenin dölüt yüzü tarafından salgılanan eten gonadotrofinlerinin (etene özgü hormonlar) artmasına dayanır.

Gebelikte Dişi Tavşan Testi

Değişik testlerde, gonadotrofinlerin ya bağışıklıkbilim ya da biyoloji özelliklerinden yararlanılır. Söz konusu hormon, öbür olaylardan başka, dişi tavşan (Friedmann testi) ve dişi farenin (Ascheim-Zondek tepkimesi)
yumurtalıklarında kanamalı keseciklerin belirmesine yol açar. Gonadotrofinin kandaki miktarının ölçümü, daha kesin bilgiler sağlar ve özellikle patolojik gebelikler konusunda bilgi verir. 1 dişi tavşan biriminin, bakire ve erkekten ayrı tutulan 2 kg’lık bir dişi tavşanın toplardamarı içine şırınga edilmesi sonucu, yumurtalığında en az bir tane kanamalı kesecik oluşmasına neden olan en küçük gonadotrofin miktarı olduğu göz önünde tutulursa, gebe bir kadının serumunda normalde 1000-10000 “dişi tavşan birimi” vardır.

4,5. aydan başlayarak anne tarafından dölüt hareketlerinin algılanmasına ve dinlemeyle kalbinin vuruşlarının duyulmasına kesin gebelik belirtileri denir. Bu vuruşlar anneninkinden hem çok ayrı,hem de çok hızlıdır (dakikada yaklaşık 140 vuruş).

Gebelikte Tıbbi Denetim

Kadınların gebelik dönemi boyunca en az üç muayeneden geçmeleri gerekir: Muayenelerin ilki 3. ayın bitiminden önce; İkincisi 6. ay içinde; üçüncüsüyse 8. ayın ilk yarısında yapılır. Çoğunlukla 9. ayın ilk yansında da dördüncü bir muayene gerekir.

Bir insan dölütünün altıncı ayda ana karnındaki röntgen filmi.

Bir insan dölütünün altıncı ayda ana karnındaki röntgen filmi.

İlk muayenede, anne adayının sağlık bilançosu yapılır ve gebelikte ağırlaşabilecek ya da gebeliği tehlikeye sokabilecek hastalıklar ortaya çıkarılmaya çalışılır. Gebe kadında frengi aranması zorunludur. Kan grubu ve standart Rh etmeni belirlenir; anne-çocuk arasındaki kan uyuşmazlıklarını açığa çıkarmak için gerekli incelemeler düzenli olarak uygulanır. İkinci doğum öncesi muayene, gebeliğin evrimini ve ilk muayenede ortaya çıkarılmış hastalık durumlarını denetlemeyi sağlar. Buna akciğerlerin bir röntgen filmi de eklenir. Üçüncü ve dördüncü muayenelerde, hekim özellikle doğumun gidişini kestirmeye çalışır. Leğenin ölçümlerini yapar ve karın çeperinin durumunu ve dölyatağının yönünü değerlendirir. Dölütün konumu (dölyatağı içindeki durumu) gelişi kestirmeye yarar.

Her tıbbi muayenede gebe kadının ağırlığı kaydedilir. Normal ağırlık artış’ı ayda yaklaşık 1 kg’dır ve anne adayı 9 ayda 10 kilodan fazla almamalıdır. Aynı biçimde atardamar basıncı (tansiyon) da ölçülür, kaydedilir ve idrarda albümin aranır. Gebelikte kalbin dakikadaki atış hacmi artar ve 9. ayda dakikada 80- 90 vuruş olacak kadar hızlanır. Su ve tuz tutulmasına ve kandaki üre, şeker, kalsiyum ve fosfor düzeylerinin azalmasına doğru bir eğilim belirir. Buna karşılık,kandaki kan şekeri (kolesterol) yüzdesi artar.

Gebeliğin ilerlemesiyle birlikte gö-ğüslerin hacmi de artar ve karın çeperi rahmin basısı sonucunda gerilir. Deri altı bağdokusunun yırtılması,önce kırmızı, sonra sedef beyazı renkte ve bu yırtılmaların silinmez izleri olan çizgiler biçiminde kendini belli eder. Karnın üstderi tabakasında, çoğunlukla göbekle pübis arasında yer alan koyu renkli ince bir çizgi oluşur. Yüzde de bazen, ya küçük yuvarlak lekelerden ya da daha büyük, kirli kahverengi, kenarları düzensiz lekelerden oluşan “gebelik maskesi” görülür.

Dölyatağı kütlesi, sık sık dönüş dolaşımını bozduğu için, toplardamarlarda kanın duraklamasına bağlı varis ve basurlar ortaya çıkar. İkiz gebelikte, basıya bağlı bu bozukluklar genellikle daha belirgindir ve bunlara, dölyatağı dibi (fundus), diyaframı ittiği ve’ nefes alıp vermeyi güçleştirdiği için, nefes darlığı da eklenir. Bu durumda, gebelik genellikle daha kısadır ve ikizlerden her biri, tek bir çocuktan daha küçük olduğu için doğum da daha kolay sonuçlanır.

GEBELİKTE SAĞLIĞIN KORUNMASI

Gebe kadına orta derecede bir fiziksel etkinlik, yeterli ve düzenli bir uyku gerekir, ayrıca günlük temizliğe özen gösterilmeli ve bunlara ek olarak, çatlamaları önlemek için, karın her gün özel bir merhemle ovulmalıdır. 5. ya da 6. aydan başlayarak bir gebelik kemeri ve esnek bir sütyenin takılması önerilir. Doğuma hazırlıkta koruyucu olarak yapılacak birkaç psikolojik seans, kadının doğuma endişesiz girmesine yardımcı olur. Besin rejiminde kadının alışılmış ağırlığı göz önüne alınmalı ve ağırlık artışı sınırlanacak biçimde dengede tutulmalıdır. Diyet, protein, kalsiyum ve oligo-elementler bakımından zengin olmalıdır. İlk 5 ayda kalori açı-sından normalden yüksek olan besin gereksinimi sözgelimi 2 800 kaloridir; daha sonra 3 200 kalori olacak biçimde artırılır. Kadın 20 yaşından gençse, bu sayı 200-400 kalori daha fazla olabilir. Son aylarda sıvı ve tuz alimim denetlemek ve kısıtlamak yerinde olur. Anne tarafından alınan bazı maddelerin, dölüt açısından gös-terdiği tehlike göz önüne alınırsa, gebe kadına tütün, alkol ve hekimin vermediği her türlü ilaçtan kaçınması öğütlenir. Gebe kadının X ışınları, bazı hormonlar (androjenler), sakinleştiriciler ve pıhtılaşmayı engelleyici ilaçlardan kaçınması gerekir. Gebe kadının yakalandığı bazı virüs hastalıklarının doğuştan anormalliklere neden olduğu bilinir. Başlangıçta çok büyük olan bu tehlike, daha sonra azalır ve 4. aydan sonra ortadan kalkar. Kızamıkçık gibi kızamık, kabakulak ve suçiçeğinin de terato- gen (dölütte anormallik yapıcı) etkisi vardır. Gebe bir kadın bütün hastalıklara yakalanabilir. Bununla birlikte, bazı hastalıklar gebelikten dolayı özel bir önem kazanırlar. Sözgelimi verem ve böbrek iltihaplan genellikle gebelikte ağırlaşır. Piyelonefritler de (böbrek havuzcuğu ara dokusu iltihabı) seyrek değildir.

Şeker hastalığı da ciddidir ve düşüğe, doğuştan bir anormalliğe ya da dölütün ölümüne (dölüt ölümlerinin % 35- 55’i) yol açabilir. Kalp-damar sistemine yüklenen aşırı işten dolayı, gebeliğin önceden var olan bir kalp hastalığı üstünde olumsuz etkisi vardır. Bir yandan, evlilik öncesinde ve doğumdan önce araştırıldığı için, öte yandan treponema eten engelini 4. aydan önce aşamadığı için, frengi teh-likesi azalır. Ama frengiye tutulan gebe bir kadın iyileşinceye kadar tedavi edilmelidir.

Bazı hastalıklar da gebeliğe özgüdür. Bunlar arasında gebelik zehirlenmesi ilk üç ayda ortaya çıkar ve sidikte albümin bulunması, ödem ve atardamar yüksekbasıncı gibi üç bulguyla kendini belli eder. Tedavi edilmezse
sara (epilepsi) krizine çok benzeyen havaleyle (eklampsi) sonuçlanır. Bir gebelik zehirlenmesi teşhisi genellikle hastaneye yatmayı, bazen de gebeliğin doğumdan önce sonlandırılmasını gerektirir.

Yumurtanın anormal bir yuvalanması ağır bozukluklara yol açabilir. Bunlardan yumurtanın dölyatağı borusu düzeyinde tutunması, dış gebeliğe yol açar. Dış gebelik, ağrıyla, siyahımsı kanamalarla seyreder ve çoğu kez, kadının genel durumunu bozan, ciddi ve ani bir kanama görülür. Anormal yerleşimli eten, kanama ihtilatlan yaratır ama gebelik sonuna ulaşabilir ve kanama yalnızca doğum sırasında olabilir. Bazen, su kesesi sıvısında ani ya da sinsi bir biçimde oluşan fazlalık, ivegen ya da süreğen bir su kesesi sıvısı fazlalığına (hidramniyos) yol açabilir. İvegen su kesesi sıvısı fazlalığı, genellikle düşükle sonuçlanır, oysa süreğen su kesesi sıvısı fazlalığı gözetim altında tutulursa, gfebelik sonuca ulaşabilir. Yumurtanın düşüğeyol açan bir başka hastalığı da iyicil eten urudur. Bu, eten çıkıntılarının anormal büyümesi ve keseciklere dönüşmesidir. Belirtileri erken görülür ve ciddi olduğu için, bazen kendiliğinden düşüğü beklemeden, gebeliğin sonlandırılmasını gerektirir.

Hadi Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on RedditPin on Pinterest

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir