Kuzey Denizi Hakkında Bilgi

Atlas Okyanusu’yla bağlantılı olan de­niz.

Batıda İngiltere adaları, doğuda Nor­veç, Danimarka, Almanya, Hollanda, Belçika ve Fransa kıyılarıyla çevrili olan Kuzey Denizi kuzeyde Orkney ve Shetland adaları boyunca geniş ama çok derin olmayan bir eşikle Atlas Ok­yanusu’yla, güneyde Dover boğazıyla (Pas de Calais), Manş deniziyle ve doğuda Danimarkaboğazları(Skagerrak, Kattegat, Öre boğazı ve Belt) yo­luyla Baltık deniziyle bağlantılıdır. Çok derin olmayan(ortalama90 m’den az) Kuzey Denizi, geniş bir kıta sahan­lığım kaplar, ayrıca burada Farry, Steen Bank, Dogger Bank, Great Fisher Bank, Fladen Bank gibi bir dizi kumlu sığlık görülür. Bununla birlik­te, derinlik düzenli olarak güneyden kuzeye doğru büyük bir olasılıkla buzulların hareketinden kaynaklanan İs­kandinav çukuruna kadar artar (Skagerrak’ta -600 m). Kuzey Denizi, Fransa’da Paris havzası, İngiltere’de Londra havzası ve Almanya’da geniş Alman-Polonya ovasının uzandığı uç­suz bucaksız bir tortul havza içinde yer alır. Kuzeyde, günümüzde aşınmış olan Kaledonyen dağ sıralarının kalın­tılarıyla çevrilidir, jeolojik tarihi bo­yunca, deniz istilası (Alt ve Üst Jüra devirleri, Tebeşir devri) ve hem dibi­ni hem de kıyılarını kaplayan birçok çökeltinin kanıtladığı deniz çekilmele­ri (Orta jüra devri, Miyosen, Dördün­cü Zaman buzullaşması) dönemleri birbirini izledi. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - 24 Mart 2014 at 22:03

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Kuzey Buz Denizi Hakkında Bilgi

Yerkürenin kuzey kutup bölgesinde yaklaşık 14 milyon km2’lik bir yüzeyi kaplayan ve büyük bir bölümü buzlar­la örtülü olan deniz.

Bering boğazı ile Büyük Okyanus’a bağlanan ve geniş biçimde Atlas Ok­yanusu’na açılan Kuzey Buz Denizi bankizlerle örtülü olduğundan, topog­rafyası ancak XX. yy’da çıkarılabildi. Kuzey kutup havzası Lomonosov sır­tıyla ikiye bölünür; genişliği 60-200 km arasında değişir. Atlas Okyanusu’na açılan Kuzey Buz Denizi bankizlerle örtülü olduğundan, topog­rafyası ancak XX. yy’da çıkarılabildi. Kuzey kutup havzası Lomonosov sır­tıyla ikiye bölünür; genişliği 60-200 km arasında değişir. Atlas Okyanusu tarafından Orta Atlas Okyanusu sır­tının uzantısıyla engebelenen bir Av­rasya kutup havzasını, Büyük Okya­nus yanındansa Lomonosov sırtına paralel bir kıvrım (Alpha sırtı) oluştu­ran Büyük Okyanus havzasını ayırır. Kuzey Buz Denizi’nin temel özelliği, kı­ta sahanlığının genişliği ve kıyılarının son derece girintili çıkıntılı olmasıdır: Burunlar, adalar; yarımadalar birçok kıyı denizini ayırır (Barents denizi, Grönland denizi, vb.). Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - 17 Mart 2014 at 22:23

Kategori: Coğrafya   Etiket:

Kuzey Anadolu Dağları Hakkında Bilgi

Karadeniz bölgesinde kıyıya paralel olarak uzanan dağlar bütünü. Aralarında çukur alanların yer aldı­ğı Kuzey Anadolu dağlarının kıyı yakınında birden yükselen kesimine kı­yı dağları, daha geride yer alanlara da iç sıralar denir. Doğuda hem kıyı dağlan, hem de iç sıralar yüksek ol­duğu halde, orta bölümde genel bir al­çalma görülür. Batıda her iki kesim de yeniden yükseklik kazanır. Karadeniz bölgesinin doğusunda yer alan dağlar bütünüyle Doğu Karade­niz dağlan diye adlandırdın Kıyıda bu dağlar çeşitli adlar alırlar: Rize dağ­ları; Trabzon dağları; Zigana dağları; Gümüşhane dağlan: Giresun dağ­lan. Doğu Karadeniz dağlarının doruk çizgisi hemen her yerde 2 000 m’nin üstündedir, yer yer 3 000 m’nin üstü­ne çıkar. En yüksek doruklar Rize dağlarındadır (Kaçkar 3 932 m;Üçdoruk Verçenik 3 709 m).Karadeniz kıyısına çok dik yamaçlarla inen bu dağlar birbirine paralel çok sayıda vadiyle yarılmıştır. Dağların yüksek kesimlerinde Dördüncü Za­man buzullarının aşınım izlerine ve buzul göllerine raslanır. Kıyı dağları iç sıralardan, çukur bir alanla ayrı­lır. Çoruh ve Keltik ırmaklarının geç­tiği bu alana Kelkit Çoruh çukuru denir. Bu oluk biçimli çukurun geniş­liği ve derinliği yer yer değişir. İspir doğusundaki Çoruh vadisi çevresinde, 3 000 m’ye ulaşan yüksekliklerle Türkiye’nin en derine gömülmüş va­dileri yer alır.

İç sıralara genel olarak Kelkit Çoruh dağları denir. Kuzeydoğuda Yalnız çam dağlarında başlayan sıralar İspir güneyindeki Mescit dağında 3 229 m’ye kadar yükselir. Bu dağlar batı­ya doğru yüksekliklerini kaybederek uzanırlar. Doğu Karadeniz dağlarının iç sıraları kıyı dağlarında olduğu ka­dar akarsu vadileriyle fazla yarılmamıştır. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 22:22

Kategori: Coğrafya   Etiket:

Kuyruklu Yıldızlar Hakkında Bilgi

Güneş sistemine bağlı çok uzun bir yö­rünge çizen ve kuyruk olarak adlan­dırılan ışıklı bir uzantısı bulunan gök­cismi.

Önceleri Ayaltı (Yer ile Ay arasında) bir dünyaya bağlı olduğu, daha son­ra daha uzak dünyaların habercisi ol­duğu sanılan kuyrukluyıldızlar gerçekte, Güneş sistemi içinde yer alır­lar.Ingiliz gökbilimcisi Halley 1682’de, ko­numlarını titizce belirttiği bir kuyruk­luyıldız gözledi. Ardından yörüngesi­ni hesapladı ve bu yörüngenin, 1607′de Kepler’in gözlemiş olduğu bir kuyrukluyıldızın yörüngesiyle çakıştı­ğını fark etti. Acaba 75 yılda, Gü­neş’in çevresinde bir yörünge çizen aynı bir gökcismi mi söz konusuydu? 1607-75 = 1532. Gerçekten de 1532’den az önce, Apianus adlı bir Al­man dikkatleri bir kuyrukluyıldıza çekmişti: Halley’in artık kuşkusu kal­mamıştı; kuyrukluyıldızın 1758’de ye­niden geleceğine inanıyordu. Fransız Clairaut ve Lalande hesapları yapa­rak, bir aylık bir farkla, kuyrukluyıl­dızın 1759 Nisanında geçeceğini ha­ber verdiler.

Gerçekten de, 12 Mart 1759’da kuy­rukluyıldız göründü. Bununla birlikte kuyrukluyıldızların çoğunun yörüngesinin saptanması, Halley kuyrukluyıldızınınkinden çok daha güç olmakta­dır. Bu gökcisimleri ancak Güneş’e olan uzaklıkları küçük olduğu zaman gözlenebilmekte, bu durumda da yö­rüngelerinin ancak son derece küçük, bir eğri yayı olan bölümü bilinmekte­dir. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 22:19

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Memelilerde Kuşlarda Sürüngenlerde ve Balıklarda Kuyruk

Birçok hayvanda bulunan, omurganın uzantısı olan ve gövdenin arka ucunda yer alan, biçim ve kullanımı değişik organ.
Hemen hemen bütün omurgalılarda bulunan bu tek sayıdaki organ, dıştan fark edilmediği zaman bile vardır, yalnız bu durumda, körelmiş ve çevresindeki bölümler tarafından gizlenmiştir.

Memelilerde

Memelilerde kuyruk, çıkıntıları güçlü olan bir dizi omurdan oluşmuştur; daha çok ve daha etküi hareketler yapabilir.
İnsanda ve insansı maymunlarda, kuyruk, kuyruksokumu kemiğiyle (sakrum) eklemlenmiş ve derinin altına gizlenmiş olan, üç ya da dört omurun kaynaşmasıyla ortaya çıkmış kuyruk kemiği adı verilen küçük bir kemikten oluşmuştur. Bununla birlikte, dölüt halinde (yani embriyo gelişmesi sırasında), insan ve büyük maymunların oldukça uzun bir kuyruğu vardır. İn-sanda, çok ender durumlarda kuyruk kemiğinin omurları, erişkinde 10 sm’lik bir kuyruk oluşturur. Böyle bir kuyrukta, kaslar, sinirler ve damarlar bulunabilir. Herhangi bir ırkta orta­ya çıkabilen bu anormalliğin kalıtım­sal olmadığı sanılır. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 22:15

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Kuvvet Kavramı Kuvvetlerin Ölçümü

Bir cismin hareketini değiştirebilen ya da biçimini bozabilen her türlü neden.

Kuvvet Kavramı

Kuvvet kavramının kökeni fizyolojik­tir: Bir yükü taşımak, bir taş atmak, demir bir çubuğu bükmek için yapıl­ması gereken kas gücüne kuvvet de­nir. Daha derin bir inceleme, bir cis­min hız değişimine, bir katının biçimi­nin bozulmasına ilişkin çeşitli neden­lerin ya da nedenlere karşı koymaya eğilimi olan eylemlerin, aynı cinsten olan ve aynı birimle ölçülebilen bü­yüklükler olarak sayılabileceğini gös­terir. Demek ki, kuvvetler, ya dinamik etküeriyle (cisimlerin hareketlerine etkiler) ya da statik etkileri aracılığıy­la (dingin bir cisim üstünde dengele­nen etkiler) ortaya çıkarlar. Sözgelimi, herhangi bir cisim bırakıl­dığında, yerçekiminin neden olduğu bir kuvvet olan P ağırlığının etkisi altında, artan bir hızla düşer. Bu ağır­lık, enlem, yükselti ve dünyanın yöre­sel yapışma da bağlı olarak hafifçe değişir. Sıfır yükseltide, ekvatordan kutba geçildiğinde, bir cismin ağırlı­ğı % 0,5 artar.

Üst ucu sabit olan sarmal bir yaya herhangi bir cisim asılırsa, yay uzar ve bir denge durumuna erişir: Cisim hareketsiz hale gelmiştir, çünkü, biçi­mi bozulan yay, cisim üstünde, yerçe­kimi kuvvetine eşit ve ters bir tepki. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 22:13

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Kuveyt Coğrafyası Tarihi ve Ekonomisi

Arap yarımadasında ülke.
Kuzeyde ve batıda Irak, güneyde Suudi Arabistan’la sınırlı olan Kuveyt’ in doğuda Basra körfezine kıyısı vardır.

Kuveyt Coğrafyası

Dümdüz ve çölsü bir ovada uzanan Kuveyt toprakları, kum ve çakılla örtülüdür. Ama kuzey kesimde Şattülarap’m taşıdığı alüvyonlar sayesinde az da olsa tarım yapılabilir. Basra körfezine açüan yaklaşık 130 km’lik kıyıları yer yer mercan kayalıklarıy­la kuşatılmıştır ve doğal limanlardan yoksundur. Ülkede Arabistan yarımadasının iç kesimlerini etkisine alan tropikal sıcak hava kütlesinin egemen olduğu çok kurak bir iklim görülür: Yağış miktarı oldukça azdır ve daha çok kış aylarında düşer (400 mm). Kış aylarında azalan sıcaklık, yazın 45°C’ı bulur. Şattülarap çevresi dışında su gereksinimini karşılayacak herhangi bir kaynağın olmaması, bitki örtüsünün son derece cılız kalmasına neden olmuştur. Çölün tekdüzeliğini yer yer görülen kısa ömürlü otlar dışında yalnızca seyrek raslanan vahalar bozar. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 22:11

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Kuvasar Nedir?

Çok güçlü radyoelektrik yayınım ya­pabilen ve görülebilir tayfında yayı­nım çizgileri bulunan, yıldız görünüm­lü gökcismi (kuvasar terimi İngilizce “quasi stellar astronomical radiosource ’’ [yıldızımsı gökbilimsel rady okaynağı] sözcüklerinin ilk harflerin­den türetilmiştir). Kuvasarların yayı­nım çizgileri yıldızlararası gazın özelliklerini oluşturur, ama dalga boyları kırmızıya doğru büyük kayma göste­rir.

Bir Buçuk Milyar Yıl

California înstitute of Technology’de­ki gökbilimciler, 1961’den başlayarak, 3c 48 (Cambridge’in 3. katalogunun 48 numaralı radyokaynağını belirten şifre), 3c 147, 3c 196 ve 3c 286 radyokaynaklarının “yıldız görünümlü cisimler”e uyduklarını saptadılar. 1963’te Palomar dağında (A.B.D.) ça­lışan Hollandalı gökbilimci Schmidt, olayı doğruladı. Ay’ı, 3c 273 radyo kaynağını geçici olarak örten hareket­li bir ekran gibi kullanan Schmidt, bu radyokaynağını, yaklaşık bir yay sa­niyelik bir bölge içinde sınırlamayı ba­şardı. Bu konumda bulunan tek “gö­rülebilir” gökcismi, görünen kadiri 12,7 olan bir “yıldız”dı. Schmidt ay­rıca, bu cisim için, görülebilir tayfta kırmızıya doğru bir kayma da ölçtü:
z = 4^=0,158. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 17:11

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Kuvars Nedir? Çeşitleri Nelerdir?

Kuvars az çok saf olarak bulunan billurlaş­mış silisin doğadaki yaygın türü. Çok tanınan bir mineral olan kuvars, Sİ02 bileşimli, çok kararlı ve altıgen sistemde billurlaşan bir tektosilikattır. En sert minerallerden biridir, mi­nerallerin sertlik derecesinin l’den (talk için) 10’a (elmas için) kadar de­ğiştiği Mohs ölçeğindeki sertliği 7’dir.

Yaygın Bir Mineral

Kuvarsın birçok biçimi vardır: Düşük sıcaklık kuvarsı 573°C’tan düşük sı­caklıkta, yüksek sıcaklık kuvarsıysa 573°C-870°C arasında billurlaşır. 870°C’ın üstündeki sıcaklıklardaysa silisin başka bileşikleri oluşur: Kimya­sal bileşimleri kuvarsmkiyle aynı ama yapıları farklı olan tridimit ve kristobalittir.

Kuvars,silis açısından yeterli zengin­likte olan bütün derinlik kayaçları, başkalaşımsal ve yanardağ kökenli kayaçlarda bulunur. Gerek magmalı kayaçlar için silikatlı sıvı artıkların­dan, gerekse başkalaşım mineralleri­nin değişimlerine bağlı kimyasal tep­kimelerle açığa çıkan silis fazlasından başlayarak kuvars, genellikle, kayada oluşan son mineraldir. En son ortaya çıktığından, kuvars, pütürlü kayaçlar­da, kendinden önce billurlaşmış mine­raller arasında kalan aralıkları dol­durur; demek ki, kuvars billurlan çok çeşitli biçimlerdedirler ve ksenomorfturlar. Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 17:05

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

Kuvanta Nedir? Kuramın Kökeni Çeşitleri ve özellikleri

Fizik alanında, sonlu enerji miktarla­rının belirtilmesinde kullanılan ve Latince quantum (ne kadar?) sözcüğü­nün çoğulu quanta’dan kaynaklanan terim.

Kuvanta Kuramının Kökeni

XIX. yy. sonuna doğru fizikçiler, ışı­nımla iletilen enerji ve bu enerjinin maddesel cisimlerle karşılıklı ilişkisi üstünde durdular. Kirchhoff, belirli bir sıcaklık için, eşsıcaklıklı kapalı bir hacim içinde yayınlanan ışınımın tayf bileşiminin kara cisminkiyle aynı ol­duğunu gösterdi. Stefan ve Wien, sı­caklık, ışınımın şiddeti ve frekansı arasmda bağıntılar belirlemeyi başar­dılar. Ama olayın genel yasasını be­lirtmek için ışınımların yayınlanma bi­çimiyle ilgili bir varsayım oluşturmak gerekiyordu. Thomson, bu yayınlan­manın atomların içerdiği elektronla­rın titreşimlerinden ileri geldiğini öne sürdü ve bu enerji alışverişlerinin sü­rekli biçimde yapıldığım kabul ederek, uzun dalga boyları için deneyle çok iyi uyuşan, ama kısa dalga boyları için (yani yüksek frekanslı ışınımlar için) yanlış sonuçlar veren, matematiksel bir anlatım buldu. 1900’de, elektromagnetik kuramın doğruluğundan hiç kimsenin kuşku duymadığı sıralarda, Planck, ışınım enerjisinin, ancak tit­reşimli bir elektron tarafından kesik­li bir biçimde yayınlanabileceğini ve buna bağlı olarak, ışınımın enerji kü­meleri, yani kuvantalar taşıdığını dü­şündü. Planck, deneysel sonuçlarla son derece iyi uyuşan bir ışınım yasası buldu. Ama Planck’ın varsayımı ışı­ğın dalga kuramına ters düşüyordu. Bu nedenle Planck bu kuramı tümüy­le bir yana atmayıp kendi varsayımıy­la bağdaştırmayı denedi. Daha sonra da şöyle bir açıklama yaptı: “Biz is­ter istemez, bu ışık kuvantalarının hiç değilse oluştukları anda, gerçek bir varlıkları olduğunu kabul etmek zo­rundayız.” Devamını Okuyunuz…

İlk Yorum Yazan Siz Olun - Yazı hakkında düşüncelerinizi yazın.  Yazan Talha Duman - at 17:00

Kategori: Ansiklopedi   Etiket:

« Önceki SayfaSonraki Sayfa »