Haricilik Eşarilik Mutezile kavramlarını araştırıp sonuçlarını

Haricilik Eşarilik Mutezile kavramlarını araştırıp sonuçlarını arkadaşlarınızla paylaşınız. Hz. Muhammed ve ilk iki halife zamanında Müslümanlar arasında dini konularda önemli bir görüş ayrılığı yoktu. Peygamberimizin ortaya koyduğu ilkeler, Kur’an’ve hadislerin vermek istediği mesaj, Müslümanlar tarafından olduğu gibi kabul ediliyordu. Ancak yapılan fetihlerle İslamiyet geniş bir coğrafyada hızla yayıldı. Kendilerine özgü kültürleri, örf ve adetleri olan, farklı milletlere mensup pek çok insan Müslüman oldu. Bu kişiler eski alışkanlıklarından, inanç ve kültürlerinden bütünüyle kopamadılar.

İslamiyeti yeni kabul eden bazı topluluklar önceki inanç ve kültürlerine ait bazı unsurları, dini uygulamaları Müslüman olduktan sonra da devam ettirmeye çalıştılar. İslam dininin yayılmasını istemeyen bazı kötü niyetli kişiler de dinimizin inanç esaslarıyla ilgili şüpheler oluşturmaya başladılar. Böylece Müslümanların inançlarını sarsmaya çalıştılar. Ortaya çıkan bu gibi olumsuzluklar ve yeni gelişmeler İs­lam dininin inanç esaslarının sistemleştirip savunulmasını zorunlu kıldı. İslam alimleri de bu doğrultuda çalışmalar yaptılar. İşte onların bu amaçla yaptığı sistemli çalışmalar İslam düşüncesinde inançla ilgili yorumların ortaya çıkmasını sağladı. Maturidilik, Eşarilik ve Şiilik İslam düşüncesinde ortaya çıkan ve halen dünya üzerinde pek çok mensubu bulunan başlıca itikadi yorumlardandır.

Haricilik

Haricilerin büyük bir kısmının sünnet ve hadisle sabit birçok hükme itiraz ettikleri bilinmektedir. Kaynaklar, az veya çok olduğuna, korunmuş veya korunmamış olduğuna bakılmaksızın hırsızın elinin kesileceğini iddia ettiklerini, recmi ve mest üzerine meshetmeyi Kur’an’da olmadığı gerekçesiyle reddettiklerini söyler.

Ayrıca Harici ekollerinden Ebu Ismail el-Batihi ve takipçileri “sabah bir rekat ve akşam bir rekatın dışında namaz yükümlülüğü yoktur” görüşüne sahiptirler.

Eşarilik

Ebu’l-Hasen el-Eşârî’nin (324/935-36) öncülüğünde kurulan kelâm ekolüdür. Ehl-i Sünnette, Mâtûridîlik ile birlikte yaygın olan ikinci itikâdî mezheptir. Ebu Hasan Eşari’nin (ölüm: MS 935) kurduğu bu okul, aklın hiçbir zaman gerçeğe ulaşamayacağını, kulların ancak kayıtsız şartsız inanmakla mutlu olabileceklerini ileri sürer. Doğal olaylar, nedenleri bilinmeyen ve belki de asla bilinemeyecek olan salt bir Tanrısal ilkenin ürünüdürler ve bu ilkece yönetilirler. Bu anlayışa göre akıl, pek güçsüz bir veridir, aklın bugün bilemediğini yarın da bilemeyeceği söylenemez. Bu sebeple insan, bugün ulaşamadı diye belki de yarın ulaşabileceği gerçekler üstünde inancını yitirmemelidir.

Mutezile

Özellikle kader ve kaza konularındaki yorumları ve inançları nedeniyle İslam dinindeki diğer mezheplerden ayrılmışlardır; ama yine de İslâm dininin çoğunluğunu oluşturan mezheplerden, Ehl-i Sünnet, Mutezile’yi İslam dışı saymamaktadır. Akılcı bir mezhep olan Mutezile, mantık kurallarıyla çelişir gördüğü ayet ve hadisleri Ehl-i Sünnet’ten farklı biçimde yorumlamış ve bu yorumlarında akla öncelik vermiştir. Nitekim Mutezile mezhebi, gerek akla fazla değer vermesi ve özellikle de Abbasiler döneminde felsefe ile girdiği yakın ilişkiler dolayısıyla barındırdığı felsefi metot ve görüşleri nedeniyle fazlasıyla eleştirilmiştir.

Hadi Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on RedditPin on Pinterest

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir