Güreş Nedir? Güreş Tarihi ve Minder Güreşinin Özellikleri

İki kişinin, belli kurallar çerçevesinde, güç kullanarak ve çeşitli oyunlara başvurarak birbirinin sırtını yere getirmeye (tuş atma) çalıştıkları spor dalı.

Güreşin Tarihi

Türklerin ata sporu olan güreş, ilk çağlardan başlayarak şölenlerde, düğünlerde yer alan bir gelenek haline geldi, Türklerin Orta Asya’dan göç etmeleriyle de Batı’ya yayıldı. Türklerin en eski güreş tarzı, rakibini tuşla yenme esasına dayanan ve güreşçilerin genellikle bir çayırda ya da bir harman yerinde sert oyunlar uyguladıkları “karakucak” güreşidir. ‘‘Karakucak” güreşi dışında Türkler arasında en yaygın güreş, güreşçilerin beli ve paçası iple bağlı deri pantalonlar (kispet) giydikleri ve güreşten önce hem beden, hem de kispetlerini zeytinyağıyla yağladıkları “yağlı güreş” türü oldu (yağlı güreşte küçükten büyüğe doğru 5 kategori vardır: Deste; küçük orta; büyük orta; başaltı: başı.

Osmanlı İmparatorluğu döneminde güreşe büyük önem verildi, imparatorluğun çeşitli yerlerinde, güreş okulu olarak nitelendirilebilecek bir çok pehlivan tekkesi açıldı, bazı padişahların (sözgelimi Bayezid I, Mehmed II, Selim I, Süleyman I, Murad IV, Mahmud II, Abdülaziz) güreş sporuna özel ilgi göstermeleri nedeniyle de bu spor iyice yayıldı.
XIX. yy’da 1 urk güreşi, pehlivanların Avrupa’da ve Amerika’da yaptıkları son derece başarılı güreşlerle, bütün dünyada tanındı. Bu dönemde özellikle, Koca Yusuf, Kurtdereli Mehmet, dünya şampiyonu unvanını kazanan ilk Türk güreşçisi Kara Ahmet, 26 yıl boyunca Kırkpınar başpehlivanlığını elinde tutan Kel Aliço, Adalı Halil, Çolak Mümin Molla, Sicimoğlu Halil, Yörük Ali, Hergeleci İbrahim, Katrancı Halil, Filiz Nurullah, Şamdancı Kara İbo, vb. güreşçiler yetişti.
Batı’da başarılı güreşler çıkaran Türk güreşçileri, orada yaygın olan minder güreşini de Türkiye’ye getirdiler ve 1903’te Beşiktaş Jimnastik Kulübü minder güreşiyle ilgilenmeye başladı. Bu arada bir Fransızdan grekoromen güreşini öğrenen Mazhar Kazancı, Ahmet Fetgeri Aşeni, Kenan Bey gibi gençler de minder güreşinin Türkiye’ deki temellerini attılar. Ardından, Anadolu, Fenerbahçe, Tatavla, Kum kapı, Haliç, Kurtuluş, Üsküdar, Kasımpaşa kulüpleri de minder güreşi çalışmalarını artırdılar, 1923 yılında Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakına bağlı olarak Türkiye Güreş Federasyonu kuruldu ve ilk başkanı Ahmet Fetgeri Aşeni oldu. Bu dönemdeki güreş çalışmaları daha çok yabancı güreş öğretmenlerinin denetimi altında sürdürüldü.

Türk minder güreşçileri 1924 Paris Olimpiyatları’na katılarak yurt dışına açıldılar. 1927’de Türk ulusal güreş takımı Avrupa Grekoromen Şampiyonası’na katıldı. 1928 Amsterdam Olimpiyatları’ndaysa, 79 kilodaki Tayyar Yalaz’ın dördüncülüğü, Türkiye’nin güreş sporunda aldığı ilk uluslararası derece oldu. Balkan Güreş Şampiyonasında ilk başarı 1932’de, İstanbul’da düzenlenen şampiyonada, takımımızın birinci olmasıyla sağlandı.

1936 Berlin Olimpiyatları’nda, greko¬romende Yaşar Erkan 66 kiloda Türk güreşine ilk olimpiyat şampiyonluğunu kazandırırken, serbestte 79 kiloda Mersinli Ahmet Kireççi de üçüncülük aldı. Bu Olimpiyatlar Türk güreşinde yükseliş döneminin başlangıcı oldu.

İkinci Dünya savaşı nedeniyle yapılamayan uluslararası karşılaşmalar, 1945 yılındaki Stockholm Avrupa Şampiyonasıyla yeniden başladı: 4 romen stilde minder altın (Nasuh Akar, Gazanfer Bilge, Celal Atik, Yaşar Doğu), 2 gümüş (Halit Balamir, Mahmut Çeterez), 2 bronz (Muharrem Candaş, Mehmet Çoban) madalya alan Türk takımı şampiyon oldu.

Bu başarılar 1948 Londra Olimpiyatları’ndakazanılan 6 altın, 4 gümüş, 1 bronz madalyayla iyice pekişti. Türk ulusal güreş takımı Dünya Güreş Şampiyonası’na da ilk kez 1950 yılında katıldı ve ilk Türk dünya şampiyonu da 87 kiloda Muharrem Candaş oldu.

1960 Roma Olimpiyatları sonuna kadar altın çağını yaşayan, bu tarihten sonra eski ezici üstünlüğünü yitirmesine karşın gene de büyük şampiyonlar çıkaran Türk güreşinde yetişmiş,Olimpiyat, Dünya, Avrupa, Akdeniz ve Balkan şampiyonalarına
katılarak derece almış güreşçiler şunlardır: Yaşar Erkan; Mersinli Ahmet; Nasuh Akar; Gazanfer Bilge; Celal Atik; Yaşar Doğu; Muharrem Candaş; Ali Yücel; Bayram Şit; Mithat Bayrak; Mustafa Dağıstanlı; Haşan Güngör; Hamit Kaplan; Hüseyin Ak¬baş; Müzahir Sille; Tevfik Kış; İsmet Atlı; Kâzım Ayvaz; Mahmut Atalay; Sırrı Acar; Ahmet Ayık; Nihat Ka- banh; Vehbi Akdağ; Mehmet Uzun; Mehmet Güçlü; Ali Rıza Alan; Gıyasettin Yılmaz; Salih Bora; Reşit Karabacak; Aslan Seyhanlı; Ayhan Taş¬kın; Remzi Musaoğlu; Akif Pirim; vb.

Minder Güreşinin Bazı Özellikleri

Minder güreşi iki kategoride yapılır:
Grekoromen; serbest güreş. Grekoromende, rakibin belinden aşağısına oyun uygulamak yasaktır; serbest güreşteyse, uluslararası güreş kurallarına bağlı kalmak koşuluyla, rakibin bütün bedenine oyun uygulanabilir. Karşılaşmalar, suni köpükten yapılmış 9 m çapındaki daire biçimindeki minderde, 3’er dakikalık 2 devre halinde yapılır. Her iki stilde de
sıklet vardır: 48 kg; 52 kg; 57 kg; 62 kg; 68 kg; 74 kg; 82 kg; 90 kg; 100 kg; + 100 kg (ağır sıklet). Bu sıkletleri azaltıp çoğaltmak, güreş süresini belirlemek, Uluslararası Güreş Federasyonu’nun (F.İ.L.A.) görevidir.

Hadi Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on RedditPin on Pinterest

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir