Reform Hareketleri bilimin gelişmesine nasıl katkıda bulunmuştur?

Reform Hareketleri bilimin gelişmesine nasıl katkıda bulunmuştur? Açıklayınız. Avrupa’da 16. yüzyıl başlarında Hristiyanlık, Katoliklik ve Ortodoksluk olmak üzere iki mezhebe ayrılmıştı. Katoliklerin dini lideri olan Papa Roma’da oturuyordu. Orta Çağ boyunca papalar dini yetkilerine dayanarak kralların ve toplumun üzerinde güçlü bir otorite kurmuşlardı. Papalar insanların kiliseye bağlılığını kullanarak onlara endüljans adı verilen günah bağışlama kâğıdı satıyor ve bu yolla zenginleşiyorlardı. Ancak hümanizm ile birlikte kilisenin uygulamalarındaki yanlışlıklar da gözler önüne serilmeye başlandı. Çeşitli Avrupa ülkelerindeki hümanistler İncil’i kendi dillerine çevirdiler. Böylece gerçek Hristiyanlık ile kilisenin uygulamaları arasındaki çelişkileri ortaya çıkardılar. Bu insanlar eserleriyle ve sözleriyle halkı gerçek din konusunda bilgilendirmeye çalıştılar. Matbaadan da yararlanarak düşüncelerini geniş halk kitlelerine ulaştırdılar.

Reform hareketleri ilk olarak Almanya’da bir Hristiyan din adamı olan Martin Luther (Luter) tarafından başlatıldı. Ünlü Alman hümanist Erasmus’un düşüncelerinden de etkilenen Luther, kilisenin uygulamalarını eleştirmeye başladı. En çok da endüljans konusu üzerinde durdu. Luther’e göre günahları bağışlama yetkisi yalnızca tanrıya aitti ve endüljansın hiçbir değeri yoktu.

Luther’in düşünceleri matbaanın da etkisiyle hızla yayılınca Almanya’da kiliseye karşı bir ayaklanma çıktı. Alman İmparatoru Şarlken Luther’in düşüncelerinin Almanya’da yayılmasını yasakladı. Bunun üzerine Luther taraftarlarıyla kilisenin yanında yer alan Şarlken arasında büyük bir mücadele başladı.

Lutherciler imparatorun kararını protesto ettiler. Böylece Almanya’da Protestanlık adıyla yeni bir mezkep doğru. Protestanlarla girdiği mücadelenin sonunda Şarlken, bu mezhebi tanımak zorunda kaldı. Almanya’da başlayan Reform hareketleri 16. yüzyılın ortalarına doğru diğer Avrupa ülkelerine de yayıldı. Bu ülkelerden Fransa’da Reformun öncülüğünü Kalven yaptı. Almanya’da olduğu gibi Fransa’da da kral ile Kalvenistler arasında mezhep mücadelesi yaşandı. Uzun süren mücadelelerin ardından Fransa kralı Kalvenizmi resmen tanımak zorunda kaldı.

Reform hareketleri İngiltere, İsviçre, Hollanda, İsveç, Norveç ve Danimarka gibi diğer Avrupa ülkelerinde de etkili oldu.

Reform hareketleri sonucunda Avrupa’da mezhep birliği parçalandı. Katolikliğin dışında Protestanlık, Kalvenizm ve Anglikanizm gibi yeni mezhepler ortaya çıktı. Reformla birlikte kilise, otoritesini ve saygınlığını büyük ölçüde kaybetti. Protestanlığın yayıldığı yerlerde halk kilisenin mallarına ve topraklarına el koydu. Din adamlarının devlet ve toplum üzerindeki etkinliğine son verildi. Okullar kilisenin etkisinden kurtulurken eğitim öğretimde laik düzene geçildi.

Günümüzde çağdaş toplumlar artık eğitim, bilim ve sanatın önündeki engelleri aşmış durumdadır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 27. maddesinde bu konuyla ilgili olarak şöyle denilmektedir: “Herkes toplumun kültürel yaşamına özgürce katılma, sanattan yararlanma ve bilimsel gelişmeye katılarak ondan yararlanma hakkına sahiptir.” Bilim ve sanat özgürlüğüne anayasamızın 27. maddesinde de yer verilmiştir. Bu maddede “Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.” hükmü yer almaktadır.

Hadi Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on RedditPin on Pinterest

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir