Mayın Nedir? Tarihi ve Çeşitleri

Toprak altma, üstüne ya da su içine yerleştirilen ve etkisini doğrudan doğ­ruya ya da basmç yoluyla gösteren patlayıcı madde.

Tarihçe

Çok eski çağlardaki kent kuşatmala­rında kazdan yeraltı galerileri, surla­rın temelinde yer alan büyük bir çu­kurla son bulur, ağaçtan yapılmış bü­yük bir iskeletle desteklenen surun ye­terince uzun bir bölümü yalnızca is­kelete dayanır bir hale geldiğinde, bu­rası ateşe verilip çökmesi sağlanırdı. Böylece duvarda bir gedik açılmış olurdu.

Barutun bulunması bu işlemi kolaylaş­tırdı; Düşman istihkâmının altmda bir yer kazıp burayı barutla doldurmak yeterliydi. Böylelikle oluşan mayın ocağının patlaması, istihkâmı havaya uçurarak, toprağı ve duvarı dağıtıyor­du. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - 02 Temmuz 2014 at 12:06

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Maydanozgiller Hakkında Bilgi

Kapalıtohumlulardan, ikiçenekli, ay­rı taçyapraklı bitki ailesi. Yumurtalığı altdurumlu (taçyapraklar ile çanakyapraklarm tabanına yapı­şık olan) maydanozgülerde çiçekler her zaman çok küçüktür, ama genel­likle çok sayıda şemsiyeler halinde kü­melenirler; son derecede belirgin olan bu çiçek durumunda çiçek saplarının eşit bir biçimde uzamasıyla çiçekler hemen hemen aynı düzeye yükselirler. Böylece, havuçun şemsiye biçiminde­ki çiçek durumunda, ortadaki çiçeğin koyu kırmızı rengiyle öbürlerinden farklı olduğu kolaylıkla görülebilir; de­mek ki şemsiye biçimi belli bir çiçek durumudur.

Havuçta, meyvelerin oluşumundan sonra, şemsiye durumundaki çiçek topluluğu orta bölüme doğru kıvrılır ve iç bölümdeki tohumlarıyla bir kuş yuvasına benzer. Çiçeklerin her birin­de beş çanakyaprak (genellikle basit dişli), beş taçyaprak, beş erkekorgan, iki meyveyaprak bulunur; döllenme­den sonra bu meyveyapraklarda çok iyi tanman “çiftkapçıklı” bir meyve oluşur. Maydanozgillerin hemen tümü çok parçalı yaprakları olan otsu bitkiler­dir. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 12:04

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Mayalar Tarihi Örgütlenmeleri Dini İnançları Mimarlık ve Sanatları

Mayalar, Orta Amerika’da yaşayan Kızılderili halk.

Mayalar, Peten ormanını, Usumacinta havzasını, Yucatan yarımadasının güney yarısını ve kuzeyindeki yarı- çorak ovaları, Guatemala ile Hondu­ras’taki alçak toprakları içine alan bir bölgede yerleşmişlerdir.

Tarih

Kökeni İ.Ö. III. ya da IV. yy’a kadar uzanan Maya uygarlığının tam anla­mıyla gelişmesi İ.S. IV. yy’a raslar. Söz konusu uygarlığın en parlak mer­kezleri, Chiapas ile Honduras’ın sıcak ve nemli iklimli alçak bölgelerinde yer alır; buralarda Palenque, Copan, Tikal, vb. kutsal kentler kurulmuştur. Maya uygarlığı çevredeki değişik ille­re de yayılmış, Yucatan ovalarmaysa çok az ulaşabilmiştir. Maya uygarlı­ğı doruk noktasına X. yy’da ulaşmış ama bu tarihte bilinmeyen nedenler­den dolayı başlıca Maya yerleşme böl­geleri peşpeşe yüksek düzeyli din adamları tarafından terk edilmiştir. Aynı dönemde, Hunac Ceel Maya İmparatorluğu, başkaldıran Uxmal kabilelerine karşı, savunma amacıy­la Meksikalı paralı askerlerden yar­dım istedi; aralarında Kukulkan’m (maya dilinde tüylü yılan) yönetimin­deki Tula göçmenleri Tolteklerin de bulunduğu bu askerler sayesinde, ayaklananlar bastırıldı; ardından Tol tekler armağan olarak Chichen İtza’ nm yönetimini istediler ve buraya yal­nızca inançlarını (tüylü yılana tapma) değil, ama mimari özelliklerini de ge­tirerek Chichen İtza, Uxmal, Mayapan gibi yeni yerleşme bölgeleri kur­dular. Toltek-Maya rönesansı XIII. yy. başlarına kadar sürdü: Daha sonraki yüzyıllar boyunca önce Mayapan’m egemenliği altmda, ardından da kü­çük devletler arasındaki savaşlar sı­rasında Maya uygarlığı bir gerileme dönemine girdi; bu durum İspanyol fa­tihlerin gelmelerine kadar sürdü (Cortes 1521’de Mexico’yu aldı). Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - 01 Temmuz 2014 at 11:19

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Mayakovski Kimdir?

Rus ozanı ve oyun yazarı Mayakovski (Bağdadi [gü­nümüzde Mayakovski], Gürcistan, 1894 – Moskova, 1930).

Yoksul bir ailenin çocuğu olan Vladimir Vladimiroviç Mayakovski (Mayakovskiy olarak da yazılır), on dört ya­şında Bolşevik Partisi’ne girdi ve kü­çük yaşta on bir ay hapis yattı. Daha sonra bir bohem yaşamı sürdü. 1913’te Poşçoçina obşçestvennom vkusu (Yaygın Beğeniye Bir Şamar) adıyla ilk Rus fütürist bildirgesini ya­yımladı.

İtalyan Marinetti’nin ortaya attığı bir sanat akımı olan ve makine güzelliği­ni, savaşı yücelten fütürizme bağlı Mayakovski şiirlerinde otomobilin hızım, makine­nin gücünü canlandırdı, akademicili­ğe karşı başkaldırmak gerektiğini ile­ri sürdü. Dadacılar gibi fütüristler için de ebebiyat artık ölmüştü ve ar­keolojinin kapsamına giriyordu. Şiirinin, dönüşüm halinde olan bir halkm sesi olmasını isteyen Maya­kovski, modern ozan tipinin bir örne­ği olarak ortaya çıkü. Çağrışımlarının zenginliğiyle, sözcükleri birleştirip ay­rıştırmasıyla, 1 500 dizelik bir şiiri ez­bere yazmasıyla, yaptığı afişlerle, ver­diği konferanslarla, vb. dikkati çeken Mayakovski Rus ozanı Velemir Klebnikov’un (1885-1922) arkadaşıydı ve onunla birlikte çalıştı. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 11:16

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Maurois Kimdir?

Fransız yazarı Maurois (Elbeuf, 1885-Neuilly, 1967).

Asıl adı EmileHerzog olan Andreîvlaurois, Rouen Lisesi’nde başarılı bir öğrenim gördü ve bu okulda felsefe öğretmeni Alain’in görüşlerinden et­kilendi. Daha sonra babasının doku­ma fabrikasını yönetmeye başlayan Maurois, Birinci Dünya savaşı sıra­sında İngiliz ordusunda irtibat suba­yı olarak çalıştı. Bu dönemde İngiliz subaylarıyla kurduğu bağlantılarda edindiği izlenimleri ilk kitabı Les Silences du colonel Bramble’da (Albay Bramble’ın Susmaları, 1918) ince bir gülmece anlayışıyla ve kusursuz bir anlatımla dile getirdi. Bu yapıtın elde ettiği başarı Maurois’nın yazarlık mesleğini belirledi: Nitekim fabrika­daki çalışmalarım bırakarak kendini bütünüyle edebiyata verdi. 1919’dan başlayarak ruh çözümlemelerinin yer aldığı, ölçülü, yöntemli bir düşünce anlayışıyla ve klasik, işlenmiş bir üs­lupla kaleme alınmış romanlar yayım­ladı: M ange, ni bete (Ne Melek, Ne Hayvan, 1919); romanlarıma en deri­ni olan Bernard Quesnay (1926); ro­manlarının en duyarlısı olan İklimler (Climats, 1929); Aile Çevresi (Le Cer- cle de tamille,1932), Mutluluk İçgüdü­sü (L’İnstinct du bonheur, 1934); vb. Roman yazmaya ağırlık verdiği dö­nemde, felsefi nitelikli öyküler, “önce- leme öyküleri” diye adlandırabilece­ğimiz anlatılar da yazdı: Me’ipe ou la Delivrance (Me’ipe ya da Kurtuluş, 1926); Le Peseur d’âmes (1931); Dü­şünceleri Okuyan Makine (Machine â lire les pensees, 1943); Les Mondes impossibles (Olanaksız Dünyalar, 1947). Kimi edebiyat tarihçileri ve eleştirmenleri tarafından romanların­dan daha başarılı bulunan bu yapıt­larında, çok yakından tanıdığı İngiliz edebiyatının (Svvift’ten Wells’e„ Sterne’den Huxley’e) etkileri açıkla görü­lür. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 11:00

Kategori: Biyografi   Etiket:

Mauritius Coğrafyası Tarihi Nüfus ve Ekonomisi

Hint Okyanusu’nda, Mauritius ada­sıyla ona bağlı adalardan oluşan ül­ke.

Maskarene adalarından biri olan Ma­uritius adası, Madagaskar adasının yaklaşık 900 km doğusunda, Reunion adasının da 200 km kadar kuzeydoğu­sunda yer alır.

Coğrafya

Yanardağ kökenli, ama pek dağlık ol­mayan ve çevresi mercan kayalıkla­rıyla kuşatılmış bulunan Mauritius adası (1 865 km2), kuzeyde merkezde­ki yaylaya doğru hafif bir eğimle yük­selen vadi biçiminde bir ovadan olu­şur; merkezdeki yaylanın güneyinde ve batısında küçük sıradağlar (en yüksek nokta: 826 m) yer alır. Tropi­kal iklimin egemen olduğu adada, özellikle güneydoğudan düzenli yağış getiren alize rüzgârlarının kuvvetli etkisi görülür. Adadaki akarsular olduk­ça kısadır ve ivinti yerleriyle kesilmiş­tir; bu nedenle de elektrik enerjisi üre­timi için bazıları özel olarak düzenlen­miştir. Mauritius adası önceleri ormanla kaplıyken, günümüzde, tarla açma çalışmaları nedeniyle, ormanlar özellikle güneybatı kesimde engebele­rin nispeten belirgin olduğu yerlerde sınırlı kalmıştır. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 10:59

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Mauriac Kimdir?

Fransız yazarı Mauriac (Bordeaux, 1885-Paris, 1970).

Bordeauxlu zengin bir burjuva aile­sinden gelen François Mauriac’m ço­cukluğu hüzünlü, sıkmtüı bir ortamda geçti (bu hava sonradan birçok yapı­tına yansıdı). Bordeaux Edebiyat Fakültesi’ni bitirdi ve bu arada Racine, Pascal, Baudelaire, Rimbaud gibi Fransız yazarlarım büyük bir coşkuy­la okudu.

1906’da Paris’e yerleşerek kendim tü­müyle edebiyata verdi. Bir şiir derle­mesi olan Les Mains Jointes (Birleşmiş Eller, 1909) Maurice Barres tarafın­dan ügiyle karşılandı. 1912’de Kato­lik bir dergi olan Les Cahiers’yi kur­du, 1913’te ilk romanı L’Enfant charge de chaînes’i (Zincire Vurulmuş Ço­cuk), 1914’te de La Robepretexte’i ya­yımladı. Birinci Dünya savaşından sonra, edebiyat etkinliğini yeni ro­manlar yazarak sürdürdü: La Chair et le sang (Et ve Kan, 1920); Bordeaux’da yaşayanları anlattığı Preseances (1921). Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 10:57

Kategori: Biyografi   Etiket:

Bir Öykü Ustası Maupassant Kimdir?

Fransız yazarı Maupassant, (Miromesnil Şatosu, Tourvillesur – Arques, 1850 – Paris, 1893).

Gençliğininbüyük bir bölümünü Diep- pe yakınlarındaki Miromesnil Şatosu’nda ailesiyle birlikte geçiren Guy de Maupassant, öğrenimini önce Yvetot papaz okulunda, daha sonra da Rouen Lisesi’nde yaptı. Bütün çevre­si gibi, 1870 Fransa-Prusya savaşının etkisinde kalan Maupassant on yıl sü­reyle bakanlıkta görev aldı. Bu arada, edebiyata yönelerek annesinin arka­daşı olan Flaubert’den yakın ilgi gör­dü. Flaubert onun Zola, Huysmans, Daudet gibi yazarlarla tanışmasını da sağladı. 1880’de Les Soirees de Medan (Medan Akşamlan) adlı ortak derlemede (Huysmans, Alexis, Hermique, Ceard, Maupassant) yayımlanan öykülerden Kartopu (Boule de Suif) Maupassant’ın kısa sürede tanınma­sını sağladı. Bundan sonra Paris’in seçkin çevre insanlarıyla bağlantı ku­ran yazar sık sık yolculuklara çıktı ama, çok sayıda yapıtlar vermekten de geri kalmadı. Gerçekten de, on yıl içinde altı roman (Bir Hayat [Une Vie, 1883]; Güzel Dost [Bel-Ami, 1885]; Mont-Oriol [Oriol Tepesi, 1887]; Pierre ve jean [Pierre et Jean, 1888]; Ölüm Kadar Acı [Fort comme la mort, 1889]; Kalbimiz [Nötre Coeur, 1890]), on beş öykü derlemesi, üç ciltlik gezi anlatıları (Güneş Altında [Au Soleil, 1884]; Sur l’eau [Denizde, 1888]; La Vie errante [Gezginci Yaşam, 1890]). makaleler ve iki tiyatro oyunu (Musotte, 1891; La Paix du menage [Evin Hu­zuru, 1893]) yayımladı. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 10:35

Kategori: Biyografi   Etiket:

Fransız ressamı Matisse Hayatı ve Üslubu

Fransız ressamı Matisse, (Le Cateau, 1869-Nice, 1954).

Bir süre hukuk okuduktan sonra, res­me ilgi duyan Henri Matisse, Paris’e giderek önce Julian Akademisi’ne, ar­dından Ecole Normale Superieure des Beaux-Arts’a girdi ve Gustave Moreau’nun atölyesinde çalıştı; bu arada Rouault, Camoin, Evenepoel, Maııguin, Marquet’yle (Dekoratif Sanatlar Okulu), daha sonra da Derain’le (Carriere Akademisi) bağlantı kurdu. Gus­tave Moreau, Matisse’e “resmi yalın­laştıracaksınız” demişti; gerçekten de sanatçı 1897’den başlayarak Monet’ nin yapıtlarını ve izlenimciliği yakın­dan tanıması sayesinde, donuk renk tonlarından canlı renk tonlarına yö­neldi ve biçimleri yalınlaştırarak daha belirgin kıldı. Cezanne’ın Matis­se üstündeki etkisi özellikle Atölyede Modeller (1900) ve Carmelina’da (1903) açıkça görülür.

Fov Üslüp

1904’te Saint-Tropez’e giden Matisse’in kullandığı renkler çeşitlenmeye başladı. Yöntemli ve bilinçli olarak, resim sanatını renge ve birkaç temel çizgiye indirgemek isteyen sanatçı böylece fovizmin öncüsü haline gele­rek, her renge en yoğun şiddetini ver­meye çalıştı. Benimsediği fov üslubu­nun eşsiz kaynaklan (1905-1911 do­laylan) sanatçının çok sayıda başya­pıt oluşturmasında önemli bir esin kaynağı oldu: Açık Pencere (1905); Kırmızı Halılı Natürmort (1906); La Dame (1909); Kırmızı Atölye (1911). Bununla birlikte, Matisse, resmi yalınlaştırmaya, “renkli duyumlar”a dü­zen vermeye çalışarak, akıl, saflık an­layışına önem verdi. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 10:32

Kategori: Biyografi   Etiket:

Matematik Nedir? Çeşitli Dalları Mantık ve Kümeler Kuramı

Tümdengelimli akılyürütme yoluyla, sayı, biçim, küme, vb. kavramların özelliklerini ve bunlar arasındaki bağ­lantıları inceleyen bilim dalı.

Mantık ve Kümeler

MANTIK, matematiğin bir dalı mıdır, değil midir? Mantığın matematikleştirilmesi ve matematiğin mantıklaştırılması, almaşık bir biçimde ya da ay­nı anda felsefecilerle matematikçile­ri harekete geçirmiştir. Mantık, ma­tematiksel kuramlar için gerekli bir başlangıç sayılır.

KÜMELER KURAMI, matematiksel yapının temelidir ve şu ana görüşün incelenmesinden oluşur: Yapıları ne olursa olsun her nesneler topluluğu kendi içinde ya da başka topluluklar­la bağlantılıdır. Matematikçiler, felse­feciler, vb. uzun süredir, kümeler ku­ramının aküyürütme biçimini, özellik­le de “öğelik” (aidiyet) ve “içinde ol­ma” kavramlarına bağlı akılyürütme biçimini kullanmaktadırlar. Kümeler kuramının bu özelliği hiçbir zaman Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 10:27

Kategori: Ansiklopedi, Matematik   Etiket: , , , ,

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »