Hazarlar

VII-X. yüzyıllarda Kafkasların kuzeyi, Hazar Denizi dolayları ve Karadeniz’in kuzey bölgelerine egemen olan bir Türk boyu ve bu boyun kurduğu devlet.

Hazarların aslının Sabir ya da Sibir Türklerine dayandığı ve “Hazar” adının hanlıların Sabirlere verdiği ad olduğu sanılmaktadır. VII. yy. ortalarına kadar Hazarlar, Göktürk İmparatorluğuna bağlı boylardan biriydiler ve Göktürk imparatorluğunun en batı ucunda yer alıyorlardı. Bulundukları bu bölge dolayısıyla, Göktürk İmparatorluğunun zorlamasıyla, Bizans-Sasani mücadelesine katıldılar, Bizans’a yardım için İran içlerine kadar ilerlediler ve 629’da Tiflis, Hazarların eline geçti. Hazarların, Göktürk İmparatorluğu’na bağlı olmaları, 630’a kadar sürdü. Bu yıllarda Doğu ve Batı Göktürk Devletleri’nin yıkılması üstüne, Göktürk İmparatorluğu’na bağlı boylar birer birer bağımsızlıklarını elde etmeye başlayınca, Hazarlar da bundan yararlanarak bağımsız bir devlet kurdular.

Bağımsız Hazar Devleti de, İran ve Bizans’la ilişkilerini sürdürdü: İran’la olan ilişkiler genellikle düşmanca, Bizans’la olan ilişkilerse genellikle dostça gelişti. Bizans imparatorluk sülaleleriyle Hazar hükümdarları arasında akrabalık bağları kuruldu. Bizans imparatorlarından İustinianos II (685-695, 705-711), Konstantinos V (741-775) Hazar prensesleriyle evlendiler.

Konstantinos V’in, Çiçek adlı Hazar prensesinden olan oğlu Leon IV, Bizans tarihinde Hazar Leon (Khazaros) olarak ün yaptı.
Hazar Devletinin tarihi olaylara etkisi, özellikle İslam ilerlemesini durdurmasıyla görüldü. VII. yy’da çok kısa bir süre içinde ve oldukça kolaylıkla Sasani Imparatorluğu’nu ortadan kaldıran, tüm İran’ı ele geçirerek Türkistan’a dayanan, Bizans İmparatorluğumun da Suriye ve Kuzey Afrika’daki, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’daki en değerli eyaletlerini ele geçiren Müslüman Araplar, Hazarlar karşısında durakladılar. Bu duraklamada, Müslüman Araplar arasındaki karışıklıkların, Ali-Muaviye çekişmesinin de etkisi olmakla birlikte, Hazar Arap çatışması karşılıklı başarı ve başarısızlıklarla, ilerleme ve gerilemelerle Hazar Devleti’nin son zamanlarına kadar sürdü, ancak Araplar, Hazar engelini aşarak Kafkasların ötesine, Karadeniz’in kuzeyindeki topraklara yayılamadılar (Hazarların Müslüman Araplara karşı bu direnişi, tarihi etkilemesi bakımından Batı’da Frankların, Endülüs Müslümanlarına direnmeleriyle eş tutulabilir), Böylece Müslüman-Arap ilerlemesi, Batı’da Franklar, Doğu’da Hazarlar tarafından durdurulmuş oldu. Bunun tarihi sonucuysa, Bizans’ın, İslav dünyasının ve Germenlerin İslam etkisi ve egemenliğine girmekten kurtulmaları oldu.

Hazar Devleti, X.yy’dan başlayarak çökme sürecine girdi. Hazarlara karşı ilk saldırı da Peçeneklerden geldi. Bunu, Macarların, bazı Bulgarların, vb’nin Hazar egemenliğinden çıkmaları izledi. Sonunda Kiev Rus Prensi Sviyatoslav, 965’te, Hazar Devleti başkenti İdil (günümüzde Astrakhan) ile öbür Hazar kentlerini ele geçirerek yakıp yaktı.

Hazarlarda Devlet Yönetimi Ve Uygarlık

Oldukça uzun bir tarihi olmakla birlikte Hazarlardan hemen hiç yazılı belge kalmamıştır. Günümüzde “Hazar” adını ve anısını sürdüren en canlı belge Hazar Denizi’dir.

Hazar Devleti, Hazarların egemen bir topluluk oluşturduğu bir boylar birliğidir. Devletin başında kutsal kabul edilen ve sınırsız yetkileri olan bir hakan bulunurdu. Ancak Büyük Hakan, bu sınırsız yetkilerine karşın devletin, ülkenin ve orduların yönetimini Hakan Bey unvanıyla anılan naibine bırakarak, her biri Hazar Devleti’ne bağlı 25 kabileden birini temsil eden 25 karısı ve 60 cariyesiyle sarayında yaşardı. Hakan Bey’in savaş ve barış yapma yetkisi de vardı. Büyük Hakan ise, ancak 4 ayda bir halkına görünürdü. Tam gücüne karşın Hakan Bey, bir savaştan yenik dönerse, Büyük Hakan tarafından öldürülür, mallarına el konulur, karıları ve çocukları başkalarına verilirdi. Buna karşılık, Hazar ülkesinde bir felaket olursa, halk bunu hakanın uğursuzluğuna vererek onu tahttan indirir ve öldürürdü. Bazı kaynaklar, Hazar hakanlarının hakanlık süresinin en fazla 40 yıl olduğunu, hakan bu süre sonunda ölmezse, bunadığına karar verilerek halk tarafından tahttan indirilip öldürüldüğünü de yazmaktadırlar.

Hazar Devleti’nin egemen olduğu ya da ilişkide bulunduğu bölgeler, Orta Asya, Karadeniz limanları, Bizans, İdil ırmağı ve kolları aracılığıyla Rusya’nın içleri, Abbasi halifeliği toprakları, Dnieper ırmağı ve kollan dolayısıyla İskandinav ülkeleri gibi geniş bir alanı kapsar. Hazarlar, bu ülkelerle hem siyaset hem de ticaret açısından ilişkiler kurdular. Hazarların ülkesinde başta devletin merkezi İdil olmak üzere, pek çok önemli ticaret kenti vardı. Bu bakımdan Hazarların ticaret yaşamı gelişmiş ve halk yerleşik yaşama geçmişti. Gene bu ticaret ilişkilerinin sonucu olarak Hazarlar arasında, İslamlık Hıristiyanlık ve başta hükümdar olmak üzere yönetici kadro arasında, Yahudilik de yayılmıştı.

Hadi Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on RedditPin on Pinterest

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir