Mustafa Kemal Atatürk’ün Askerlik Hayatı (Katıldığı Savaşlar Nelerdir?)

Mustafa Kemal Atatürk’ün Askerlik Hayatı

1. Trablusgarp Savaşı

İtalya, Osmanlı Devleti’ni Trablusgarp bölgesini geri bırakmakla suçlayıp 28 Eylül 1911’de Osmanlı Devleti’ne ültimatom verdi. Osmanlı Devleti, konuyu diplomatik yollarla halletmek istediyse de italya 29 Eylülde Osmanlı Devleti’ne karşı savaş kararı aldı. İngiltere ve Fransa’nın desteğini alan İtalya; işgalini Derne, Tobruk, Homs ve Bingazi’yi içine alacak şekilde genişletti. Bu işgaller karşısında Osmanlı Devleti, karadan İngilizlerin Mısır’ı işgal etmesi, denizden ise güçlü bir donanmanın olmaması nedeni ile bölgeye asker gönderemiyordu. Osmanlı Devleti’nin bu çaresizliği karşısında aralarında Mustafa
Kemal’in de bulunduğu bazı genç subaylar gönüllü olarak Trablusgarp’a gitti. Mustafa Kemal, Enver Bey gibi genç subaylar yerli aşiretleri teşkilatlandırarak İtalyanlara karşı örgütlediler. İtalyan kuvvetleri asker ve teçhizat üstünlüğüne rağmen Trablusgarp kıyılarından içeriye giremediler.

atatürkün askerlik hayatı tarih şeridi

Mustafa Kemal Derne ve Tobruk’ta önemli başarılar kazandı. Mustafa Kemal’in ilk savaş deneyiminde elde ettiği bu başarılar, zamanın en iyi silahlarına sahip İtalyan kuvvetlerini aciz bırakması, Milli Mücadele’de dünyanın en gelişmiş ordularını yeneceğinin habercisi olacaktır. Ayrıca Mustafa Kemal bu savaşta az kuvvetle sevk ve idare, gerilla savaşının incelikleri konusunda tecrübe edinmiş oldu. Trablusgarp Savaşı, Mustafa Kemal’in halk arasında tanınmasının da başlangıcıdır. Dönemin en ünlü dergilerinde cephede çekilmiş fotoğrafları yayımlanıyordu.

Mustafa Kemal Trablusgarpta

2. Çanakkale Savaşı

Mustafa Kemal’in askerlik hayatında Millî Mücadele’nin liderliğine giden en önemli olaylardan birisi de Çanakkale Savaşı’dır (1915). Çanakkale Boğazı’nı geçmeye çalışan İngiliz ve Fransız donanması başarısız olunca karadan çıkartma yapma kararı aldılar. Gelibolu Yarımadası’na asker çıkarmaya başlayan düşman kuvvetlerini Mustafa Kemal’in komuta ettiği tümen Arıburnu’nda, ve Conkbayırı’nda durdurdu. Mustafa Kemal, bu başarı üzerine albaylığa yükseltildi. İngilizler 6 – 7 Ağustosta Arıburnu’nda ikinci taaruz harekâtına başladılar. Fakat başarı elde edemediler. Anafartalar Grup Komutanı Mustafa Kemal 9 – 10 Ağustosta Anafartalar Zaferi’ni kazandı. Bu zaferi 17 Ağustosta Kireçtepe, 21Ağustosta II.Anafartalar zaferleri takip etti (1915).

Mustafa Kemal Çanakkale Savaşı’nda Türk ordusunun yazdığı kahramanlık destanının en önemli komutanı ve yönlendiricisi olacaktır. Conkbayırı’nda taarruz etmek için hazırlık yapan subaylarına verdiği: “Ben size taarruz emretmiyorum, ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimizi başka kuvvetler ve başka kumandanlar alabilir.” emriyle Çanakkale Savaşı’nın bir varoluş savaşı olduğunu anlatmıştı. Mustafa Kemal’in Arıburnu, Conkbayırı ve Anafartalar’da elde ettiği başarılar onun iyi bir lider ve komutan olmasının yanında cesaretinin sonucudur. Çanakkale Savaşı’nda askerleriyle cephenin en önünde mücadele etmiş sevk ve idareyi gerçekleştirmiştir. Mustafa Kemal’in savaşta gösterdiği cesareti ve liderliği onun Türk milleti tarafından tanınıp Millî Mücadele’nin lideri olarak kabul edilmesinde etkili olmuştur. Millî Mücadele’nin Başkumandanı Mustafa Kemal bu savaşta üstün askeri yetenekleriyle mesleğindeki başarısını kanıtlamıştır.

Mustafa Kemal Çanakkalede

3. Kafkas Cephesi

Mustafa Kemal Çanakkale Savaşı’ndan sonra Edirne’de bulunan 16. Kolordu komutanlığına atandı. Başında bulunduğu kolordunun Kafkas Cephesi’ne gönderilme kararı üzerine Diyarbakır’a gitti. Muş ve Bitlis’i işgal eden Rus kuvvetlerine karşı başarılı savaşlar yaparak Rus kuvvetlerini geri püskürttü.

Mustafa Kemal’in elde ettiği bu başarılar bölge halkına da büyük bir moral olmuştur. Bitlis ve Muş yörelerinden Diyarbakır’a gelen göçmenlerin perişan durumları, Rus ordusundaki Ermeni kuvvetlerinin halka yaptığı zulüm ve işkence olayları Diyarbakır halkında da tedirginlik oluşturmuştu.

Mustafa Kemal Paşa’nın Bitlis ve Muş’u geri alması Diyarbakır’da büyük bir sevinçle karşılandı. Kafkas Cephesi’nde elde ettiği başarılar Mustafa Kemal’in Anadolu’nun doğusunda da tanınmasını sağlamıştır. Tüm bu başarılar Türk halkının Millî Mücadele’de onun etrafında toplanmasında önemli bir etkendir.

Mustafa Kemal, Kafkas Cephesi’ndeki başarılarından sonra 7. Ordu komutanı olarak atandı.Alman Generali Falkenhayn ile askerî konularda yaşadığı problemler nedeniyle bu görevden ayrılarak İstanbul’a döndü. Veliaht Vahdettin ile Almanya’ya giderek cephede incelemelerde bulundu. Bu gezinin Mustafa Kemal’in hayatının akışında oldukça önemli bir yeri vardır. 22 gün süre ile geleceğin padişahı ile beraber olan Mustafa Kemal onu yakından tanımak ve bir dereceye kadar da yakınlık sağlamak imkânını bulmuştur. Ayrıca gezi sırasında savaşın genel gidişi hakkında bilgi edinmiş, seçkin Alman generalleri Hindenburg ve Ludendorf ile tanışmıştır. Aynı şekilde Vahdettin de Mustafa Kemal’in üstün kabiliyetini tanıma imkânını elde etmiştir. Mustafa Kemal Almanya seyahatinden sonra 7. Ordu komutanlığına tekrar atandı ve Suriye’ye gitti.

Mustafa Kemal Diyarbakırda

Bitlis ve Muş’un Kurtuluşu

Bitlis ve Muş düşman istilasına uğramıştı. Bu işgal karşısında yok olmaz bir azim ve irade gösteren Mustafa Kemal Paşa, Bitlis Cephesi’ne ilk seyahatlerinde buradaki düşmanın harekâtını inceleme ve gözetleme gerekliliğini hissetmiş, bütün cepheye hâkim bir tepe tespit etmişti. Bir müfrezenin bu tepeye çıkmasını emretmişti. Bu müfreze tepenin zirvesine bir türlü çıkamıyordu. Çıkılamamasının en büyük nedeni bu yüksek dağın her tarafının karla kaplı olmasıydı. Bu durum hareketi engelliyordu. Halbuki askeri deha olan Paşa’nın fikri ise askeri harekâtlarda her durumun üstesinden gelinebilirdi. Paşa o tepeye çıkılmasını emretti. Bu durum karşısında kendisine güvenen bir arkadaşımız emrindeki kuvvetlerle ne yapıp edip emir verilen yere çıktı. Bitlis’in kurtuluşu kısmen bu sayede olmuştur. Burada Ruslara karşı verilen mücadele Paşa’nın askerlik dehasının en mühim hadiselerinden biri olacaktır.

Mustafa Kemal’in Muş ve Bitlis’i Ruslardan geri alması onun hangi kişisel özelliğinin bir sonucudur?

4. Suriye Cephesi

Suriye’de karargâhını teslim alan Mustafa Kemal, ordusunu her türlü duruma hazırlayacak tedbirleri aldı. Mustafa Kemal’in gelişinden tam 18 gün sonra Allenby (Alenbiy) komutasındaki İngiliz birlikleri saldırıya geçmişti.

Cephe itibarıyla Osmanlı ordusu tam bir bozgun yaşıyordu. Mustafa Kemal Paşa yaklaşık bir yıl önce bölgede taarruzu değil, savunmayı hatta çekilmeyi teklif ettiğinde dikkate alınmamıştı. Şimdi 19 Eylülde başlayan bu taarruz karşısında bir bozgunu önleyebilmenin çareleri aranıyordu. Taarruzdan kısa süre önce de Mustafa Kemal bu saldırıyla ilgili olarak Yıldırım Orduları Grup Komutanı Liman Von Sanders’i uyarmıştı. Fakat görüşleri ciddiye alınmamıştı. Haklı çıkması gecikmedi.

İlk darbeyi yiyen 8. Ordu büyük bir yenilgi aldı. Sanders ve karargâhı esir düşme tehlikesi yaşadı. Mustafa Kemal, Riyak bölgesindeki dağınık kuvvetleri emrine almak üzere harekete geçti. O, bu kuvvetle ciddi bir savunma yapılamayacağını görmüştü. Yıldırım Orduları Grubu’ndan kalanları düşmana ezdirmeden Halep’e kadar çekilmeyi, savunma hattının burada kurulmasını düşünüyordu. 23 Ekimden itibaren başlayan düşman taarruzuna karşı, Halep’te bir savunma hattı oluşturuldu. Halep’te mücadele üç gün kadar sürmüştü. Halep’ten çıkmak ve kuzeydeki dağlık bölgede Anadolu’nun yolunu kapamak lazımdı. Yıldırım Orduları Grubu karargâhı da Adana’ya taşınmıştı. Burada düşman durduruldu ve Türk ordusu daha geriye çekilmemek konusunda sonuna kadar mücadele etti. Burası,
Türkiye’nin millî sınırlarını oluşturuyordu. Mustafa Kemal’e göre burası, Türk ordularının en başta korumayı ve kurtarmayı düşünmesi gereken hattı. Burası Türkiye’nin doğal sınırıydı. Mustafa Kemal Paşa her şeye rağmen birliklerini kurtarmıştı. Bir bakıma bu dört yıllık savaştan yenilmeden çıkmıştı.

Metinde Mustafa Kemal’in hangi kişisel özelliği ön plana çıkmıştır?

Mondros Ateşkes Anlaşması’nın imzalanmasından bir gün sonra, Mustafa Kemal 31 Ekim 1918’de Yıldırım Orduları Grup Komutanlığı’na getirildi. Bu ordunun kaldırılması üzerine 13 Kasım 1918’de İstanbul’a gelip Harbiye Nezaretinde (Savunma Bakanlığı) göreve başladı.

Hadi Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on RedditPin on Pinterest

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir