Denizlerin Sultanları Konu Cevapları

Denizlerin Sultanları Konu Cevapları 7. Sınıf Sosyal Bilgiler Osmanlının Denizlikte İlerleyişleri, Feth ve Savaşları

savaş gemilerindeki gelişim

Savaş gemilerindeki gelişmeleri, savaş teknolojisindeki geliş­meler açısından değerlendiriniz. Bugünkü deniz kuvvetlerimizle ilişkilendirmelerde bulununuz.

Son yüzyılda savaş teknolojilerinde çok ilerlemeler olmuş, atom bombası gibi kitle imha bombaları yapılmıştır. Günümüz deniz kuvvetleri ile hava kuvvetleri iç içe girmiş, savaş gemilerinden uçaklar kalkmaktadır. Ülkeler açık denizlerde konuşlandırdığı nükleer enerji ile çalışan savaş gemilerinden kalkan savaş uçakları ile çok uzaklardaki ülkelere bombalar yağdırabilmektedir.

Aşağıda Yahya Kemal Beyatlı’nın şiirinden bir alıntı görüyorsunuz. Ona bu ilhamı veren, ataları­nın hangi yönleridir?

Şaire bu ilhamı veren ihtişamlı ve büyük donanmaya sahip olmalarıdır. 200 pare gemiden kasıt budur.

Şiirde geçen yer isimlerini tarih atlasından bulunuz. Bu yerlerin deniz ticareti açısından önemini düşününüz. Görüşlerinizi arkadaşlarınızla paylaşınız. Daha sonra aşağıdaki metni okuyunuz.

Bu yerler kıtalar için çok önemli yerlerdir.

Osmanlılarda Deniz ve Ekonomi

Doğu Akdeniz ülkeleri, 1500’de büyük keşiflerden önce Doğu ve Batı arasındaki ticaretin en can­lı bölgesiydi. 1299-1453 döneminde Osmanlılar, önce Fırat’tan Tuna’ya, Kırım’dan Ege adalarına ka­dar Anadolu ve Balkanları fethederek tüm bölgeyi egemenlikleri altında birleştirdiler. İstanbul’un fet­hiyle şehir, devletin başkenti oldu. Böylece Karadeniz ve Doğu Avrupa ülkelerinin ticareti üzerinde kontrol sağlanarak önemli stratejik bir konum kazanıldı. 16. yüzyılın başında Suriye, Mısır, Arabis­tan, Yemen alındı ve Hint Okyanusu ‘na çıkıldı. Portekizlilerle hac ve ticaret yolları için mücadeleye girişildi. Tebriz-Bursa, Tebriz-Halep ipek Yolu üzerinde egemenlik kurmak için Tebriz, Gürcistan ve Hazar Denizi’nde hâkimiyet kurdular. 1534’te Irak’ı alarak Basra Körfezi’ne açıldılar ve Hint Okyanu­su ticaretini devlet lehine çevirdiler. Böylece Orta Doğu tekrar dünya ticareti için önemli bir koridor hâline geldi. 1352 yılında Cenevizlilere, daha sonra da Venedik ve Floransa’ya verilen ticari ayrıca­lıklar, kapitülasyonlar bu cumhuriyetlerin ticaretlerini sürdürmelerini garanti altına almıştır. 15. yüz­yılda Galata’da 50 kadar Floransalı ticaret firması faaliyetteydi. Osmanlı, bu İtalyan cumhuriyetleri­nin Ege, Anadolu ve Balkan kıyılarında kurdukları kolonileri kendi egemenliği altına aldı. Bu tüccarların faaliyetleri eskisi gibi devam etti. Osmanlı sultanları aynı ticari imtiyazları 1538 ve 1569’da Fran­sa’ya, 1580’de İngiltere’ye ve 1612’de de Hollanda’ya vermek suretiyle Avrupa ile ticareti genişlet­mişlerdir. 16 ve 17. yüzyıllarda Fransa, dış ticaretinin yarısını Osmanlı Devleti ile gerçekleştiriyordu. İngiltere’nin dünyadaki ticari yayılışının temeli de bu dönemde atıldı. OsmanlI’nın Avrupa-Asya ara­sında süper gücü temsil ettiği o yüzyıllarda sultanlar, bu imtiyazları sadece dost olan ülkelere bir bağış olarak veriyorlardı.

Halil İnalcık, Günsel Renda, Osmanlı Uygarlığı, C 1, s. 216, 217.

Osmanlılar, karalardaki hâkimiyetlerini uzun yıllar denizlerde de devam ettirdiler. Kuşkusuz bu ba­şarılarda Barbaros Hayrettin Paşa, Turgut Reis, Kemal Reis, Oruç Reis, Hızır Reis ve Cezayirli Gazi Ha­san Paşa’nın rolleri büyüktü. Yabancı ülkelerle yapılan ticari anlaşmalar, Osmanlı Devleti’nin güçlü ve güçsüz olduğu dönemlerde hangi yönlerden farklılık göstermiş olabilir? Tartışınız.

Osmanlının güçlü olduğu dönemlerde ticari kazanımlar daha fazladır. Güçsüzleştiği dönemlerde ise maalesef kapitilasyonlar gibi anlaşmalar yaygınlaşmıştır. 

Fetih, sadece bir şehrin değil, zamanın fethiydi. Devir artık Türk-islam devri olacak, Roma ve Bi­zans kalıntıları üzerinde Türk-İslam medeniyeti yükselecekti. Doğu’nun ve Batı’nın en büyük limanı olan İstanbul, medeniyetler arasındaki ilk ayrılık ve birleşme yeri olmayı sürdürecekti. Bütün fetihler bir yana İstanbul’un fethi çok önemli idi. İstanbul’un önemli kara ve deniz ticaret yollarının üzerinde olması ayrıca Osmanlı Devleti’nin Anadolu ve Rumeli toprakları arasında bulun­ması İstanbul’un alınmasını zorunlu kılıyordu. 29 Mayıs 1453’te Fatih Sultan Mehmet tarafından İs­tanbul’un fethedilmesi siyasi ve ekonomik açıdan önemli sonuçlar doğurmuştur.

İpek Yolu ticaretinin Osmanlı Devleti’nin eline geçmesiyle bazı Avrupa devletleri okyanuslar üze­rinde yeni ticaret yolları aramaya başladılar.

Osmanlı Devleti’nin kuruluş ve yükselme (14-16. yüzyıl) dönemlerindeki denizlerle ilgili askerî faaliyetlerini gösteren kronolojiyi inceleyiniz. Kısa bir değerlendirme yapınız.

-► Orhan Gazi (1326-1362) Küçük gemilerden oluşan bir donan­ma kuruldu.
-► Yıldırım Beyazıt (1389-1402) Gelibolu, donanmanın merkez üssü hâline geldi.
-► Fatih Sultan Mehmet (1451-1481) Akdeniz ve Karadeniz’de fetihler yapıl­dı.
-► II. Beyazıt (1481-1512) Türk denizcileri, Osmanlı donanmasına katıldı.
-► Yavuz Sultan Selim (1512-1520) Donanma güçlendirildi.
-► Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566) Osmanlı donanması Akdeniz’in en önemli gücü hâline geldi.

Gelişmeyi göstermekte, Akdeniz’in bir iç deniz olduğu zamanda en güçlü donanmaya da sahip olmuştur.

Bu iki sayfada ağırlıklı olarak denizlerde yapılan mücadeleler yer almaktadır. Sayfaları inceler­ken mücadelelerin yapıldığı yerlerin ticari ve stratejik önemini göz önünde bulundurunuz.

Trabzon’un Fethi (1461)

Trabzon’daki krallığın vergi vermek is­tememesi üzerine Fatih Sultan Meh­met’in öncülüğündeki Osmanlı kuvvetler
bölgeyi kuşatmış, 1461 yılında Trabzon’u ele geçirmiş ve bu krallığın egemenliğine son vermiştir.

Ege Adalannın Fethi (1470)

İstanbul’u ele geçiren Fatih, Bizans’a ait bütün toprakları hâkimiyeti altına alarak devletinin ekono­mik yönden büyük bir avantaj elde etmesini sağladı.

Kırım’ın Fethi (1475)

Fatih Sultan Mehmet, Venedik ve Cenevizlilerin İslam dünyasının aleyhine yaptıkları esir ticaretini önlemek, İstanbul’a gelen ticari malların taşınmasında esas rolü oynayan Kırım sahillerini ele geçirmek istiyordu. Kırım’ı fethederek İpek Yolu ticaretinde etkin rol oynadı.

Mısır’ın Fethi (1517)

Sultan Selim Han, Osmanlı Devleti aleyhine başka devletlerle ittifak içine giren, stratejik açıdan çok önemli olan Memluk Devleti’ne karşı Mısır Seferi’ne çıktı. Zaferden sonra çok değer verdiği Sinan Paşa’nın şehadetine üzülen Sultan Selim Han üzüntüsünü şu sözlerle dile getirdi: “Lala Lala! Mısır’ı aldık ama Sinan’ı kaybettik. Sinan’ı, Mısır’a değişmezdim. Sinan’sız Mısır’da ne güzellik olur.”

Preveze Deniz Zaferi (1538)

Osmanlıların Akdeniz’de kuvvetlenmeleri ve tüm Ege Denizi’ne hakim olmaları sonu­cunda Avrupalılar, Andrea Doria (Andrea Dorya) komutasında Haçlı donanmasını (Ve­nedik, Cenevizliler, Malta, Portekiz, İspanya) hazırladılar. Yapılan savaşta, Barbaros Hayrettin Paşa komutasındaki Osmanlı donanması büyük bir zafer elde etti. Akdeniz
bir Türk gölü hâline getirildi.

Sinop Baskını (1853)

Donanmamız, 30 Kasım 1853 tarihinde Si­nop’ta Ruslar tarafından ani bir baskınla yakılmış, bu baskın büyük gemi ve personel ka­yıplarına neden olmuştur. Daha sonra Ingilte­re ve Fransa, Osmanlı Devleti’nin yanında Rusya’ya karşı savaşa girmişlerdir.

Çeşme Baskını (1770)

Osmanlı donanması, bir gece Rus do­nanmasının baskınına uğrayarak 26 par­çalık donanmasını kaybetmiştir. Bu olay­dan sonra Baron de Tott (Bron Dö Tot) isim­li Fransız mühendis, donanmayı iyileştirme çalışmalarında görevlendirilmiştir. Cezayirli Gazi Hasan Paşa tarafından, 18 Kasım 1773 tarihinde, tersanedeki küçük bir bölümde bugünkü Deniz Harp Okulunun te­meli atılmıştır.

Girit’in Fethi (1669)

Küçük bir kara parçası olan adanın fethinin 25 yıla yakın bir süre alması kayda değer bir özelliktir.

İnebahtı Deniz Savaşı (1571)

Kıbrıs’ın alınması Avrupa’da bir Haçlı donanması­nın hazırlanmasına neden oldu. Osmanlı donanması beklemediği bir darbe aldı. Donanmanın çok sayıda gemisi batırıldı. Sokullu Mehmet Paşa, gönderilen Ve­nedik elçisine inebahtı Deniz Savaşı’yla ilgili olarak, “Biz Kıbrıs’ı almakla sizin kolunuzu kestik, siz Inebahtı’nda bizi yenmekle, sakalımızı, tıraş ettiniz. Kesilen kolun yerine yenisi gelmez, fakat kesilen sakalın yeri­ne yenisi daha gür çıkar.” dedi.

Kıbrıs’ın Fethi 1571

Kıbrıs’ı ellerinde tutan Venedikliler zaman zaman Os­manlı topraklarına saldırmaktaydı. Akdeniz’de tüccar ve haç gemilerine saldıran korsanlar da Kıbrıs’a sığınıyordu. Ekonomik, stratejik ve coğrafi yönden çok önemli olan Kıbrıs, yaklaşık bir yıl süren kuşatmadan sonra tamamen ele geçirildi. Böylece Anadolu’nun güney sahilleri ile Mısır ve Suriye’nin deniz yollarının güvenliği sağlandı.

Hadi Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on RedditPin on Pinterest

Comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir