Bilim Yolunda

Bilim Yolunda

‘Hakikati bulan, başkaları farklı düşünüyorlar diye onu haykırmaktan çekiniyorsa hatalıdır. Bir adamın Benden başka herkes aldanıyor.’ demesi güç şüphesiz ama sahiden herkes aldanıyorsa o ne yapsın?

Daniel de Foe (Danyel dö Fo)

Yan taraftaki sözü dikkatlice okuyunuz. Hayatınızda böyle bir durumla karşılaştınız mı? Çözüm bulabildiniz mi?

Bir topluluk içinde, söylediğimin kesin doğru olduğunu bildiğim halde, herkes tarafından yanlış bilinmesi sebebiyle kendimi ifade edemediğim zamanlar olmuştur.

“Düşünüyorum, öyleyse varım.” veya “Tek bir şey biliyorum o da hiçbir şey bilmediğimdir.” sözlerini daha önce duydunuz mu? Bu sözler hakkında ne düşünüyorsunuz? Bu sözlerden ikincisinin sahibi olan Socrates (Sokrates)’in başına ne geldiyse düşüncelerinden geldi. Gelin, onun hikâyesini birlikte okuyalım:

HAKLI ÖLÜM

Socrates, MÖ 469’da Atina’da dünyaya geldi. Yazılı eseri olmamasına rağmen, Avrupa düşünce tarihinde çok büyük etkisi olmuş kişilerden biridir. Atina’nın üç önemli adamına göre Socrates, Atina’ya yeni Tanrılar sokmak istiyordu. Gençleri etrafına toplayarak onlara zehirli birtakım fikirler aşılıyordu. Atina gençliğini, yanlış yollara sürükleyen böyle birinin cezası ölümdü. Onu mahkemeye çıkardılar. Socrates hâkimlerin karşısına çıkınca hiçbir şeyden çekinmeden fikirlerini söylemeye başladı. Mahkeme, suçlu olduğuna karar verdi. Socrates ölüme mahkûm edildiğinde;
Eşi: Seni haksız yere öldürüyorlar, diye ağlamaya başlayınca,
Socrates: Ne yani, bir de haklı yere mi öldürselerdi? dedi. Öldüğünde 70 yaşındaydı.

İlk Ansiklopedim, s. 25.

• Size göre Socrates’in düşüncelerini anlatamamasındaki en önemli sorunlar nelerdi?

Socrates düşüncelerini anlatamıyordu. Çünkü ondan başka herkes ondan farklı süşünüyordu.

• “Bilimin kendisini yenileyebilmesi için bilimsel çalışmalardaki özgürlüklere kısıtlama getirilmemelidir.” sözünü okuduğunuz metne göre yorumlayınız.

Bilimsel çalışmalarda, bilim adamları herkesin düşüncesinden farklı düşünüyorlar diye, onlar kısıtlanmamalı ve cezalandırılmamamlıdır.

Bu gibi olaylar sadece Socrates’in başına gelmedi. Daha sonraki yüzyıllarda da bilim insanları
bazen öldürüldüler bazen de mahkûm edildiler. Diğer örnekleri de birlikte inceleyelim.

Galileo Galilei (Gaile) (1564-1642)

Galilei, Copernicus (Kopernik)’in görüşünün kabul edilmesinde önemli rol oynar. Hollanda’da yapılan teleskopları geliştirir. “Yıldızların Habercisi” adlı eserinde Ay, Güneş ve gezegenler hakkında bilgiler verir. Çalışmaları Copernicusin ortaya attığı Dünya’nın, Güneş’in çevresinde döndüğü görüşünü destekler. 1632’de gözlemlerini “İki Büyük Dünya Sistemi Hakkında Diyalog” adlı kitabında yayımlar. Kitap, bütün Avrupa’da yankı uyandırır. İtalya’da ise kilisenin öğretisiyle çelişir. 1633 yılında kilise tarafından sapkınlıkla suçlanır. Roma’da kurulan mahkemede bu görüşünü herkesin önünde inkâr edinceye kadar işkence edilmekle tehdit edilir ve kendisinden istenileni yapar. Mahkemeyi terk ederken “Gene de dönüyor!” diye mırıldandığı söylenir.
William Bixby, Galileo ve Newton’un Evreni, s. 53-55.

• Galileo’nin karşılaştığı sorunun asıl sebebi sizce nedir?

Kilisenin dünya biçimi ve dönüşü ile ilgili bir öğretisi vardır. Bu öğreti bir dogmadır ve bilimsel değildir. Galileo bu öğretiye ters bir şey söyleyince, doğru diye bilinen bir şeyi kökünden değiştirmiş oluyor. Kilise ilk başlarda öğretisinden geri adım atmayarak, karşı fikirleri cezalandırıyor.

• İnsanlar, tarihin çeşitli dönemlerinde bilimsel çalışmalar yaparken büyük sorunlarla karşılaşmalarına rağmen gene de çalışmalarına devam etmektedirler. Sizce bunun sebepleri nelerdir?

Bilim insanları, bilimsel gerçekleri tespit ettikten sonra, bu bilimsel tespitlerin doğru olduklarını bildiklerinden, sonuna kadar savundukları fikirlerin arkasında durmuşlardır.

Fatih Sultan Mehmet

Fatih ve Bizanslı Aydınlar

Fatih’in ilgilendiği üç Bizanslı düşünür ve âlimi sırasıyla inceleyelim.

Birinci sırada, Bizans’ın son büyük filozofu kabul edilen Plethon (Pleton) vardır İstanbul’un fethinden bir yıl önce ölen Plethon, fanatik denilecek derecede Eflatuncu fikirlere sahiptir ve zaten ismini de ona benzetmiştir sonradan. Plethon, fikirleri yüzünden kovuşturmaya uğramıştı. Niye peki? Çünkü Islamiyeti reddetmiyordu! İslamiyet ile Hristiyanlığı eşit kabul etmesi dahi yetiyordu dışlanmasına. Hatta rakipleri, kendisinin Müslüman olduğuna bile inanmışlardı. Plethon’un Fatih’e sunulmak üzere İslamiyet ile Hristiyanlığın birbirine zıt olmadığı yolunda bir kitap yazıp takdim ettiği biliniyor.

İkinci sırada coğrafyacı ve filozof Georgios Amirutzes (Yorgios Amaruzes) var. Fetihten sonra kaçmayıp İstanbul’da kalan Amirutzes, çok sevdiği ve saydığı Fatih’e hizmete devam etmişti. Amirutzes felsefe ve coğrafya konulannda padişaha danışmanlık yaptı. Dünyanın en büyük coğrafyacılanndan kabul edilen Batlamyus’un “Amagest (Emgist)”ini Arapça ve Türkçeye tercüme girişimlerinde görürüz onu ve oğlunu.

Fatih’in etkisine kapılan üçüncü Bizanslı aydın, bir Trabzonlu: Onun adı da Georgios. Trabzonlu Georgios’un Fatih’le ilişki kurması da ilginç. Kafasında bir evrensel imparatorluk kurulması fikri vardı ve İstanbul’un fethinden sonra gördü ki bu fikri ancak Fatih ve başında bulunduğu Osmanlı Devleti gerçekleştirebilirdi. Onun için tercihini ondan yana kullandı. Hatta papanın onu, Fatih’le entelektüel konuşmalarından dolayı bir seyahatinde tutuklanıp hapse attırdığını biliyoruz. O da Fatih’in vizyonundan etkilenenlerden.
Gazete Haberi, 27.05.2006.

Rönesans ve reform gibi iki büyük dönem geçiren Avrupa’da biraz önce okuduğunuz olayların olmasının sebepleri neler olabilir?

Fikir ve düşünce özgürlüğünün olmamasıdır. Farklı düşünenler düşüncelerinden dolayı cezalandırılıyorlardı.

İstanbul’daki bilim insanlarının durumu, Avrupa’nın diğer yerlerindekinden farklı değildi. İstanbul’un Fatih Sultan Mehmet tarafından fethedilmesiyle bilim alanında önemli faaliyetler yapıldı. Şimdi, yan taraftaki gazete köşe yazısını birlikte inceleyelim. Daha sonra aşağıdaki soruları cevaplandıralım.

• Fatih Sultan Mehmet’in bilim dünyasıyla iç içe olmasını ne ile açıklayabilirsiniz?

Fatih’in bilim insanlarına, ve yeni fikirlere açık olduğu, düşünce özgürlüğünü uyguladığı sonucunu çıkarabiliriz.

• Bilimsel gelişmeler ancak bilimsel çalışmaların serbest olduğu yerde yükselir. Köşe yazısını da göz önünde bulundurarak bu konudaki düşüncelerinizi ifade ediniz.

Bilimsel çalışmlararın serbest olmadığı, düşünce özgürlüğünün olmadığı bir yerde bilimsel gelişme gerçekleşemez.

Günümüzde, birçok ülkede olduğu gibi ülkemizde de bilim ve sanat alanındaki çalışmalar, Anayasa tarafından güvence altına alınmıştır. Anayasa’nın 27. maddesini birlikte inceleyelim.

27. Madde – Herkes, bilim ve sanatı serbestçe öğrenme ve öğretme, açıklama, yayma ve bu alanlarda her türlü araştırma hakkına sahiptir.

Sizce bilim ve sanatın kanunlar tarafından koruma altına alınması gerekli midir? Neden?

Bilim ve sanatın ve bu alanda yapılan çalışmaların, siyasi kaygılardan uzak, yönetenlerin kararlarından bağımsız serbestçe çalışmlarını yapabilmeleri için bilim ve sanatın kanunlar hatta daha üst düzey anayasa tarafından koruma altına alınması gerekmektedir.

Bilimsel çalışmaların dergilerde yayımlanması ve özgürlük arasında nasıl bir ilişki olabilir?

Dergi ve gazete düşünce özgürlüğünü temsil etmektedir. Dergilerde bilimsel fikirlerin yayınlanabilmesi, düşüncelerin özgürce aktarılabildiğini göstermektedir. Günümüzde de bir kaç ülke dışında tersini de düşünmek mümkün değildir.

Hadi Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on RedditPin on Pinterest

Comments

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir