Gupta Üslubu Nedir?

Ajanta mağaralarındaki Buddha'yla ilgili efsanelerin anlatıldığı duvar resimi

Ajanta mağaralarındaki Buddha’yla ilgili efsanelerin anlatıldığı duvar resimi

Hindistan’da Gupta sülalesi döneminde gelişmiş üslup.
Hindistan’da 320 yılına doğru yerle-şen ulusal Gupta sülalesi (IV. yy.-VI. yy.) ülkede büyük çaplı bir siyasal birlik kurmaya girişti ve bunda başarılı oldu; birliğin sağlanmasından sonra,Hindistan’da kültür ve sanat alanında o güne kadar var olmayan bir gelişme görüldü.

Gupta Heykelciliği

Gupta dönemi heykelciliği daha çok insan bedenini görüntülemeye yönelmiştir; Buddha ya da daha seyrek olarak brahma tanrıları, hep zengin giysiler ve süsler içinde ve insan kılığında canlandırılmıştır. Yaklaşık V. yy’dan sonra Buddhalar, Yunan Buddha üslubunun kumaş kıvrımlarını işleme biçiminden de yararlanılarak, bedenin bütün oylumlarını gözler önüne serecek biçimde, saydam ve ince bir muslinle örtülmeye başlandı. Gupta üslubundaki Buddhaların pek çoğunda bu kumaşın kulanıldığı göze çarpar. Gupta üslubundaki heykellerin en güzelleri, Hint sanatıyla ilgili inceleme kitaplarında (şastra) açıklanan ölçülere uyularak dengeli ve uyumlu biçimler oluşturulduğunu gösteren örneklerdir. Yunan Buddha üslubuna özgü haleler de zamanla gelişerek efendilerin başlarının arkasında ve omuzlarında, çok sayıda dekoratif motiflerle süslü dev bir çembere dönüştü.
Buddhacılık ve brahmacılıkla ilgili sahnelerde, ikinci dereceden kişilerin gövdelerinin üst bölümleri çıplak, alt bölümleri uzun bir eteklikle örtülüydü (Ajanta, Deogarth); çoğunlukla başları da ağır ve karmaşık süslerle bezenirdi. VI. ve VII. yy’lara doğru, figürlerin kalınlaştığı görüldü. Yapıtlardaki orantıları hesaplamaya yönelik matematik kuralları da giderek çoğaldı ve belirli bir düzen kazandı.

Gupta Dönemi Mimarlık

Mimarlık doruk noktasına Gupta döneminde ulaştı. Bu dönemde belli bir tapınak modeli (Küçük Sançi tapınağı) benimsendi. Daha sonraki dönemlerde planda küçük bir değişiklik yapıldı. Söz konusu tapınak, tek bir dikdörtgen bloktan oluşuyordu (Garbha Griha); bu taştan yapılma basit çullanın önünde de hipostil (tavanı sütunlar üstüne oturan) bir yapı (mandapa) yer alıyordu. Hint üslubunun geçirdiği son evrimin belirgin örneğini oluşturan bu tapınakta, dikdörtgen bir tabandan, sekizgen gövdeli sütunlar yükseliyordu.
Gupta sülalesi döneminde, mimarlık alanında pek çok mimarlık öğesi ortaya çıktı ve geliştirildi: Vimâna gopura (süslerle dolu çok katlı çatılar) ve çikhara.

Gupta Dönemi Resim

Gupta döneminde yapılmış olan resimlerden bazılarına günümüzde Ajanta mağaralarında (Dekkan bölgesi) rastlanır. Eskiden bu mağaraların bütün duvarlarını kaplayan söz konusu resimler bütünü, Hint sanatının en önemli örneklerinden birini oluşturur. Bu bölgede, fresk sanatının, kompozisyon, çizgi ve tonlar arası ilişkileri açısından büyük bir ustalığa eriştiği görülür; yapıtlar hem bağlı oldukları dinsel anlatı düşüncesini, hem de süsleme isteğini aşmışlardır. Sigiriya ve Bagh’daki Buddha freskleri ve Badami’deki brahmacılığa özgü freskler, Gupta sülalesi döneminde resim sanatının ulaştığı canlılığı kanıtlayan örneklerdir.

Hadi Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on RedditPin on Pinterest

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir