Kangren Nedir? Nasıl Meydana Gelir?

Kangren, canlı dokularda sınırlı ölüm ve çürü­me olayı.

Yerel kan dolaşımının kesilmesine bağlıdır ve bazen havasız yaşar mik­roplar tarafından oluşturulan enfek­siyonla daha da ağırlaşır. Kangrenin kuru, yaş ve gazlı olmak üzere 3 biçi­mi vardır. Kuru kangren, belirli bir alanda, tromboz (damar içi pıhtı) ya da atardamar iltihabı sırasında orta­ya çıkan bir amboli sonucu atarda­marların tıkanması nedeniyle dolaşı­mın durmasına bağlıdır. Bacakların atardamar iltihabında kangren ayak- ucundan başlar ve önce örtenek üs­tünde az ya da çok yaygın morumsu kırmızı bir lekenin’ belirmesiyle kendi­ni gösterir. Buna çok şiddetli ağrılar da eşlik eder. Ardından sağlam doku­lardan bir çizgi boyunca ayrılma eği­limi gösteren duyuşuz, sert, kuru ve siyahımsı bir alan biçimindeki doku ölümü (nekroz) ortaya çıkar.

Yaş kangren ödemle birlikte çürüme olayının ağır bastığı ve genel durumu etkileyen bir kangrendir; gelişmesi de oldukça tehlikelidir. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan mehmetduman - 30 Mayıs 2014 at 17:44

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Türk Film Yönetmeni Ömer Kavur Kimdir?

Türk film yönetmeni Ömer Kavur (Ankara, 1944).
Ortaöğrenimini İstanbul’da Robert Kolej de ve Kabataş Erkek Lisesinde tamamladıktan sonra Fransa’ya gide­rek Conservatoire İndependant du Cinema Français’yi bitiren Ömer Ka­vur, Bryan Forbes ile Alain Robbe Grillet’nin yanında, birer filmde asis­tan olarak çalıştı. Türkiye’ye döndükten sonra çeşitlüelgesel filmler yaptı, bazı reklam filmlerinin çekimi­ne katıldı. 1974’te Refik Halit Ka­ray’ın Yaük.Emineadlıuzunöyküsünü uyarlayarak sinemaya geçti. Bu ilk filminde belli bir düzeyin üstünde anlatım ve estetiğe ulaşmasına, geniş bir ilgi uyandırmasına karşın, beş yıl gibi uzun bir süre başka film yapma­dı; asıl verimli dönemiyse 1979’da Yusuf ile Kenan adlı filmle başladı. Ömer Kavur her filminde biçim ve içerik bakımından özgün ve değişik bir sinema anlayışını sergiledi. Söz­gelimi, Yatık Emine {1974), gerçekçi anlatımıyla dikkâti çekti. Yusuf ile Kenan (1979), kimsesiz çocuklar so­rununa çözüm öneren belgesel bir çalışmaydı, Füruzan’m uzun öykü­sünden uyarlanan Ah Güzel İstan­bul’da (1981) kent gerçekliği ağır ba­sıyordu; Selim İleri’nin özgün senar­yosundan çektiği Kırık Bir Aşk Hikâ- yesfnde (1982) estetik kaygılar ve bi­çimcilik ön planda yer alıyordu; Göl’deyse (1982) bir üslup denemesi dikkati çeldyordu. Atıf Yılmaz ve Ya­vuz Özkan ile birlikte ADAF adlı film yapımevini kuran Ömer Kavur, film­lerinde yapımcılığı da üstlenmiştir.

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - 28 Mayıs 2014 at 12:22

Kategori: Biyografi   Etiket:

Türk Ressamı Kavruk Hasan Hayatı ve Sanatı

Türk ressamı Kavruk Hasan (Akseki, 1919).

Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü Resim Bölümü’nü bitiren (1944) Haşan Kavruk, daha öğrenciliği sırasında devlet sergilerine yapıt vererek sanat yaşamına başladı. Amatör sergilerde üç kez birincilik kazandı. Silifke, Samsun ve İstanbul’daki orta derece­li okullarda bir süre resim öğretmen­liği yaptıktan sonra, 1947’de Milli Eğitim Bakanlığı tarafından resim öğrenimi için Paris’e gönderildi. İki yıl Andre Lhote Akademisi’nde ça­lıştı. Bu arada Paris Güzel Sanatlar Okulu’nun fresk atölyesine devam ederek buradan sertifika aldı. Dönü­şünden önce Avrupa’nın sanat mer­kezlerindeki müzeleri gezip gördü. Paris’te çalıştığı yıllarda yapıtlarını ünlü Salon d’Automne’da sergiledi. İstanbul’a dönünce düzenli olarak devlet sergilerine resim verdi; İstan­bul, İzmir ve Ankara’da kişisel sergi­ler açtı. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 12:19

Kategori: Biyografi   Etiket:

Kavkı Nedir?

Çeşitli kabuklu yumuşakçaları dıştan örten kireçli, silisli kılıf ya da dış is­kelet (kolsuayaklılarda da bir dış ka­buk vardır).

Yumuşakçaların kavkısı, bu hayvan­ların başlıca özelliği olan bir deri kıv­rımından oluşmuş mantonun, önce albüminli, daha sonra da kireçli bir sal­gısından kaynaklanır. Tam anlamıyla oluşmuş bir kavkı içten dışa doğru üç katmandan meydana gelir: 1. Kireç­ten (kalsiyum karbonat) ve konkiyolin olarak adlandırılan organik bir mad­deden oluşmuş bir iç tabaka; 2. priz­ma biçiminde billurlardan oluşmuş kireçli bir tabaka; 3. özellikle konkiyo­lin bakımından zengin bir dış dericik (kütikül) tabakası. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 12:17

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Kavak Hakknında Bilgi

Kavak, söğütgiller (Salicaceae) ailesinden ağaç. Söğütle aynı aileden olan kavak (Po­pulus cinsi) süsleyici özelliklerinin ya­ra sıra odununun nitelikli olmasıyla da tanınır.

Kavak nemli yerlerde yetişir, gelişme­si çok hızlıdır. Yaprak saplarının ke­siti yuvarlak ya da titrek kavakta ol­duğu gibi yassıdır (titrek kavakların yaprakları bu nedenle çok hareketli­dir). Tırtılsı başak tipinde olan çiçek­ler az belirgindir, ama meyvelerin be­yaz ve ipek.gibi yumuşak olan tüyleri çok boldur; çoğu kez kavak ağaçları­nın bulunduğu yerlerin kenarından geçen akarsuların yüzeyi bu tüylerle örtülür. Kavağın çok sık raslanan 4-5 türü vardır, ama tanınmasını güçleş­tiren melezleri de yok değildir. Kavak odunu beyaz odunlu ağaçlarm tipindedir. Yalancı odun ile gerçek odun aynı ya da çok benzer görünüm­dedir. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 12:14

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Kauçuk Nedir? Üretimi Hazırlanması ve Kullanımı

Bazı bitkilerin özsuyu olan lateksin (doğal kauçuk) ya da etilen veya dietil hidrokarbürlerin (yapay kauçuk) iş­lenmesiyle elde edilen esnek madde. Kauçuk adı Yukarı Amazon bölgesin­deki Kızılderililer tarafından çok es­ki zamanlardan beri bir kauçuk ağa­cı (Hevea) çeşidinden elde ettikleri maddeye verilen yerel bir addan alınmıştır.

1525’e doğru bazı yazarların (Sahagun, Pietro Martire di Anghiera) sö­zünü ettikleri kauçuğun özellikleri, an­cak XVIII. yy’da anlaşılmaya başlan­dı. 1736’da Charles-Marie de la Condamine, Peru’da görevli olduğu sırâda Paris Bilimler Akademisi’ne bazı “Kauşu” örnekleri gönderdi. Fresneau.l 74 7’de,Guyana’da Hevea bitki­sinden çıkarılan bir maddeyi, elde et­me biçimini (oluk açma) ve dumanla pıhtılaşmayı belirleyerek topladı. Hevea guyanensis, Aublet tarafından 1762’de saptanarak özellikleri belir­lendi, daha sonra Asya ve Afrika ka­uçukları bulundu. 1770’te Priestley kauçuğun kalem izlerini silme özelli­ğini gözlemledi. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 12:07

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Katot Işınları Nedir? Özellikleri Nelerdir?

Katot Işınları, Bir katottan çıkan ve bir elektrik ala­nıyla hızlandırılan elektron demeti. Basıncı milimetre-cıvanın binde biri­ne eşit, yoğunluğu son derece az olan bir gaz içeren bir tüpte, iki elektrot arasına yüksek gerilim uygu­lanarak elde edilen bir elektrik boşa­lımı, katodun (negatif elektrot) karşı­sında bulunan cam yüzey üstünde bir flüorışı (floresans) olarak ortaya çı­kar. Bu olay Hittorf tarafmdan göz­lenmiş (1869) ve Crookes tarafmdan incelenmiştir (1878); 1895’teyse, Jean Perrin, bu ışınımın, negatif yükler, ya­ni elektronlar taşıdığım göstermiştir. Elektrik boşalımlı tüplerde, elektron­lar seyreltik bir gazın iyonlaşmasın­dan kaynaklanırlar ve yüksek gerilim yardımıyla elde edilen şiddetli elek­triksel alanda itilirler. Osüoskopların, televizyon ve radar ahcdarınm ger­çekleştirilmesinde çok kullanılan ka­tot ışınlı tüplerde, elektron yayınımı, termoelektrik etkiyle sağlanır. Bunlar, aşırı vakumlu (basınç 10-® mm cıva­nın altındadır) tüplerdir; ısı etkisiyle elektron salan (ısıl çalkantı ya da tit­reşim) çok yayıcı maddelerle (baryum oksit, stronsiyum oksit) kaplanmış, çok düşük gerilimli bir kaynakla ısıtılmış bir katot ve farklı gerilimlerde birçok elektrot bulundururlar. Bütün, bir elektron tabancası oluşturur. Bu ay­gıt, dar bir katot ışını demetinin elde edilmesini sağlar.

Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 11:59

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Katot Nedir?

Katot, birçok elektrikli aygıtta (voltametre, X ışınlı tüpler, katot tübü, elektronik tüp, vb.) bulunan katodun görevi, bir yol izledikten ve çeşitli etkiler yarat­tıktan sonra anot tarafından toplana­cak olan elektronları yaymaktır. Elek­tronların katottan çıkmaları için iki il­keden yararlanılır: Isıl yayınım ve fotoyayınım.

Bir termoelektronik katot, elektrodun ısıtılmasıyla oluşan titreşim ardından elektron yayar. Bu, genellik­le, akımın katettiği arı bir tungsten ya da toryumlu ince bir tel (dolaysız ısınmalı katot) veya çoğunlukla, tümüyle bağımsız, ısıtıcı ince bir telin çevre­lediği, alkali ya da toprak alkali oksit­le kaplanmış nikel bir silindirden (do­laylı ısınmalı katot) oluşur. Fotoelektronik bir katot, kendisine fotonların, yani ışığın (görünür ya da kızılaltı veya morötesi gibi gözle görün­mez) çarpmasıyla elektron sağlar. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 11:57

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Katoliklik Nedir? Hıristiyanlığın İki Mezhebe Ayrılması

Katoliklik, İsa’nın, havarisi Aziz Petrus’a aktar­mış olduğu yetkilerin kalıtçısı sayılan papayı dinsel başkan olarak kabul eden Hıristiyan mezhebi.

Ortodoks ve değişik Protestan mez­hepleriyle birlikte günümüzde Hıris­tiyanlığın başlıca kiliselerinden biri­ni oluşturan Katolik Kilisesi’ne yaklaşık 660 milyon Katolik bağlıdır. Yaklaşık bin yü boyunca Hıristiyanlık tarihi Katoliklik tarihiyle iç içeydi. Hı­ristiyan Kilisesi’ndeki ayrılık ilk ola­rak Xl.yy’ın ortalarına doğru başgösterdi.

İznik-İstanbul Konsüi (325) credo’ suy­la (Hıristiyan Amentüsü) Kilise, “ kutsal, katolik (evrensel)” olarak kabul edüdi; bu inanış günümüzde Roma Ka­tolik Kilisesi’yle birlikte birçok kilise tarafından benimsenmiştir. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 11:50

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Rus ressamı Vasili Kandinski Hayatı

Vasili KandinskiRus ressamı (Moskova, 1866-Neuilly- sur-Seine, Fransa, 1944).Babasının 1871’de yerleşmiş olduğu Odessa’da okuduktan sonra Mosko­va’ya dönerek hukuk ve iktisat öğre­nimi gören Vasili Kandinski, 1889’da Kuzey Rusya’ya yaptığı bir araştırma gezisi sırasında halk sanatını ve ikonaları yakmdan tanıma olanağı buldu.

1895’te Moskova’da düzenlenen izle­nimciler sergisini gezdiğinde değişik bir heyecan duydu: Monet’nin tablo­ları resimde konunun gerekli olup ol­madığıyla ilgili kuşkuya düşmesine yol açtı (bu ilk kuşku,Sanatta Düşün­sel Olan Üstüne [1911] adlı kuramsal metnini yayımladıktan sonra, ilk soyut yapıtlarını gerçekleştirmeye koyulan Kandinski’nin resimsel biçimleri işle­mesinde de etkili oldu).

biçim ve renk

Ama bu arada, Kandinski’nin, Mo­net’nin tabloları karşısında duyduğu coşku giderek geriledi ve 1895-1907 yılları arasmda Münih’e, Hollan­da’ya, Tunus’a, İtalya’ya yaptığı yol­culuklar, gerçekleştirdiği bir dizi in­celeme ve araştırma, fovlarm çalış­malarını çağrıştıran bir yol izlemesi­ne neden oldu (Kuleli Manzara, 1908; Murnau Yakınlarındaki Demiryolu, 1909).

Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan mehmetduman - 23 Mayıs 2014 at 12:47

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »