Hareketsel Sanat Nedir?

Murice Bejart'ın İlkbahar Ayini adlı yapıtından bir dans sahnesi

Murice Bejart’ın İlkbahar Ayini adlı yapıtından bir dans sahnesi

Bir ressamın ya da herhangi bir yaratıcının, yapıtını gerçekleştirirken yaptığı zorlamasız ve doğal el-kol hareketine ağırlık veren sanat anlayışı.

Ruhsal Yaşamın Özgür Anlatımı

1945’ten sonra A.B.D’nde gelişen hareketsel resim anlayışında, yaratıcının çalışırken her türlü teknik zorunluklardan bağımsız olarak yaptığı el-kol hareketinin, tuvale, insanın ruhsal yaşamının derinliklerindeki hareketleri yansıttığı kabul edilir. Soyut lirizmin ilk gösterisini action painting hareketi oluşturur. Kökeni Alman anlatımcılığına ve gerçeküstücü otomatizme dayanan bu Amerikan akımı, Franz Kline (fırçayla çizilmiş siyah bantları önemlidir), Willem De Kooning (el-kol hareketine bütün dinamik değerini veren anlamlı lirizmiyle dikkatleri toplar) ve özellikle Jackson Pollock (dripping’leriyle [damlatmalar] ilgi çeker) gibi sanatçıların yetişmesine yol açtı. Sanatçının el-kol hareketinin otomatizmi, öznel güçlerin tümüyle özgürleşmesini sağlar. El-kol hareketine ayrıcalık tanımakla Mathieu, Wols, Hartung, Michaud gibi ressamlar, bilinçaltının derinliklerindeki karmaşıklığı yansıtmaya çalışırlar.

Hint Etkisi

Siva kültüne dayanan, dinsel törenlerin usul ve sırasına uygun olan ve dünyayı dansla yaratan Hint dramı, XX. yy’da birçok yaratıcıya esin kaynağı olmuştur. Gerçekten de, eller, kollar, bacaklar, kaşların aldığı sayısız “durum” ya da mudra, dansçının varlıkları, çiçekleri, hayvanları, yıldızları anlatmasını sağlar ve gerçekliği herkesin anlayamayacağı kapalı bir dille yansıtır. Bu tür anlatım, Uzak doğu’da, özellikle de Bali, Kamboçya ve japonya’da (daha çok nö ile) daha değişik biçimlerde gelişmiştir. Bali tiyatrosundan esinlenen Antonin Artaud, Le Theâtre et son double (Tiyatro ve Sureti, 1938) adlı yapıtında, bir dil metafiziğine ve ideolojik söylevlere karşı değişik bir sahne fiziği, bir tiyatro ileri sürüyordu; ona göre bu tiyatro, “güçlerin şaşırtıcı bir çağrısı” olmalıydı.

Öte yandan, Beckett’in Godot’yu Beklerken adlı yapıtı, Artaud’nun önerdiklerini de uygulayan bir tiyatro sergiliyordu. Daha sonra Bejart’ın çalışmaları (İlkbahar Ayini], Merce Cunningham’in ve Alvvin Nikolais’in gösterileri, jerzy Grotovvski’nin laboratuvar tiyatrosu, Living Theater, Alan Kaprovv’unhappening’leri el-kol hareketinin gücüne önem veren etkinlikler olarak dikkati çekti.

Hadi Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on RedditPin on Pinterest

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir