Halter nedir? Bu spor nasıl yapılır?

!972 Münih'te 110 kg üstü şampiyon olan SSCB'li Alekseyev

!972 Münih’te 110 kg üstü şampiyon olan SSCB’li Alekseyev

Birbirine bir sapla (bar) bağlı, ağır iki diskten yapılmış araç ve bu aracı kaldırmayı amaçlayan spor dalı. Kaldırılan araç, iki ucuna ağırlıklar (gülle ya da disk) takılı, bar denilen bir saptan oluşur. Halterin elle tutulan bölümü, yani bar, 2,20 m uzunlukta, çapıysa 28 mm’dir. En biiyüklerinin çapı 45 cm’yi geçmeyen diskler, takılıp çıkarılabilir, barın uçlarından belli uzaklıktaki amortisörler ve bileziklerle yerlerine oturtulur. Eski Yunan’daki gymnasionlarda haltere pek yer verilmezdi; ancak bazı atlama dallarında, durumu daha da güçleştirmek için halter elde taşınırdı. Halter 1896 Olimpiyat Oyunları programına alınmasına karşın, ancak 1920’den soma düzenli bir biçimde Olimpiyat Oyunları’nda yer almaya başladı. Uluslararası Halter Federasyonu 1920’de kuruldu. Bu spora ilişkin büyük karşılaşmalar, Olimpiyat Oyunları, Dünya Şampiyonaları, Avrupa Şampiyonaları, Akdeniz Oyunları, Balkan Oyunları, vb’dir.

Haltercilerin ağırlıklarına göre sınıflandırılması şöyledir: Sinek sıklet (52 kg’a kadar); horoz sıklet (56 kg’a kadar); tüy sıklet (60 kg’a kadar); hafif sıklet (67,5 kg’a kadar); orta sıklet (75 kg’a kadar); hafif ağır sıklet (82,5 kg’a kadar); orta ağır sıklet (90 kg’a kadar); ağır sıklet (100 kg’a kadar); süper ağır sıklet (110 kg üstü). Uluslararası Halter Federasyonu’nun kurallarına göre düzenlenen bütün karşılaşmalar, iki kolla koparma, iki kolla omuzlama ve silkme dallarında yapılır. Bazı federasyonlarca tek kolla koparma, tek kolla omuzlama ve silkme dallarında da düzenlenir.

Halterde İki Olimpiyat Dalı

İKİ KOLLA KOPARMA. Bar, yatay olarak haltercinin ayaklan önünde yere konur. Halterci, barı el ayaları yere bakar durumdayken kavrar ve bir hamlede yerden kopartarak, kollarının yetişebildiği kadar başının üstünde yukarı kaldırır. Hareketi yaparken, bacaklar çömelme ya da makaslama durumunda olabilir. Ancak hareket hiç duraklamadan, kesintisiz yapılmalıdır. Bar bu biçimde kaldırıldıktan soma, bacaklar ve kollar gergin bir durumda, hakemin “barı yere indir” işareti beklenir. Hakem bu işareti, halterci tam hareketsiz duruma gelince verir.

İKİ KOLLA OMUZLAMA VE SİLKME. İki bölümden oluşur: omuzlama; silkme. Omuzlama’da bar, yatay olarak haltercinin ayakları önüne konur. El ayaları yere bakar durumdayken bar kavranır ve bir hamlede omuz düzeyine kaldırılır. Hareket sırasında bacaklar, çömelme ya da makaslama durumunda olabilir. Bar omuz düzeyinde son duruma gelmeden göğüse değmemelidir. Soma, bar köprücük kemikleri ya da göğüs üstünde (ya da kollar omuzlara doğru bükük olarak), ellerin üstüne oturtulur. Ayaklar bir çizgiye getirilir, bacaklar diktir. Silkme ancak bundan soma yapılabilir.

Silkme’ de bacaklar hafif bükülerek kollarla birlikte gerilir ve bar kolların yetişebildiği kadar yukarı kaldırılır. Ayaklar yeniden aynı çizgiye getirilerek hakemin “yere indir” işareti beklenir.
Yarışmalarda kazanan kişi, söz konusu iki dalda en yüksek toplam ağırlığa ulaşandır. Her yarışmacının üç deneme hakkı vardır. Eşitlik durumunda, kilosu en küçük yarışmacı ön sırada yer alır. Yarışma, kenarları 4 m olan kare biçiminde tahta bir pist üstünde yapılır.
Halter yalnızca bir güç sporu olmadığı gibi, bu sporda gerekli tek şey de kol gücü değildir. Bacakların sağlamlık ve esnekliği, sporcuya bütün gücünü kullanma olanağı sağlayan temeli oluşturur. Bu sporu yapanlarda karın kaslarındaki aşırı gelişme, sporcunun barı kopardığı zaman geriye devrilmemesini sağlar.

Türkiye’de Halterin Gelişimi

Türkler, çok eskilerden beri bir güç gösterisi olarak ağırlık kaldırmaya ilgi göstermişlerdir. Ağır kalkanlar gürzler, at, öküz arabaları, ayrıca düve, merkep, at gibi hayvanlardan başka çuval, fıçı, çeki taşı, vb. de kaldırarak güç gösterilerinde bulunanlar çok olmuştur.
Modem halter sporu, ülkemize 1890- 1900 yılları arasında girdi. Aynı dönemde halter sporunun hem yaygınlaştığı, hem de sporcularımızın uluslararası derecelerin gerisinde kalmadıkları görüldü. Bu dönemin en güçlü haltercisi Faik (Üstünidman) Bey 112,5 kg kaldırdı. Bu ağırlık 1896 Atina Olimpiyatları’nın ağır sıklet şampiyonu Yataganos’un derecesine eşitti.
Daha somaki yıllarda Selahattin, Rıza Tevfik, Rıfat, Asaf, Ali Rana Tarhan, Canhaz Rıza beyler sıkletlerinde güçlü adlar oldular. Şevket Kırgül ve Ahmet Fetgeri’nin de halterin gelişmesinde etkili olduklarını belirtmek gerekir.
1920-1940 yılları arasında, 1924 Paris ve 1928 Amsterdam Olimpiyatları’na katılan Gülleci Cemal Bey, Amsterdam’da tüy sıklette dünya beşincisi oldu. Sonraları uluslararası yarışmalarda hakemlik de yapacak olan İhsan Kırgül ve Haşim Ekener’den başka Kenan Sungun, Kenan Dinçman, Mehmet Yelmer de halter sporunda adlarını duyurdular.

İkinci Dünya savaşı nedeniyle, 1940- 1955 yıllan arasında Türk halter sporu yurt içinde sürdürüldü. Boğos Kambur, Metin Gürman, İlhan Enülkümen, Mesut Şurdum, Orhan Nilgün, Namık Alkan, Semih Ülben, Reşit Örer, vb. halter sporunu bütün aşamalardan geçirip çağdaş düzeye getirmede(katkısı olan| sporcularımız arasında yer aldılar. 1960’ta Güreş Federasyonu bünyesinden ayrılarak bağımsız çalışmaya başlayan Halter Federesyonu, bu sporu yaymak ve geliştirmek için kurslar açıp, antrenör yetiştirmeye başlayınca, Türkiye’de halter gelişerek tam anlamıyla modern bir çizgiye oturdu. Takım halinde Balkan ikinciliği gibi ortak başarıların yanında Salih Suvar ve Mehmet Suvar, Akdeniz Oyunları’nda ve Balkan Oyunları’nda şampiyon oldular. Sadık Pekünlü ve Güner Çevir ulusal halter takımının başarılı sporcuları arasında yer aldılar. 1980 yıllarında Levent Erdoğan, Raif Özel, Mehmet Altın, Haşan Has, vb. sporcuların başarılı sonuçlar elde etmelerinin ardından, 1986’da Türk asıllı dünya şampiyonu Naim Süleymanoğlu’nun Türkiye’ye iltica etmesi, halter sporunun ülkede gerçek bir patlama biçiminde gelişmesini başlattı. 1987’de Levent Erdoğan Akdeniz Oyunları’nda üç dalda birincilik alırken, 1988 Seul Ölimpiyatları’nda Türkiye’yi temsil eden Naim Süleymanoğlu, 60 kg’da koparma ve silkmede altı kez üst üste dünya ve olimpiyat rekorlarını kırdı (1992 ’ de Uluslararası Halter Federasyonu’nun 60 kg’ı yarışmalardan kaldırmasıyla, rekorları bir daha kırılmamak üzere tarihe geçti). Ardından 1991 Ekiminde yapılan Dünya şampiyonasında koparma, silkme ve toplamda Naim Süleymanoğlu 60 kg’da yeniden 3 altm madalya alırken, S.S.C.B’den iltica etmiş olan Hafız Süleymanoğlu da,
kg’da koparmada şampiyon olmayı başardı. Aynı yıl yapılan Avrupa Halter Şampiyonası’ndaysa, takımımız üçüncülüğü elde ederken, Dünya Gençler Şampiyonası’nda Fedail Güler’in 67 kg’da silkmede 172,5 kg’la dünya şampiyonu olması, halterde ülkemizde başlatılan atılımın yeni bir göstergesi oldu. Temmuz- Ağustos 1992’de Barcelona’da yapılan Yaz Olimpiyatlarında, Naim Süleymanoğlu, silkme, koparma ve toplamda 3 altın madalyayla 60 kg’dald olağanüstü başarısını bir kez daha kanıtladı.

Hadi Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on RedditPin on Pinterest

Comments

  1. Halterle ilgili bilgiler için teşekürler. herhangi bir sorum yok sadece teşekkür etmek istedim.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir