Almanya Faşizmi Tarihi ve Özellikleri

Alman Faşizmi Tarihsel gelişimi

Almanya, Birinci Dünya savaşından yenilerek, sömürgelerini kaybederek ve küçülerek çıkmıştır. Alman halkı ekonomik ve sosyal bunalım içindedir. Almanya, sadece toprak ve sömürge kaybetmekle kalmamış, ağır bir savaş tazminatı ödemeyi de kabul etmiştir. Savaştan sonra, 1919 da, yeni ve demokratik bir cumhuriyeti öngören Weimar Anayasası ile kurulan sistem bekleneni verememiş ve kısa süre içinde çökmeye başlamıştır. Bu arada, Hitlerin 1919    de kurduğu Alman Nasyonal Sosyalist İşçi Partisi günden güne kuvvetleniyordu. Hitler, Cumhurbaşkanı Mareşal Hindenbourg tarafından, 1933 seçimleri üzerine başbakanlığa getirilmiştir. Hitler, düşman olarak, içte yahudileri, dışta da, önce Bolşevikleri, sonra da Alman ırkının üstünlüğünü benimsemeyen ve yayılmasını önleyen tüm dünyayı görmüş ve bunu politikasına temel yapmıştır; ekonomisini de savaş ekonomisine göre düzenlemiştir.
Hitler, parlamentoyu dağıtmış ve yeni Meclisten dört yıl için tüm yetkileri almış, Cumhurbaşkanı Hindenbourg’un ölümü üzerine de, Devlet Başkanlığı, başbakanlık yetkilerini kendisinde toplayarak Almanya’nın ilk diktatörü olmuştur.
Nazi rejiminde, eski parlamentonun devamı olarak, Reichstag korunmuş, fakat tüm yetkileri elinden alınmıştır; Hitlerin isteklerini kaydeden bir organ durumuna gelmiştir. Seçimler halkoylamasına dönüşmüş, muhalefet yasaklanmış, Meclis bir karar organı olmaktan çıkmıştır. Nazi partisi, kendi milis gücüne sahip, tüm sosyal ve siyasal yaşamı denetim ve gözetim altında tutan tek partidir. İktidar Hitlerin kişiliğinde somutlaşmıştır.

Almanya’nın İkinci Dünya Savaşındaki yenilgisi, nazizmin de sonu olmuştur. Bonn Anayasası, İtalyan Anayasası gibi, faşist parti kurulmasını yasaklamıştır.
Özellikleri
Alman faşizminin özellikleri aşağıdaki gibi sıralanabilir:
a)    Önderlik. Hitler de demokrasiyi eleştirerek işe başlamıştır. Çoğunluğun yönetimine dayanan demokrasi, önderin sorumluluğunu yok eder. Çok partili rejim zararlıdır. Parti programları birer tuzaktır. Demokrasi, yahudilerin bir egemenlik aracıdır. Hitlere göre, halk devletinin siyasal önderliği, parlamenter demokrasinin çoğunluk yönetiminden tamamen ayrıdır. En iyi devlet sistemi, ulusal toplumda, en yüksek zeka ve yetenekleri iş başına getiren sistemdir. Çoğunluğun kararına değil, tek kişinin, sorumlu önderin kararına uyulacaktır. Nazi anlayışında önderlik, insan üstü niteliklere dayanan önderliktir. Bu özelliği ile demokratik önderlikten ayrılır. Bir ulusu kendisi değil, toplum dışı güçlerin işbaşına getirdiği büyükler yönetir. Nasyonal sosyalizm de önder Hitler’dir. Führerin iktidarı asli bir iktidardır; halkı yönetmek için, ilâhi bir güç tarafından görevlendirilmiştir. Önderin iradesi, yasa gücündedir. Hitler, yetkileri sınırsız, insanlık üstü bir önder olarak ülkeyi yönetmiştir.
b)    Irkçılık. Irkçılık nazilerin elinde, kuvvetli bir propaganda ve ideoloji silahlı hale gelmiştir. Nazilerin iktidara gelişinde, yahudi aleyhtarlığının önemli rolü olmuştur. Hitlere göre, cermen ırkı, uygarlık kuran üstün ırktır. Irkçı devlet, önder ve seçkinlerin varlığını gerektirir. İnsanlar ve uluslar arasında eşitlik yoktur. Alman Devleti yüceliğini, alman ırkının yüceliğinden alır. Nasyonal sosyalizme göre, halk, toplumsal yapının temelidir. Ulusal birlik, kan birliği esasına, cermen ırkının saflığına dayanır.
c)    Devlet anlayışı. Hitlere göre, üç tür devlet vardır: Birincisi, çıkara dayanan devlettir. Demokrasiler bu türdendir: çıkarla birlikte devlet de çöker. İkincisi, fethe dayanan devlettir. Tarih, bunların sonunu gösterir. Üçüncüsü de, kültüre dayanan devlettir. Bu devletin amacı, yeni manevi değerler yaratmaktır. Nasyonal Sosyalist Devlet, bu türden bir devlettir. Devletin ana görevi, ırkın korunmasını, saflığını ve bütünlüğünü sağlamaktır. Alman ırkı, eski saflığını yitirmiştir. Alman Devleti ona eski yüceliğini verecektir.
d)    Savaşırı yüceltilmesi. Irkçılık, naziliğe savaş hakkını ve yasallığını sağlamaktadır. Savaş, insan yaşamında vazgeçilemeyecek bir düzenleyici olarak görülmüştür. Savaş olmadan, ne sağlıklı bir gelişme, ne ırk yönünden ilerleme, ne de uygarlık olabilir. Devlet, ülkesi içinde cermen ırkının niteliklerini taşımayanlarla savaşacaktır. Yahudi aleyhtarlığı bunun sonucudur. Irkçılık, Alman devletine, başka devletlerle savaşma, oralarda yaşayan üstün ırktan olan ulusların, Almanya’nın önderliğinde, insanlık düşmanı olan yahudilere ve yahudi marksizmine karşı birleştirme hakkını verir.
e)    Komünizm düşmanlığı. İleri bir sanayi ülkesi olan Almanya¬’da, güçlü bir komünizm hareketi vardı. Hitler, Avrupa uygarlığını koruma amacı ile, bütün emekçi örgütleri, aşırı sol partileri dağıtmıştır. Komünizm düşmanlığı, nazizmin önemli bir özelliği olmuştur.
J] Ekonomik yaklaşım. Devlet yaşamında ekonomi ön plana geçirilemez. Güdümlü ekonomi bir zorunluluktur. Hitler de, Mussolini gibi korporasyonlara bağlı olmuştur. Korporasyonları, sınıflar arası savaşı yok edici kuruluşlar olarak görmüştür. Nazizm, uluslararası kapitalizme de karşı olmuş, sağlıklı ekonominin düşmanı olarak görmüştür. Bütün bunlara karşın, gerçekte, nasyonal sosyalizm kapitalist sisteme bağlı kalmış, büyük sermayeden destek görmüştür.

PaylasShare on FacebookTweet about this on TwitterShare on TumblrShare on LinkedInShare on Google+