Hristiyanlık Doğuşu ve Yayılması Nasıl Gerçekleşti?

Hristiyanlık Doğuşu ve Yayılması Nasıl Gerçekleşti? İsa’nın kurduğu tek tanrılı din.

Hristiyanlığın Yayılması

İsa’nın dinine ilk inananlar, Yahudi kökenli kişiler oldu; bu da Ferisilerle Sadukilerin Yahudilere karşı düşmanca davranmalarına yol açtı. Bunlar İsa’yı sahtekâr olarak görüyorlar, gerçekleşen vaadin (Mesih’in geleceğinin vaat edilmesi) onun uydurması olduğuna inanıyorlardı. Böylece, başlangıçta Hristiyanlık,Vaftizci Yahya’nin müritlerinin (bunlar da “gelmesi gereken”i bekliyorlardı) devamı olan ve İsa’ya inananları bir araya toplayan çeşitli Yahudi mezheplerinden biri oldu. Hristiyanları ve “katı inançlı” Yahudileri Mesih bekleme konusunda bir araya getiren nedenler, İsa’nın kişiliği konusunda anlaşmaya varamadıkları için de bölünmelerine yol açıyordu.

Bir Kilisede yapılan ayin

Ama, gene de Hristiyanlık mezhebi giderek yayıldı; Yahudilikten ayrıldıktan sonra zayıflayacağı yerde, bütün Roma İmparatorluğu içinde, bu mezhebi birçok kişi benimsedi. Yayılmanın nedenlerinden biri de, Hıristiyanlığın Yahudi olsun, çok tanrılı dine inanan olsun bütün insanlara açık olmasıydı.

Aslında dört İncil’de de varolan ve son bölümleri yeryüzündeki herkesi dinsel göreve çağıran bu evrensellik ilkesi, ilk Hristiyanlarda bazı sorunlar yarattı (Petrus, Yuhanna ve Tarsuslu Paulus arasındaki anlaşmazlıklar da bunun örneklerini oluşturur). Ama, İ.S. 61’den başlayarak Roma’ da, bir Hristiyan topluluğunun oluştuğu görüldü.

Roma’da bulunan Yahudiler bu dine katılmaya çağrıldılar; Hıristiyan havariler, Yahudilerin bu çağrıyı kabul etmediklerini görünce çoktanrılı dinlere inananlara yöneldiler. Hıristiyanlık Romalılardan “Barbarlar”a, daha sonra da Ortaçağ’da İslavlara geçti, ama İslamlığın yayıldığı topraklarda (özellikle Aziz Augustinus’un vatanı olan Kuzey Afrika’da) hızla geriledi. Ancak XVI. yy’dan sonra Asya’ya ve Güney Amerika’ya, ardından Amerika’nın öbür bölümlerine ve XIX. yy’da da Afrika’ya Hıristiyan misyonerler gönderildi. Hristiyanlığın yayılmasının dünyanın Batılılar tarafından fethedilmesiyle sıkı sıkıya bağlı olduğu da bir gerçektir. Bu açıdan bakıldığında, Hristiyanlığın yayılmasında en büyük etkiyi Roma İmparatorluğu, daha sonra da Batı uygarlığı sağlamıştır. Bu nedenle Hıristiyanlık ile Batı uygarlığının yayılmasını birlikte düşünmek gerekir. Gerçekten de, Hristiyanlık, yüzyıllarca, Batı toplumunun kültüründe, siyasal ve toplumsal yaşamının değerlendirilmesinde, törelerinde belirleyici bir rol oynamıştır. Gerek Romalı tarihçiler, gerekse günümüzdeki bazı insanbilimciler Hristiyanlığın ilgi görmesini, kurucusuyla özdeşleşmesine bağlarlar.

“Tanrı’nın OĞLU” İsa

İsa’nın, Tanrı tasarısının gerçekleşmesi olarak tanınması, İsa’nın ilk müritlerinde bile çok yavaş, hatta zor gerçekleşmiştir. İsa’nın yaşamı onları son derece şaşırtmış, Tanrı’nın Oğlu olduğunu ileri sürmesi onların tek tanrıcılığını sarsmıştı. Ayrıca, Tanrının Oğlu’nun gelişi,Tanrı gizemini de allak bullak etmişti. Artık çok güçlü ve egemen bir Tanrıya başvurmak bir yana bırakılıp, insanların önüne gelen ve onları kendi yaşamıyla bütünleştirmek isteyen İsa’nın yüzüne bürünmüş bir Tanrıyı tanımak söz konusuydu. Tanrı, İsa’nın kişiliğinde bütün insanlar için bir Baba olarak ortaya çıktı ve onu yeniden dirilterek bu insanlara birçok din kardeşinin ilkini sundu.

Bundan da Hristiyanlığın ikinci özelliği kaynaklandı: İnsanlar yazgılarının ya da nedensiz bazı tanrısal olayların kurbanları değil, bir “Tanrı Baba’nın çocukları”dır. İnsanlarla Tanrı arasındaki ilişkilerin bu değişimi dinsel açıklamalarda da kendini gösterir. Birçok engelle bunalmış olan insanların özgürlüğünü amaçlayan İncil, onları büyünün, boş inancın oluşturduğu bağlamdan kurtulmaya itti.

HRİSTİYANLIĞIN SEVGİ ANLAYIŞI

İsa’nın kişiliğinden ayrılması olanaksız olan Hristiyan inancı, bir öğretinin ya da gizemsel bir yasanın açıklanması biçimini değil, bir olay, kutsal bir haber biçimini alır. Oysa, birçok dogmayla tanımlanan katı Hristiyanlık anlayışı, bu ilk açıklamayı yalanlar durumdadır. Aslında, Incil’ler aynı kişiden, yani İsa’dan söz eden anlatılar biçimindedir. Sonradan yazılanlar bu tek ve temel olayı yansıtan yorum ve düşüncelerdir. Böylece Hristiyan “öğretisi”, bir Hristiyanlık inancının oluşması, dogmaların işlenmesi, ancak bu olayla ilişkili olarak anlam kazanır. Bu nedenle de önemleri, İsa’nın kişiliğine az ya da çok yakın olma derecelerine bağlıdır. Kiliseler arasındaki farklılıklar, sonradan ortaya çıkmış bazı ikincil yan dogmaların önemini değerlendirmedeki ayrılıklardan kaynaklanır. Ama, tanrı bilimlerin ve dogmatik yazıların ortaya koyduğu Hristiyanlık inancının temeli, Kurtarıcı, Gerçek Tanrı ve Gerçek İnsan olarak kabul edilen İsa’nın mezhebinde yer alır.

İsa’nın din kardeşi olmak, Baba’sı olarak bildirdiği Tanrı’yı tanımak, Aziz Matta’mn ünlü yapıtında çizdiği yolu izlemek demektir,Tanrıyı tanımak ve onun düşüncelerine katılmak, doğmakta olan kardeş sevgisinin simgesel anlatımı olan, hastaya yapılan ziyarette, ezilmişin kollanmasında, yabancının ağırlanmasında, vb. ortaya çıkar.

Günümüzde Hristiyanlık

Son yıllarda yapılan istatistiklere göre, Hristiyanlık, dünya nüfusunun %35’ini, yani bir milyardan fazla insanı kapsar. Hristiyanların yaklaşık olarak yansı Katolik (660 milyon), dörtte biri Protestan, onda biri Ortodoks, vb’dir. Demek ki Hristiyanlıkta çok sayıda Kilise vardır.

Dünya nüfusunun hızla artmasına karşılık Hristiyanlığın yaygın olduğu yerlerdeki doğum oranının düşük olması, bu dine bağlı olanların sayısında nicel bir azalmaya yol açmıştır. Öte yandan, Hristiyanlık son yıllarda bir bunalım içindedir; bu bunalım da Hristiyanlığın getirdiği ideolojiyle gerçek arasındaki bir karşıtlık olarak ortaya çıkmaktadır.

Hadi Paylaş!Share on FacebookTweet about this on TwitterShare on Google+Share on RedditPin on Pinterest

Comments

  1. Yahudiler kabul etmedi diye başka uluslararası gitmediler İncil de isa onlara gidin ve diğer uluslararası müjdeyi duyurun dedi

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir