Hanbeli Mezhebi Nedir? Özellikleri Nelerdir? Ahmed bin Hanbel Kimdir?

Hanbeli Mezhebi Nedir? Özellikleri Nelerdir? Ahmed bin Hanbel Kimdir?  780 tarihinde Bağdat’ta doğan Ahmed bin Hanbel’in kurduğu mezhep. Merv’den Bağdat’a göçmüş olan babası Muhammed, Ahmed küçük yaşta iken ölmüş, onu annesi yetiştirmiştir. Soyca Arap’tır. Dedesi ve babası devlette önemli görevler almış kimselerdi. Ahmed, çok küçük yaşta Kur’anı Kerim’i ezberlemiş, Hazreti Peygamberin ve sahabelerin hayatını öğrenmiş, Hadis ilmi üzerinde çalışmaya başlamıştı. Hadis ve fıkıh ilimlerini bir arada yürüten Ahmed bin Hanbel, Ebu Hanife’nin talebesi ve devrin baş kadısı olan Ebu Yusuf’tan ders almıştır. Bağdat’ta 7 yıl hadis çalıştıktan sonra Irak, Suriye ve Hicaz’ı dolaşmış, Yemen’e kadar gitmiştir. İlk kez Hacc’a gittiği 803’te Mekke’de İmam Şafii ile karşılaştı, dini tartışmalar yaptı.

Ahmed bin Hanbel, çalışmalarını bitirdikten sonra (819) hadis rivayet edip fetva vermeye başladı. O yıllarda Bağdat ilim çevrelerinde Kur’anın mahluk (yaratılmış) olup olmadığı tartışılıyordu. Devletin başında bulunan Halife Memun, bu tartışmada Kur’an’m mahluk olduğunu savunanların yanında yer alıyordu. Halife 833’te bu konudaki tutumunu sertleştirerek, kendi görüşünde olmayanlara devlette görev verilmemesini ve mahkemelerde şahitliklerinin kabul edilmemesini emretti. Görüşünde direnen ve Kuran’ın yaratılmış olmadığını söyleyen Ahmet bin Hanbel türü işkencelere maruz kaldı, zincirlendi ve hapsedildi. Memun’dan sonra Halife olan Mutasım da Hanbel’den görüşlerini terketmesini istedi. O ise, her türlü işkenceye göğüs gererek düşüncesinde sebat etti. Her gün sayısı artarak kırbaçlanıyor, fakat fikrinden caymıyordu. 28 ay boyunca zindanda kırbaçlandı. Fikrinden dönmediği görülünce onu serbest bıraktılar. Fakat şartları şuydu: Ahmet bin Hanbel’i kimse ziyaret etmeyecek, o da evinden dışarı çıkmayacaktı. Namaz kılmak için camiye gitmesine bile izin verilmedi.

Daha sonra iş başına gelen Halife Mütevekkil daha sünni bir anlayışla hareket ederek Ahmed bin Hanbel’i ve taraftarlarını affetti, düşmanlarını cezalandırdı. Saraya çağrıldı, ödüllendirildi, ailesine maaş bağlandı.

ilim ve takvası, Peygamberin sünnetine olan sarsılmaz bağlılığı onun halk arasında sevilip sayılmasına sebep oldu. Bu sebeple etrafında büyük bir talebe ve mürid topluluğu bulunuyordu.

Kuvvetli bir hafızaya sahip olan, 28 ay gibi bir zaman içerisinde maruz kaldığı kırbaç ve işkencelere tahammül eden, sabırlı, nezahet ve nezaket timsali, ihlaslı, güler yüzlü, yumuşak huylu, hadis ve fıkıh imamı, büyük insan Ahmed b. Hanbel, Bağdad’da 31 Temmuz 855 günü Hakkın rahmetine kavuşmuştur. Namazını, zühd ve takvasını, selef-i salihine olan bağlılığını çok iyi bilen bütün Bağdad halkı, büyük bir cemaat hâlinde kılmıştır.

Bağdad’ın Harbiye semtinde Mekâbiru’ş Şühedâ’da bulunan ve hakkında birçok harikulade vakalar rivayet edilen mezarı, uzun bir müddet, evliya türbesi gibi ziyaret olunmuştur. 13. asrın sonlarına doğru Dicle’nin taşması yüzünden yıkıldıktan sonra, halkın bu hürmeti, Samankapı yakınındaki Kureyş mezarlığında bulunan ve 1296 yılında Timur tarafından tamir edilen, İmam Ahmed’in oğlu Abdullah’ın mezarına nakledilmiştir. O zamandan beri bu iki mezar bir sayılmakta ve babaya gösterilen hürmet oğula da gösterilmektedir.

Ahmed b. Hanbel’in yaşayışı son derece sade idi. O bütün ömrünü mütevazi bir hayat içerisinde geçirdi. Fakir olmayı, nereden geldiği belli olmayan bir servete sahip olmaya tercih ederdi. Az mala kanaat eder, kimsenin ihsanına razı olmaz ve yardım kabul etmezdi. Babasından miras olarak kalan bir dokuma atölyesinin geliri ile geçinirdi. Bu geliri az olduğu için, yetmez, zaman zaman borç alır, hatta bazan kendisine iş aramak mecburiyetinde kalırdı.

Ahmed b. Hanbel’in eserleri arasında 30 bin civarında hadis ihtiva eden Müsned’i, en çok meşhur olanıdır. imam Ahmed, bu eserini, 250 bin hadis arasından seçerek meydana getirdiğini ve bu eserinin hadis konusunda imam olduğunu söyler.

Hanbeli Mezhebinin Özellikleri Nelerdir?

Hanbeli mezhebine göre iman, gönülle gerçeklemek, dille söylemek ve amel etmektir; İslam ise gerçeklemek ve ikrar etmektir. İnsan, bir emri inkar etmedikçe dinden çıkmaz; ancak şirk koşmak, bundan hariçtir, Büyük günah işleyen, tövbe etmeden ölürse Allah, o kulu, dilerse bağışlar, dilerse azap eder ona. Kadere inanmak ve bu hususta tartışmaya girmemek gerektir. Allah’ın sıfatları hususunda da tartışmak caiz değildir, ister günahtan kaçınsın, ister kötü kişi olsun, her imamın arkasında namaz kılınabilir.

Hanbeli mezhebine göre, Müslümanların başına geçen, onların rızasıyla geçmiş, yahut zorla onları hükmü altına almış olsun, ona itaat etmek gerektir; isyan eden suçludur; bu isyan halinde ölürse, kafir sayılır.

Ashabın hepsi de haklıdır, tâbiiler hakkında da hüküm budur. Aralarındaki çekişmeler, içtihat yüzündendir; Hanbeli fıkhında esas, nass, yani kitap ve sünnettir. Bunlardan sonra sahabenin fetvaları gelir. Bu fetvalar arasında ayrılık, aykırılık olursa, kitap ve sünnete uyanları tercih edilir. Bir hadisi rivayet eden sahabi bilinmese bile o hadis (Mürsel) kabul edilebilir; rivayet edeni güvenilir kişi bulunmayan, fakat yalan olduğu sabit olmayan hadis te böyledir. Bir meselede, sahabenin fetvası bulunmaz, fakat tabiinin fetvası olursa o fetva kabul edilir. Kıyas, ancak kitapta, sünnette ve icma’da bulunmayan şeyler hakkında caiz olabilir.

Hanbeli mezhebi, hiçbir bölgede çoğunluk sağlayamamıştır. Bunda, öbür mezheplerin yayılmış ve yerleşmiş olması ve Hanbelilerin taassubu büyük bir etki yapmıştır. Hanbelîler, kabir ziyaretini yasaklıyorlar, her yeniliğe bidat damgasını vuruyorlar, 10. yüzyılda evlere saldırıyorlar, içki buluyorlarsa döküyorlar, şarkıcıları dövüyorlar, çalgıları kırıyorlardı. Alıma satıma bile karışıyorlar, erkeklerin kadınlarla , hatta küçük kızlarla bile sokağa çıkmasına engel oluyorlar, böyle bir şeye rastladılar mı, kadınlara kötü sözler söylüyorlar, aleyhlerinde tanıklıkta bulunuyorlardı. İbni Teymiyye’nin fikirleri, bütün Hanbelilerce mukaddes sayılmadaydı. Suudiler, Hicaz’a hakim olduktan sonradır ki Hanbeli mezhebi, biraz kuvvetlendi.

Hadi Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on RedditPin on Pinterest

Comments

  1. Sayın;
    Yazmakta olduğumk MEDENİYET VE PEDAGOJİ TARİHİ adlı kitabıma yazılarınızdan bazılarını kısaltarak veya özetleyerek kaynak göstermek kaydıyla almak istiyorum.
    Bilgilerinizi rica ederim. Saygılarımla.
    Dr. Nusret Alperen

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir