Abrazif, Abrazyon, Abreje, Abre Süleyman Ağa

ABRAZİF

(sıfat ve isim, Fransızca abrasif). Sürtünme ile maddelerden ufak parçalar koparabilen ve bileyi taşı yapımına yarayan sert madde.
Ansiklopedi: Abrazifler tabii veya suni olabilir. Tabii abrazifler, silisli (kuartz, kum, kumtaşı, arena, kieselguhr, sünger taşı) veya alüminli (zımpara, korindon) diye ayrılır; suniler de cam tozu, demir III oksid (kol kotar, İngiliz kırmızısı), korindon, bor karbür ve karborundum’dan ibarettir. Korindon, silisyum karbür (ve bu meyanda karbüründüm), bor karbür, elektrik fırınında elde edilir; bir bağlayıcı madde ile toplu hale getirilen bu ürünler suni değirmen ve bileği taşı yapımında kullanılır. Tabii abrazifler, yerlerini gün geçtikçe suni abraziflere bırakmaktadır. En sert abraziflerden olmakla beraber, silisyum karbür billurları alümin kristallerine nazaran biraz daha kırılgandır. Mohs cetvelinde maddeler, sertliklerine göre şöyle sıralanırlar: elmas, 10; bor karbür, 9,4; silisyum karbür, 9,2; billurlaşmış alümin, 9; tabii zımpara, 7,9; kuartz 6,8-7. Abrazifler ya tabii halde (kumtaşından yapılma değirmen taşları, kumlama işleri için kum), ya toz halinde (parlatma, düzleme işleri için), ya bez veya kağıt üzerine yapışmış olarak (cam tozu, zımpara kâğıdı), ya da çapak gidermeden en ince rektifiye ameliyelerine kadar sanayide daha çok rağbet gören sunî bileği taşları şeklinde kullanılır. Bazen, gerek birtakım ince pürüzlerin giderilmesi, gerek çok sert aletlerin (tungsten karbürden fritleme yoluyla yapılan âletler gibi) bilenmesi için elmas tozundan yararlanılır. Abraziflerin tane büyüklüğü, bileme veya parlatma işlerinde çok önemli bir rol oynar.

ABRAZYON

(isim, Latince ab, çıkarıp almak, radere, kazınmak’tan Fransızca abrasion). Abrazif denilen sert bir madde yardımıyla, kazıyarak çıkarıp alma.
Diş cerrahi: Dişin sert dokularının yıpranarak tahrip olması.
Jeomorfoloji: Sert madde döküntüleri taşıyan suyun sebep olduğu mekanik aşındırma, (özellikle deniz suyu için kullanılır. Yalı yarların (falez) gerilemesi sonucunda, kıyıdan açığa doğru düzenli bir eğim göstererek kayaları kesen yüzeye abrazyon yüzeyi denir.)
Tıp: Genişliği derinliğinden çok olan (sathî ülserasyon). Deri hekimliğinde, kötü teşekkül etmiş yara izlerini, bir motorla hareket ettirilen freze veya bileme taşıyle tahrip metodu. Cerrahlıkta, küçük mukoza parçalarının alınması: Bir yaranın abrazyonu.

ABREJE

(isim, Fransızca abregâ), Müzik: Org klavyelerinin tuşlarıyla yatak supaplarını birbirine bağlayan mekanizmanın bir parçası.

Abre Süleyman Ağa

Folklor: Balkan Türkleri ve özellikle Pomaklar arasında yaygın, türkülü bir halk oyunu. Kırklareli’ne bağlı Büyükmandıra köyündeki göçmenler hâlâ oynuyor. Genç kızların tek tek veya topluca oynadıkları bir kızlar dansıdır.

ABRETTENE

Eski coğrafya: Misia’da eski bir yer adı.

Hadi Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on RedditPin on Pinterest

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir