Mauriac Kimdir?

Fransız yazarı Mauriac (Bordeaux, 1885-Paris, 1970).

Bordeauxlu zengin bir burjuva aile­sinden gelen François Mauriac’m ço­cukluğu hüzünlü, sıkmtüı bir ortamda geçti (bu hava sonradan birçok yapı­tına yansıdı). Bordeaux Edebiyat Fakültesi’ni bitirdi ve bu arada Racine, Pascal, Baudelaire, Rimbaud gibi Fransız yazarlarım büyük bir coşkuy­la okudu.

1906’da Paris’e yerleşerek kendim tü­müyle edebiyata verdi. Bir şiir derle­mesi olan Les Mains Jointes (Birleşmiş Eller, 1909) Maurice Barres tarafın­dan ügiyle karşılandı. 1912’de Kato­lik bir dergi olan Les Cahiers’yi kur­du, 1913’te ilk romanı L’Enfant charge de chaînes’i (Zincire Vurulmuş Ço­cuk), 1914’te de La Robepretexte’i ya­yımladı. Birinci Dünya savaşından sonra, edebiyat etkinliğini yeni ro­manlar yazarak sürdürdü: La Chair et le sang (Et ve Kan, 1920); Bordeaux’da yaşayanları anlattığı Preseances (1921). Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - 01 Temmuz 2014 at 10:57

Kategori: Biyografi   Etiket:

Bir Öykü Ustası Maupassant Kimdir?

Fransız yazarı Maupassant, (Miromesnil Şatosu, Tourvillesur – Arques, 1850 – Paris, 1893).

Gençliğininbüyük bir bölümünü Diep- pe yakınlarındaki Miromesnil Şatosu’nda ailesiyle birlikte geçiren Guy de Maupassant, öğrenimini önce Yvetot papaz okulunda, daha sonra da Rouen Lisesi’nde yaptı. Bütün çevre­si gibi, 1870 Fransa-Prusya savaşının etkisinde kalan Maupassant on yıl sü­reyle bakanlıkta görev aldı. Bu arada, edebiyata yönelerek annesinin arka­daşı olan Flaubert’den yakın ilgi gör­dü. Flaubert onun Zola, Huysmans, Daudet gibi yazarlarla tanışmasını da sağladı. 1880’de Les Soirees de Medan (Medan Akşamlan) adlı ortak derlemede (Huysmans, Alexis, Hermique, Ceard, Maupassant) yayımlanan öykülerden Kartopu (Boule de Suif) Maupassant’ın kısa sürede tanınma­sını sağladı. Bundan sonra Paris’in seçkin çevre insanlarıyla bağlantı ku­ran yazar sık sık yolculuklara çıktı ama, çok sayıda yapıtlar vermekten de geri kalmadı. Gerçekten de, on yıl içinde altı roman (Bir Hayat [Une Vie, 1883]; Güzel Dost [Bel-Ami, 1885]; Mont-Oriol [Oriol Tepesi, 1887]; Pierre ve jean [Pierre et Jean, 1888]; Ölüm Kadar Acı [Fort comme la mort, 1889]; Kalbimiz [Nötre Coeur, 1890]), on beş öykü derlemesi, üç ciltlik gezi anlatıları (Güneş Altında [Au Soleil, 1884]; Sur l’eau [Denizde, 1888]; La Vie errante [Gezginci Yaşam, 1890]). makaleler ve iki tiyatro oyunu (Musotte, 1891; La Paix du menage [Evin Hu­zuru, 1893]) yayımladı. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 10:35

Kategori: Biyografi   Etiket:

Fransız ressamı Matisse Hayatı ve Üslubu

Fransız ressamı Matisse, (Le Cateau, 1869-Nice, 1954).

Bir süre hukuk okuduktan sonra, res­me ilgi duyan Henri Matisse, Paris’e giderek önce Julian Akademisi’ne, ar­dından Ecole Normale Superieure des Beaux-Arts’a girdi ve Gustave Moreau’nun atölyesinde çalıştı; bu arada Rouault, Camoin, Evenepoel, Maııguin, Marquet’yle (Dekoratif Sanatlar Okulu), daha sonra da Derain’le (Carriere Akademisi) bağlantı kurdu. Gus­tave Moreau, Matisse’e “resmi yalın­laştıracaksınız” demişti; gerçekten de sanatçı 1897’den başlayarak Monet’ nin yapıtlarını ve izlenimciliği yakın­dan tanıması sayesinde, donuk renk tonlarından canlı renk tonlarına yö­neldi ve biçimleri yalınlaştırarak daha belirgin kıldı. Cezanne’ın Matis­se üstündeki etkisi özellikle Atölyede Modeller (1900) ve Carmelina’da (1903) açıkça görülür.

Fov Üslüp

1904’te Saint-Tropez’e giden Matisse’in kullandığı renkler çeşitlenmeye başladı. Yöntemli ve bilinçli olarak, resim sanatını renge ve birkaç temel çizgiye indirgemek isteyen sanatçı böylece fovizmin öncüsü haline gele­rek, her renge en yoğun şiddetini ver­meye çalıştı. Benimsediği fov üslubu­nun eşsiz kaynaklan (1905-1911 do­laylan) sanatçının çok sayıda başya­pıt oluşturmasında önemli bir esin kaynağı oldu: Açık Pencere (1905); Kırmızı Halılı Natürmort (1906); La Dame (1909); Kırmızı Atölye (1911). Bununla birlikte, Matisse, resmi yalınlaştırmaya, “renkli duyumlar”a dü­zen vermeye çalışarak, akıl, saflık an­layışına önem verdi. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 10:32

Kategori: Biyografi   Etiket:

Matematik Nedir? Çeşitli Dalları Mantık ve Kümeler Kuramı

Tümdengelimli akılyürütme yoluyla, sayı, biçim, küme, vb. kavramların özelliklerini ve bunlar arasındaki bağ­lantıları inceleyen bilim dalı.

Mantık ve Kümeler

MANTIK, matematiğin bir dalı mıdır, değil midir? Mantığın matematikleştirilmesi ve matematiğin mantıklaştırılması, almaşık bir biçimde ya da ay­nı anda felsefecilerle matematikçile­ri harekete geçirmiştir. Mantık, ma­tematiksel kuramlar için gerekli bir başlangıç sayılır.

KÜMELER KURAMI, matematiksel yapının temelidir ve şu ana görüşün incelenmesinden oluşur: Yapıları ne olursa olsun her nesneler topluluğu kendi içinde ya da başka topluluklar­la bağlantılıdır. Matematikçiler, felse­feciler, vb. uzun süredir, kümeler ku­ramının aküyürütme biçimini, özellik­le de “öğelik” (aidiyet) ve “içinde ol­ma” kavramlarına bağlı akılyürütme biçimini kullanmaktadırlar. Kümeler kuramının bu özelliği hiçbir zaman Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 10:27

Kategori: Ansiklopedi, Matematik   Etiket: , , , ,

Matbaacılık Nedir? Tarihçesi Dizgi ve Baskı Yöntemleri

Özgün bir belgeden, metin, biçim ya  da işaretlerin birçok kopyasını çıkar­ma sanatı (basımcılık da denir).

Tarihçe

İlk metin basma tekniği olan ağaçoyma baskıyı (ksilografi), IX. yy. dolay­larında Çinliler buldu. Bu teknik, işa­retleri bir tahta üstüne kabartma bi­çiminde oymak, mürekkep sürmek ve basınç uygulayarak bir kâğıt üstüne basmaktan oluşuyordu. XIV. yy. so­nunda Avrupa’da, iskambil kâğıtları­nı basmak için buna benzer bir teknik kullanıldı. Öte yandan gene, Çinliler Ortaçağ boyunca, hareketli harflerin kullanıldığı daha esnek ve daha hızlı bir basım tekniği geliştirdiler. Avru­pa’da hareketli metal harflerden ya­rarlanan tipo baskının (tipografi) 1436’ya doğru gerçekleştirilmesi, ge­nellikle jean Mentelin ve Gutenberg’ in çalışmalarına bağlanır. Bununla birlikte, hareketli harf kullanma dü­şüncesine, dönemin birçok araştırma­cısının aynı anda ulaştıkları düşünül­mektedir; dolayısıyla, tipo baskıyı ilk olarak kimin bulduğunu belirlemek güçtür.Gerçekten de Hollandah Laurens Coster, ağaçtan yapılma hare­ketli harfler kullanmıştı; bu harflerin tek eksiği çabuk yıpranmalarıydı. Öte yandan, Mentelin ve Gutenberg de, ilk kez baskı makinesi kullandılar; bu ma­kine bağcılarm üzümü ezmek için kul­landıkları presin bir başka çeşidiydi. Harfleri oymak yerine bir kalıpla dök­mek işlemininse, ilk olarak Gutenberg’in işçilerinden Schöffer tarafın­dan gerçekleştirildiği bilinmektedir. Bu yöntemlere göre basılan ilk matba­acılık ürünleri bir İncil (1456), bir mezmurlar kitabı ve bir almanaktır (1457). Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 10:24

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Maske Nedir? Çeşitleri Nelerdir?

Maske, Boyalı karton, kumaş, deri, plastik, vb’nden yapılan ve çeşitli amaçlarla kullanılan yapma yüz.

Maskelere her dönemde ve aşağı yu­karı dünyanın her yerinde raslanır. Bazı Avrupa ülkelerinde sürmekte olan maske kullanımının kökeni, Eskiçağ’a kadar uzanır; etnoloji uzmanları maske kullanımına, “arkaik” olarak adlandırılan hemen hemen bütün kül­türlerde raslamışlardır. Maskenin, gizleme, benzeme, yanıltma gibi pek çok işlevi vardır.

Ölü Maskeleri

Maskeleri ölülerin yüzlerini kaplama­da ilk olarak kullananlar kuşkusuz Es­ki Mısırlılar olmuştur; maske ölüyü henüz ayrılmış olduğu canlılar dünyasından ayırmaya yarar ve öbür dün­yada başlayacak olan büyük yolculu­ğa çıkışı belirtir: Bir dünyadan bir başka dünyaya, yani simgelediği ölü­ler dünyasına geçişin belirtisidir bu. Eski Yunan’da maske ilk olarak Mykenai’de ortaya çıktı. Doğrudan doğru­ya ölünün yüzünün kalıbım oluşturan maske, sertliği vurgular, apansızın do­nup kalmış olan yaşamın bir izidir. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - 30 Haziran 2014 at 11:59

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Masatenisi Nedir?

Masatenisi, Özel boyutlardaki bir masa üstünde, kauçukla kaplı tahta raket ve sert ya da esnek, içi boş top aracılığıyla oy­nanan, kuralları tenise benzer spor dalı (pingpong da denir).

1880’e doğru İngiltere’de bulunan masatenisi çuha kaplı tahta raketlerle oynanıyordu, ama raketler kısa süre­de kabarcıklı kauçukla kaplı modern görünümlerini aldılar. Bir süre ilgi gö­ren, daha sonra da unutulan masate­nisi, 1921’de ilk İngiltere şampiyona­sıyla yeniden önem kazandı. Başlangıcından beri masa dışında her şeyi değişen bu sporda günümüzün us­taları Japonlar ve özellikle bu sporu ulusal sporları durumuna getiren Çinlilerdir. Büyük masatenisi yarışmaları arasmda özellikle şunları belirtmek gerekir: 1926’da yılda bir, 1959’dan sonra da iki yılda bir yapılan bireysel dünya şampiyonaları (erkekler, ba­yanlar, karışık çiftler); Swaythling Kupası; Marcel Corbillon Kupası (er­kekler ve bayanlarda takım halinde); dünya şampiyonalarım izleyen yıllar­da iki yılda bir yapılan Avrupa, As­ya, Amerika şampiyonaları; vb. Oyun alanı 2,74-m boyunda, 1,525 m eninde, 25 mm kalınlığında ve yerden 0,76 m yükseklikte, sert tahtadan dik­dörtgen bir masadır. Mat ve koyu bir renge boyanmış olan masanm yüzeyi, 2 sm genişliğinde beyaz bir çizgiyle çevrelenmiştir. 30,5 sm yüksekten bı­rakılmış bir topun 30,3 ya da 32,9 sm’ye sıçramasını sağlayabilecek bir yapıda olması gerekir. 15,25 sm yük­seklikte, üst kısmı beyaz şeritli, yeşil pamuk ipliğinden yapılmış delikli bir file her iki ucundan, masadan 15,75 sm dışarda bulunan dikmelere bağla­narak masayı enine ikiye böler. Masanın uzunluğuna çizilmiş 3 sm’lik bir çizgi de her bölümü sol ve sağ olmak üzere ikiye ayırır. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 11:58

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Masaryk Kimdir?

Çekoslovakyalı devlet adamı Masaryk (Hodonin, Moravya, 1850-Lany Şatosu, Prag yakınları, 1937).

Babası Çek, annesi Slovak asıllı olan Tomaş Garrigue Masaryk, küçük yaş­larda, önce çiftlik işçisi, sonra da bir demircinin yanında çırak olarak ça­lıştı. Daha sonra öğretmen olmasma karar veren ailesi tarafından 1865’te Brno’daki bir ortaokula gönderildi. Ortaöğrenimini Viyana’da tamamla­dıktan sonra, Viyana Üniversitesi’nde felsefe öğrenimine başladı. 1876’da Eflatun üstüne yazdığı doktora tezini şavundu. A.B.D’li bir öğrenci olan Charlotte Garrigue ile evlenerek onun soyadım ikinci adı olarak kullanmaya başladı.

1881’de ilk önemli yapıtı Der Selbstmord als soziale Massenerschein ung der modernen Zivilisation’u (Mo­dern Uygarlıkta Kitle Davranışı Görünümü Almış Toplumsal Bir Sorun: İn­tihar) yayımladı. 1882’de Prag’da ye­ni düzenlenen Çek Üniversitesi’ne çağrılarak felsefe profesörlüğüne atandı. Bu arada Athenaeum adlı bir eleştiri dergisiyle Naşe Doba adlı bir siyaset dergisi yayımladı. Ulusal Çek hareketi sırasında, bağımsızlık iste­yen orta burjuvazi ile halk tabakala­rının kendilerini gösterdikleri Genç Çekler hareketine katıldı. Böylece, ül­kesinin düşünsel ve siyasal açıdan ye­nileşmesinde ön planda yer aldı. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 11:56

Kategori: Biyografi   Etiket:

Masalların Kaynakları Yapısı Dünya Masalları ve Türk Masalları

Masal, düz yazı biçiminde söylenmiş, dinsel ve büyüsel inançlardan ve törelerden bağımsız, bütünüyle düş ürünü olan kısa anlatı türü.

Masallarda Öz Biçim Ve Biçim Özellikleri

Masallarda genellikle olağanüstü olaylar ve kişiler yer alır. Ancak kimi masallarda olağanüstü olay ve kişile­rin yerine günlük yaşamdaki benzer­leri geçmiştir. Dahası kimi son dönem masalları, masal dünyasının değil, gerçek dünyanın araçlarını, gereçle­rini içermektedir.

Masal, sözlü edebiyat ürünlerinden- dir ve anonim bir özellik gösterir. Ef­sane, destan, fıkra gibi sözlü gelenek ürünleriyle yakın benzerlikler sunan masalı bu türlerden ayıran en belir­gin özellik, anlattığı olayların tümüy­le “düş ürünü” olduğu izlenimini ya­ratmasıdır. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 11:55

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Masaccio Kimdir?

İtalyan ressamı Masaccio (San Giovanni Valdarno, 1401 – Roma, 1429).

Asıl adı Tommaso di Ser Giovanni olan Masaccio’nun çok kısa süren ya­şamı üstüne pek bilgi yoktur. . Resim sanatını Masolino da Panicale’den öğrenen Masaccio, duygularının güçlülüğü, kompozisyonunun yalınlığı, hacimleri değerlendirmedeki ustalı­ğıyla Giotto’nun sanatmı sürdürdü. Michelangelo, Raffaello ve Leonardo da Vinci, onun yarattığı okulu sürdür­düler ve çalışmalarma Masaccio’nun fresklerini kopya ederek başladılar. Leonardo da Vinci yazdarında Ma­saccio’nun getirdiği yendiği şöyle açıkladı: “Giotto’dan sonra, bir yüz­yıldan fazla bir süre boyunca sanat yeniden gerdedi, çünkü ressamlar Gi­otto’nun yapıdarmı kopya etmeye baş­lamışlardı. Sonra, Floransalı Tomma­so (Masaccio) geldi. Resim alanında­ki yapıdarının yetkinliğiyle, doğayı, bu bütün ustaların en başta gelen hoca­sını örnek olarak almayanların, boş yere sanat yapmaya uğraştıklarım ka­nıtladı.” Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 11:36

Kategori: Biyografi   Etiket:

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »