Laboratuvar Nedir? Çeşitleri Nelerdir?

Bilimsel, teknik araştırmalar, çalış­malar yapmak için gerekli araç ve ge­reçlerin bulunduğu yer,

Laboratuvar {latince “çalışmak” an­lamındaki laborare’den) terimi, baş­langıçta yalnızca fizikçi ve kimyacıla­ra deneylerini başarıyla yürütme ola­nağım veren araç, gereç ve enerji kaynaklarının toplandığı yeri belirti­yordu. Ama başka deneysel bilimlerin gelişmesiyle biyoloji, bakteribilim, ruhbilim.vb.laboratuvarlarımn kurul­duğu da görüldü. Bu arada fizik laboratuvarları da, optik, elektrik, atom fi­ziği ya da nükleer fizik gibi uzmanlaş­mış laboratuvar türlerine ayrıldı. Bu uzmanlaşma, bir yandan fizik dalla­rının gelişmesi, öte yandan da önemli bir sanayi altyapısı ile çok yüksek bir yatırım gerektiren aygıtların gittikçe artan karmaşıklığı ve yüksek fiyatlı oluşlarından ötürü gerekli hale geldi. Nicel ve nitel kimyasal çözümleme yöntemleri ile ölçme yöntemlerinin ge­lişmesi, birçok laboratuvarın kurul­masına, dolayısıyla bilimsel yöntemlerin değişik teknik ve sanayilere uy­gulanmasına yol açtı.

Araştırma Laboratuvarı

Araştırma konusunda genellikle iki çeşit laboratuvar ayırt edilir: Salt araştırmaya yönelik bilim laboratuvarları; uygulamalı araştırmaya yönelik sanayi laboratuvarları. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - 24 Mart 2014 at 22:39

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Eugene Labiche Kimdir?

Fransız oyun yazan (Paris, 1815 – Pa­ris, 1888).

Zengin bir burjuva ailesinin çocuğu olan Eugene Labiche hukuk öğrenimi gördü ama avukatlık kendisine pek çe­kici gelmedi. Paris’te tiyatro kulisle­rine, büyük kahvelere girip çıktı, çe­şitli gazetelerde yüksek sosyete yaşa­mını konu alan yazılar yayımladı; bu arada La Cleî des champs (Özgürlük, 1839) adlı bir roman yazdı. 1838 ve 1839’da, Martin ve Marc Michel ile birlikte üç romantik dram kaleme al­dı. 1839’da ilk vodvili olan L’Article 960’ ı (960. Madde) yazdı. 1842’de ev­lendi ve değişik kişilerle vodviller yaz­mayı sürdürdü. Otuz üç yaşında, on iki kadar oyun yazmış ve oyunlarında da burjuvaziyi alaycı bir biçimde iş­lemiş bir yazar olarak kendini kabul ettirdi.

Vodvil Kralı

Labiche’in ünü, Napoleon III dönemin­de, 1851’de büyük başarıya ulaşma­sını sağlayan Hasır Şapka (Un cha­peau de paille d’İtalie) ve on bir vodvillik bir diziyle (1852) kesin bir biçim­de yerleşti. Mösyö Perişon ’un Seyahati’ni yayımladığı 1860’ta, “vodvil kra­lı” ilan edildi. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 22:35

Kategori: Biyografi   Etiket:

Kütle Nedir? Ağırlık ve Enerji Arasındaki İlişki

Fizikte, özellikle de mekaniğin bir da­lı olan dinamikte bir cisme uygulanan kuvvet ile bu kuvvetin etkisiyle oluşan ivme arasındaki değişmez oram belir­ten terim; cismin madde miktarının tu­tarı.

Ağırlıklı Kütle Ve Eylemsiz Kütle

Newton bir cismin kütlesini, içerdiği madde miktarı olarak tanımlamıştır; bu kavrama ağırlıklı kütle denk düşer. Mekanikte daha matematiksel bir ta­nım kullanılır. Hareketsiz ya da düz­gün doğrusal hareket halindeki bir C cismine bir F kuvveti uygulanırsa bu cisim y ivmesiyle belirlenen bir ha­reket yapar, m = % oram (dinamikte temel bağıntı) C cisminin kütlesi ola­rak adlandırılmıştır. Böyle tanımla­nan büyüklüğe eylemsiz kütle denir (Bernouilli, 1742). Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 22:33

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Kürek Sporu Nedir? Çeşitleri Nelerdir?

Kürekli teknelerle yapılan spor. Kürek sporunun kökeni 1716’da İngil­tere’de kayıkçıların Thames üstünde yaptıkları kürek çekme yarışma daya­nır, ama bu alandaki ilk gerçek kar­şılaşma 1829’da Oxford-Cambridge arasında yapüan karşılaşmadır (6 838 m). Daha sonraki yıllarda, İngiltere’ den sonra Fransa’da da kürek sporu­na ilgi duyulmaya başladı. Nitekim 1833’te Paris Rowing Klubü kuruldu, 1834’te Paris’te, Villette kanalında kürek yarışları düzenlendi, 1840’ta Le Havre Kayık Yarışları Derneği kurul­du. Bu tarihe kadar Fransa’da Seine ırmağı üstünde ve Manş denizi liman­larında düzenlenen yarışlar sandal­larla (filikalarla) yapılıyordu. Daha sonra, tekne yapımcıları 4 ya da 6 kü­rekli, dar ve uzun yeni tip tekneler (yo­le) yaptüar. 1892’de Uluslararası Kü­rek Dernekleri Federasyonu kuruldu (Belçika, Fransa, İtalya ve İsviçre bu federasyonun kurucu ülkeleriydiler). Türkiye’de önceleri Yelken ve Yüzme Federasyonları’yla birlikte Su Sporla­rı Federasyonu adı altında çalışmakta olan Kürek Federasyonu 1956’dan başlayarak bağımsız bir federasyon olarak çalışmalarını sürdürdü. Günümüzde kürek sporunda kullanı­lan üç tip tekne vardır: Yole; kano; avutriger (outrigger). Teknelerin do­nanımı da iki çeşit olur: Tekli çekişte, kürekçi iki eliyle tek bir kürek; çiftli çekişteyse, kürekçi her eliyle birer kü­rek çeker. Tekli teknelerin her iki ya­nı (iskele ve sancak) teknenin ekseni­ne göre dengelenir. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 22:30

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Kükürt Nedir? Fiziksel ve Kimyasal Özellikleri ve Kullanım Alanları

Atom numarası Z= 16, atom ağırlığı M = 32,064 ve simgesi S olan ametal element.

Elementleri sınıflandırma çizelgesin­de oksijen, selenyum, tellür ve polon­yumun bulunduğu sütunda, yani VI B sütununda yer alır. Başlıca -2, + 4 ve + 6 yükseltgenme derecelerini alır.

Doğal Hali-Hazırlama Yöntemi

Kükürt, litosferin % 0,1 kadarını oluş­turur. Özellikle, doğal halde bulunur: Sicilya, A.B.D. (Louisiana, Texas) ve Meksika’daki tortul kökenli ya da Şili ve Japonya’daki yanardağ kökenli ma­den yatakları. Ayrıca, sülfür biçimin­de (FeSî pirit, CU2S. FeîSa kalkopirit, ZnS blend. PbS galen. HgS zencefre), az çözünen sülfat (CaS04 anhidrit, CaSO«. 2H20 alçıtaşı, BaSO„ ba­ritin, SrSO< selestin) ya da çözünür sülfatlar (NaaSOı.tOHaO mirabilit, Na2SO„ tenardit, MgSOı. H20 kieserit, Na2S04 – CaS04 glauberit, K2 SO4. MgS04 langbeinit, KCl.MgSO4.3H2O kainit, IGS04.MgS04.2 CaSÛ4. 2H20 polihalit) biçiminde de bulunmakta­dır. Petroller, taşkömürü, özellikle de doğal gazlar serbest ya da bileşik kükürt (% 16′ya kadar, hidrojen sül­für biçiminde) içerebilirler.Kükürt, en eski çağlardan beri bilin­mektedir. Sicilya’da, doğal halde bulunduğu maden yataklarından çıkarı­lırdı; böylece, sıvı kükürt kolaylıkla toplanmaktaydı. Frasch yönteminin ortaya çıkmasıyla (1910), Sicilya’nın ham kükürtü eski önemini yitirdi. A.B.D’nde kullanılan bu yöntem, top­rağı delerek buna, eşmerkezli üç borulu bir sistemin sokulmasına dayan­maktadır. Dış zarf borusuna. basınç altında (18 bar), aşırı ısınmış (160°C) su buharı, orta boruya da hava yolla­nır. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 22:27

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Kültür Nedir?

Genel olarak belli bir toplumu oluştu­ran insanların yaşam tarzı olarak ta­nımlayabileceğimiz kültür sözcüğü birçok yazar ve araştırmacı tarafından uygarlık m eşanlamlısı olarak kul­lanılmış, ama birçok bilgin de, bu te­rime kesin bir anlam kazandırmaya çalışmıştır. Gerçekten de bazı bilgin­ler, teknolojiyi, iktisatı ve toplumun yaşamasını sağlayan bütün etkinlikle­ri kapsayan maddesel kültür’ü, dini, mitleri, din törenlerim, sanaü,vb. kap­sayan manevi kültür’den ayırt eder­ler.

Kültürsüz insan yoktur ve “doğa durumu”ndaki insan kavramı, felsefi bir varsayımdan başka şey değildir. Kül­tür, insanın bir toplum üyesi olarak özümlediği bütün öğeleri kapsar. Kül­tür insan edinci olarak evrenseldir, ama yerel ya da bölgesel belirişlerinin her biri benzersiz bir şey olarak görülebilir. Nitekim, birbirine özdeş iki kültürün bulunmadığı kanıtlanabi­lir.

Görünüşünün tersine, kültür sürekli ve belli değişikliklerden geçer. Kültür değişikliği, değişikliğin tutuculuğa oranla belirlenmesini sağlayarak, kül­tür kararlılığı sorununun bir bölümü olarak ele alınır. Hiç değişmeyen kül­türler, ölmüş olan kültürlerdir. Değiş­meler, gözümüzün önünde o kadar ağır gerçekleşir ki, bunları ancak, şimdiyi geçmişin karşısına dikerek al­gılayabiliriz.Kültür terimi, üç yüz yıl öncesine da­yanır ve uygarlığa koşut bir gelişme gösterir. XVIII. yy’da Vauvenargues ve Voltaire, kültür sözcüğünü kullan­maya başlamışlardır. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 22:22

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Cahit Külebi Kimdir? Şiirleri ve Başlıca Eserleri

Türk Ozanı (Tokat 1917)

Sivas Lisesi’nden (1936) sonra İstan­bul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Türkoloji Bölümü’nü (1940) İstanbul Yüksek Öğretmen Okulu öğrencisi olarak bitiren Cahit Külebi, Antalya Lisesi (1942), Ankara Devlet Konser- vatuvarı (1945), Ankara Gazi Lisesi (1954) gibi okullarda edebiyat öğret­menliği, Milli Eğitim Bakanlığı müfet­tişliği (1956-1960) yaptı, kültür ataşesi ve öğrenci müfettişi olarak İsviçre’de bulundu (1960-1964). Yurda dönünce önce kültür müsteşar yardımcısı (1970-1971), sonra da Milli Eğitim Ba­kanlığı başmüfettişi olarak çalıştı. 1972’de emekli oldu. 1976’da getiril­diği Türk Dil Kurumu genel yazman­lığı görevini 1983’e kadar sürdürdü.

Şiirleri

İlk şiirleri Nazmi Cahit takma adıyla Gençlik dergisinde (1937-1938) çıkan, daha sonra Varlık, Sokak, Söz, İnsan, Yaratış, Türk Dili, Oluşum, vb. dergi­lerde sürekli şürler yayımlayan Cahit Külebi yeni şiirin olanaklarıyla gele­neği ustaca birleştirmeyi, halk kültü­rü kaynaklarından soylu ama yalın imgeler çıkarmayı başardı. Adamın Biri ‘nde (1946) topladığı şiirlerde yurt gerçeklerini, kırsal kesim insanının acılarını, tasalarını, öfkelerini, se­vinçlerini, özellikle yarım ve iç uyak­lar da kullanarak yalın ve içten bir dille şiirleştirdi. Rüzgâr’da (1949) kentlerin karmaşık yapısında sıkışıp kalan, arayışlar içinde solan insanla­rın duygularını, düşüncelerini, eğilim­lerini bir türkü tadında yansıttı. Atatürk Kurtuluş Savaşı’nda (1952). Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 22:20

Kategori: Biyografi   Etiket:

Kümeler Kuramı Nedir?

Matematikte kümelerin özelliklerini ve kümelerle ilgili işlemleri konu edi­nen kuram.

Georg Cantor’un 1882’de getirdiği kü­me kavramı hâlâ tartışılmaktadır. Kü­meler kuramı günümüzde çoğu kez matematik bilgisinin yenilenmesiyle ve modern matematikle özdeşleştirilmektedir.

Aslında, tarihsel sıraya göre, temel­de farklı olan iki şeyi (kümeler kura­mı ve dili) birbirinden ayırt etmek ge­rekir: Cantor’un amacı en az sayıda kavramdan hareketle özellikle gerçek sayıların ya da doğal tamsayıların ta­nımını yapmak için, matematiği bir bütün haline getirmekti. Böylelikle kü­melerin diline, yani anlatım yoluna ulaşılır. Küme kavramı ilkel ya da ilk­tir; bu anlamda kümeleri, kısır döngü­ye düşmeksizin bir başka kavram yar­dımıyla tanımlamak olanaksızdır. Sez­gisel olarak küme, ortak bir özelliği olan bir nesneler topluluğudur, bu ise güçlüğü topluluğun tanımlanmasına yöneltir. Bir başka birincil kavram olan bağıntı kavramına da başvuru­lur. Özellikle de “eşitlik” ve “öğelik” (aidiyet) kavramları benimsenir. Bir x kümesi, bir E kümesine aitse, “x. E’ nin bir öğesidir” denir ve xeE ola­rak gösterilir. E ve F kümelerinin öğe­leri aynıysa (ve yalnız bu durumday­sa) E ve F kümeleri birbirine eşittir: Bu da E = F biçiminde gösterilir. Hiç­bir öğesi olmayan bir ve yalnız bir küme bulunur; buna boş küme denir ve 0  ile gösterilir Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 22:17

Kategori: Matematik   Etiket:

Kübizm Nedir? Doğuşu Nasıl Olmuştur?

Fransa’da, 1906-1907 yıllarına doğru ortaya çıkan, 1910 yıllarına doğru ge­lişen, öne sürdüğü görüşlerle estetik anlayışında devrim yaratarak resim sanatının tümüyle dönüşüm geçir­mesine yol açan modern sanat akı­mı.

Bu akım, izlenimcilikten, fovizm yanlı­sı ressamların başarısızlığa uğrama­larından sonra kendini tümüyle kabul ettirmeyi başaran ilk resim hareketi­ni oluşturur: bu hareketin etkisi hey­kel. edebiyat ve müzik alanlarına da yansımıştır.

Kübizmin Doğuşu

Kübist bir ressamın tuvalinde renk öğesi her zaman desene bağımlı kalır; kullanılan renklerse beyaz, gri. siyah gibi yansız renklerdir; bunlar renk ka­rışmalarını ışık yansımalarıyla nesne­lere dönüştürmeye yönelen tablolar­dır. Geleneksel doğacı görüşü bir ya­na iten bu yöntem eşzamanlılık kav­ramım da birlikte getirmişti; böylece nesne, izleyicinin gözünde bütün oluş­turucu düzlemlerinde ayrıştırılmış oluyordu. Matisse, 1908 Sonbahar Sergisi’nde, Braque’ın Estaque’taki Evler adlı tablosunun karşısında “kü­çük küpler” gördüğünü söylemiş, bu terim Apollinaire ve ardından basın tarafından benimsenmiştir. Adı böy­lece konmuş olan yeni akım, Braque ve Picasso’nun araştırmalarının aynı doğrultuya yönelmesinden doğmuştu. Braque, yaptığı manzara resimlerini Cezanne’ın klasik dönemindeki yapıt­ların geometrik doğrultusunda üsluplaştırıyordu. Picasso’ysa Derain’le birlikte zenci heykel sanatını yeni keş­fetmişti; nonfigüratif ve karşıdoğacı biçimlere büyük ilgi duyuyordu. Avignonlu GençKızlar (1907) adlı tablo­sunu zenci masklarından esinlenerek gerçekleştirmişti ve bu yapıtında, ha­cimlerin düzlem yüzeyde anlatımı so­rununu ortaya atarak resim sanatını ilk olarak heykele özgü ve akla aykırı düşen formüllere yöneltiyordu. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 22:13

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Küba Coğrafyası Tarihi ve Ekonomisi

Atlas Okyanusu’nda Küba adasıyla ona bağlı adalardan oluşan ülke. Batıda Meksika körfezi, kuzeyde ve doğuda Atlas Okyanusu, güneyde An­til denizine kıyısı bulunan Küba Mek­sika körfezinin girişinde Florida boğa­zıyla Yucatan eşiği arasında uzanır.

Küba’nın Coğrafyası

Yengeç dönencesinin biraz güneyinde

1.250 km boyunca uzanan Küba ada­sının genişliği 30 ile yaklaşık 200 km arasında değişir. Küba topraklarının % 80″i ovalardan ve alçak yaylalar­dan oluşmuştur. İkinci ve Üçüncü Za­manlardan kalmış olan bu kireçtaşlı kayaç kökenli oluşumlar. Üçüncü Zaman’m ikinci yarısında hafifçe yüksel­mişlerdir. Ovalar, oldukça, verimli kil­li topraklar ve ince alüvyon tabaka­larıyla örtülüdür. Yaylalarsa karst ol­gusunun yol açtığı aşındırma sonucu parçalanmışlardır. Doğal çevrenin tekdüzeliğini üç sıradağ bozar: Güney­doğuda en yüksek doruğu Turquino doruğu (1 994 m) olan Sierra Maestra. doğuda Baracoa yüksek yaylala­rına bağlanır; ortada San juan. kuzey­doğuda Sierra de los Organos bulu­nur.

Küba’ya bağlı adalar geniş kıta sa­hanlığında (—20 m) yer alırlar. Bun­lardan Pinos adası, kuzeyde başkala­şım kayaçlı tepelerden, güneyde kireçtaşlı bir ovadan, ortada da batak­lıklardan oluşmuştur. Öbür adalar ta­kımada halinde toplanmışlardır (jardines de la Reina gibi bazı mercan adaları). Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 22:09

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »